Roni MARGULIES
Hangi Atatürk rozetini takacaksınız? Karar vermek çok zor değil mi? Hele alabileceğiniz bu kadar değişik ve güzel Atatürk rozeti varken.
Sitemizde aldığınız rozetin adedi arttıkça birim fiyatı düşmektedir. Peki ya birer adet ama birden fazla modelde Atatürk rozeti almak isterseniz ne olacak?
Bunu düşünerek size bir promosyon hazırladık. Adını “Haftanın Her Gününe Ayrı Atatürk Rozeti” koyduk.
Yedi değişik Atatürk rozeti alın, alışverişi tamamlarken İNDİRİM KODLARI yazan kutunun içerisine kupon kodu olarak HAFTANINHERGUNU yazın ve rozetleri yüzde 50 indirimli alın.
Böylece her gün farklı bir Atatürk rozeti takın, her gün Atatürk’ü farklı güzel bir özelliğiyle hatırlayın, hatırlatın.
Hangi rozeti alsam, kaç farklı model alsam diye düşünürken, Hürriyet gazetesinde “Atatürk’e sonsuz sevgi” başlıklı haberi okudum:
“Ölümünün 73’üncü yılında Ulu Önder Atatürk tüm yurtta sevgi, saygı ve özlemle anıldı.. Cumhurbaşkanı Gül, Anıtkabir Özel Defteri’ne ‘Milletimizin gönlünde müstesna bir yerde yaşıyorsunuz’ diye yazdı.”
Sonra da bir Taraf okurundan gelen aşağıdaki iletiyi okudum:
“Üniversiteye başlarken, ‘Kemalistim’ veya ‘ateistim’ dediğin zaman ilişkiye girebileceğin büyükçe bir grup kız vardı. Ben ne yaptım, kumaş pantolon altına taba rengi ayakkabılarım ve üstümde eşofman üstüyle, kapkara tipimle, Kürtlüğümle, bir gün Mustafa Kemal’e ince bir dil uzattım. Vay anam, kadınlar boğuyordu beni neredeyse. Neymiş efendim, ben şimdi ülkenin en iyi üniversitesinde iki kelimeyi yan yana getirebiliyorsam, bunu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’ne borçluymuşum.
Tamam, öyle olsun.
Peki, babaannem, tam Cumhuriyet çağında doğmuş bir kadın olarak, kendinden 35 yaş büyük bir adama satılıp yıllarca odanın birinde kumasının ve doğurduğu sekiz çocuğun arasında hayatını tüketmesini, hayatı boyunca araziye sıçmasını ve götünü taşla temizlemesini, tek kelime Türkçe bilmediği için hayatının felç olmasını ve Diyarbakır’a bizi ziyarete gelince ayakkabılarını sokağın başında çıkaracak kadar zavallı olmasını, bağırsak kanserinden ölmeden hemen önce bizzat benim, yüzüne konan sinekleri plastik bir sinek öldürücüyle yanaklarında ve burnunun üzerinde telef etmemi, yaşadığı 69 güzün en az 60’ında üzüm ezen ayakları bir tür mantara yakalandığı için ayak parmaklarının çürüyüp kopmasını kime borçluydu acaba?
Adı Gedra idi. Tipsiz ve Kürt olduğu ve Emine adlı Ermeni bir kadından dünyaya geldiği, babası o iki yaşındayken kafası baltayla parçalanıp katledildiği yetmezmiş gibi, ömrünün son on yılını şeker komasında kör olarak geçirdi.
Elinden tutup onu bazen Şeytan Pazarı’na götürürdüm. Mor Mardin turpunu çok severdi, turp almaya giderdik beraber. Bir gün yine pazara gittik. Turp aldık. Dönüşte yorulduk, kaldırıma oturduk. Dayanamadı demek ki, canı çok çekti. Bana Kürtçe ‘Bir tane turp ver oğlum’ dedi. Verdim. Ağzına götürdü. Geri çekti. Yiyemedi. Utandı. Dünyayı görmeyen bir kadın, sanki bütün dünyanın turpa eşermiş açları onu o an seyrediyormuş gibi utandı. Körler duygularını abartır, bilirsin. On sekiz yaşındaydım. Şimdi bile, o kadar mahcup bir yüz ifadesi gördüğümü hatırlamıyorum. Utanmaktan kaskatı kesilmişti. Alt tarafı bir iki ısırık turpu yiyemedi.
Atam, nur içinde yat. Kurduğun ülkede daha geçen yıl Engin Çeber isminde bir genç dayakla öldürüldü. Otuz gün önce de adı Uğur olan başka bir genç, terhisine beş gün kala dayak yedi, hastanede 78 gün can çekişti ve öldü. Senin yanına geldi. Sağ ol ağam, sağ ol paşam.”
Sayın Cumhurbaşkanı ile sevgili okuyucum aynı memlekette mi yaşıyor acaba?
Sayın Gül’ün sözünü ettiği “müstesna yer” neresi acaba?
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023