Roni MARGULIES
Eskiden İETT (İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri) diye bir takım vardı. Voleybol takımı mı, basketbol mu, hatırlamıyorum. Ama taraftarlarının yaptığı tezahüratı unutmam mümkün değil: "Çarp Elektrik! Çarp!" diye bağırırlardı.
Bir de, Denizlispor taraftarlarının yaratıcılığı unutulur gibi değil. Bandırmaspor ile oynarlarken, Bandırmalıların "Bandırma! Bandırma!" diye bağırması üzerine, "Bandırcez! Bandırcez!" diye bağırdıkları rivayet olunur.
Spor izleyicisinin tarafgirliği hem çok yaratıcı olabiliyor, hem de çok doğal. Ama bir zamandır memlekette siyaset meydanı da spor sahalarına benziyor. Kimse pek yaratıcı değil, ama herkes futbol taraftarı gibi.
Üstelik, siyasetteki taraftarlık tamamen körü körüne bir bağlılık. Çocukluğumda Dolmabahçe'de maç izlerken arkamda oturan bir Fenerbahçelinin "Kanımı kessen sarı lacivert akar!" diye bağırması gibi. Arkama dönüp "Abi, kanını nasıl kesebiliriz, sıvı değil mi senin kanın?" diye sormak gelmişti içimden, ama ne dediğini anlamıştım tabii. (Ve sormamıştım!)
Örneğin, hükümet-Cemaat kavgasında, Cemaat'i tutanlar her ne pahasına olursa olsun tutuyor, hükümeti destekleyenler her ne yaparsa yapsın destekliyor. Bu da bana insanın kanını kesmesi kadar garip geliyor.
Hükümete oy vermeyi anlayabiliyorum. CHP-MHP koalisyonunu düşününce dehşete kapılanlar, başka alternatif olmadığı için vermiştir. Barış sürecinin devam etmesini isteyen ve CHP kazanırsa devam etmeyeceğini bilenler vermiştir. Ekonomik durumun iyi gittiğini düşünenler vermiştir. Tamam, bunları anlıyorum, ama hükümetin her yaptığını desteklemek nasıl bir şey?
Hükümete karşı olmayı da anlamak zor değil. Hatta çok daha kolay. Ama Ankara Belediye Başkanlığı seçimlerinde olanlar gerçekten çok garip! CHP, ülkücü Mansur Yavaş'ı aday gösterdi. Karşısında da yine eski ülkücü olan ve yaklaşık 500 yıldır Ankara'da nefretleri üzerine toplayan Melih Gökçek. Seçim sonuçlarında hile yapıldığı iddiaları üzerine, Yavaş'ı destekleyenler sokaklara döküldü. Bir kısmı bozkurt işaretleri yapıyordu, bir kısmı solcuların kullandığı zafer işaretini! Yani Gökçek'in devrilmesini isteyen "solcular" faşistlerle omuz omuza duruyor, birlikte slogan atıyordu!
Gökçek'e karşı olmak çok makul. Ama bir faşist için sokağa çıkmak, oy vermek, oy çağrısında bulunmak nasıl bir şey?
Bütün bunlar, körü körüne hükümeti veya Cemaat'i desteklemek veya hükümeti devirmek için habis rakibini desteklemek, mevcut durumu olduğu gibi kabullenmek anlamına gelir. Mevcut düzen bize bu seçenekleri sunuyor, biz de bunlardan birini takım tutar gibi destekliyoruz.
Gerçekten AKP'li veya Cemaat mensubu veya ülkücü olanlar için, sorun yok.
Ama içinde yaşadığımız düzenin belli bir sınıfın çıkarları doğrultusunda düzenlenmiş olduğuna, eşitsiz ve adaletsiz olduğuna, değişmesi gerektiğine inananlar için, futbol taraftarlığını siyasete taşımak anlamlı değil.
Toplumu değiştirmek isteyenler için, Cemaat'e karşı AK Parti hükümetini, Gökçek'e karşı Mansur Yavaş'ı desteklemenin hiçbir anlamı yok.
Toplumu büyük emekçi kitlelerinin değiştireceğine inanıyorsak, bu kitlelere çözüm olarak AK Parti iktidarını veya Mansur Yavaş'ın zaferini göstermek olamaz herhalde bizim işimiz! Veya bizim bu kitlelere önerimiz, AK Parti'den kurtulmak için CHP'ye oy vermek olamaz. "Hükümetten kurtulmak için milliyetçiliğe, ırkçılığa, barış sürecinin kösteklenmesine oy verin" demenin ne anlamı olabilir?
Bize düşen, emekçi kitlelerin taleplerine, özlemlerine tercüman olacak, bunları dile getirecek bir alternatif yaratmaktır. Düzenin önümüze koyduğu alternatiflerden birinin taraftarlığını yapmak değil.
Roni Margulies
(İlk olarak Sosyalist İşçi'de yayımlanmıştır.)
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023