Roni MARGULIES
Bu "demokrasi paketi" herhangi bir hükümet tarafından 20 yıl önce açıklansa, "devrim" olurdu. Gerçekte olamazdı tabii, olsa "devrim" değil "darbe" olurdu çünkü. Paketi açıklayan Başbakan uzun etmeden idam edilir, iş bitirilirdi.
Yandaş gazetelerden biri pakete "devrim" demiş. Yanılmış. Yirmi yıl önce olurdu, bugün değil. Paketteki hiçbir şey, devrim bir yana dursun, yeni bile değil.
Örneğin, 'Andımız' kaldırıldı. Güzel. Ama zaten yıllardır Kemalizm'in aşırı saçmalıkları törpüleniyor. En son, okullarda öğrencilere eziyet etmek amacıyla düzenlenen 19 Mayıs törenleri kaldırılmıştı.
Örneğin, Mor Gabriel Kilisesi Süryani cemaatine iade edildi. Güzel. Ama zaten yıllardır azınlık cemaatlerinin devlet tarafından el konulmuş olan mülkleri birer birer iade ediliyor.
Örneğin, başörtüsü yasağı kaldırıldı. Güzel. Ama zaten kadın öğrenciler bir zamandır başörtülü olarak üniversitelere girebiliyor, başörtülü avukatlar duruşmalara katılabiliyordu.
Bunların hepsi olumlu, ama hiçbiri "devrim" filan değil. Gecikmiş adımlar, çekingen ve yetersiz adımlar.
Daha da önemlisi, en çok beklenti uyandırdığı konuda, paket yetersiz bile değil, hemen hemen sessiz, adeta dilsiz. Kürt sorununun çözüm sürecine çok önemli katkılar yapabilecekken, yapması beklenirken, paket alfabenin üç beş harfini özgürleştiriyor, köy isimlerini serbest bırakıyor.
"Şu demokrasinin nimetlerine bak!
"Harfleri özgürleştirmek" ifadesi ne garip, değil mi? Harf yasaklamak ne kadar tuhaf bir şey, değil mi?
Bazıları belki de yüzlerce yıldır kullanılan köy isimlerinin ansızın "Yeşilköy", "Yeniköy" veya "Türk bilmemnesi" olarak değiştirilmesi ne kadar saçma sapan, değil mi?
Bu saçmalıkları ortadan kaldırmak iyidir, güzeldir, ama "müthiş demokrasi adımları" olarak düşünmek biraz zor. Çözüm sürecine müthiş katkılar olarak düşünmek daha da zor.
Üstelik, sadece Kürt halkı için değil, Türkiye'de yaşayan herkes için zor. Hiç kimse, kaz kafalı Türk milliyetçileri hariç, "Vay be, Kürtler kendi köylerinin hakiki adlarını kullanabilecek, ne mükemmel bir demokrasi!" diye düşünmüyordur. Hiç kimse, "Şu demokrasinin nimetlerine bak, 'q' ve 'x' ve 'w' yazabilecekler artık, demokrasinin beşiği İngiltere'de bile böylesi yoktur herhalde!" demiyordur.
Yani paketteki adımlar Türkiye nüfusunun ortalama "hak", "hukuk", "demokrasi" anlayışının bile gerisinde. Yirmi yıl önce değildi, ama bugün gerisinde.
Ne değişti yirmi yılda?
Kürt halkı hem siyasî, hem kültürel, hem silahlı mücadelesiyle herkesi ikna etti: Ben Türk değilim, farklı bir dilim var, bana zorla "Türküm" dedirtemezsin, zorla kendi dilimden başka bir dil konuşturtamazsın. Kürtler ta 1980'lerin ortalarından beri bunun mücadelesini veriyor, diretiyor, direniyor. Konunun hasıraltı edilmesini, gündemden düşürülmesini engelliyorlar, "yokmuş gibi" yapılmasına izin vermiyorlar.
Ve o kadar direttiler ki, "Tamam abi, Türküm, doğruyum, çalışkanım" demeyecekleri o kadar açıkça belli oldu ki, hem devlet hem halk bu işin silah zoruyla çözülemeyeceğine ikna oldu. Zaten "Üzerlerine asker gönderelim de Türk olduklarını anlasınlar" yaklaşımı kenara bırakıldıktan sonra, haklı olduklarını, taleplerinin çok doğal olduğunu ve kolayca karşılanabileceğini anlamak zor olmadı.
Borç ödeme zamanı
Artık herkes Türkiye'de çeşit çeşit insan yaşadığını, çeşit çeşit diller konuşulduğunu, çeşit çeşit dinlere inanıldığını biliyor. Kemalizm'in zırvalıkları artık kimseyi, hatta CHP'li ve MHP'liler dahil, ikna etmiyor.
Artık herkes biliyor ki, bu memlekette Kürtler var, Süryaniler var, Ermeniler var, Çerkesler var, var da var. Ve bu insanlar Türk değil, kendi dilleri var, bazılarının kendi dini var, kendi kültürleri ve gelenekleri var. Ve hepsi vatandaş, hepsi eşit, hepsi biziz.
Bu paketin bugün kolayca kabul görmesinin nedeni, bu çeşitlilik bilincinin artık "sıradan" hale gelmiş olması, yediden yetmişe yayılmış olması.
Ve bunu, tüm diğerlerimiz Kürtlerin mücadelesine borçluyuz. Kapıyı onlar araladı. Devletin direncini onlar kırdı. Resmî ideolojide ilk gediği onlar açtı. Açılan gedikten hepimiz geçiyoruz.
Borcumuzu nasıl mı ödeyeceğiz?
Bu paketle yetinmeyerek. Çok daha fazlasını isteyerek, çok daha fazlası için mücadele ederek.
http://marksist.org/yazarlar/roni-margulies/12893-kurtlerden-bizlere-bir-paket-var
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023