Ahmet ÖZTÜRK
Yalnızca havaların değil, ruhumun da kederli zamanları galiba… Bahar geliyormuş, dört bir yan az sonra deliren bir yeşile boyanıp, güneş en sıcak yüzü ile gülümseyecekmiş ülkeye, inanın hiç heyecan vermiyor şu aralar bana… Apansız yağan yağmurlar gibi, nedensiz bir keder yükü, içimde dolanıp duruyor… Elimdeki kitap sünüp gidiyor, okumalar da haz vermediğine göre iyice çöl iklimine girdi demek ki gönlüm… Oysa şarkıdaki gibi tıpkı, her bahar doğa gibi yüreğim de çiçeklenirdi benim… Dal uçlarından ışkın atmaya başlamış bir ağaç, altında sabırla beklediği toprağını patlatıp hayata tomurcuklanmış bir bitki, yamaçtaki bir çiçeğin kimselerin farkında bile olmadığı yabanıl kokusu, alıp getirir bambaşka dünyaların insanı yapardı beni…
Bir köşeden iki ayağı üzerine doğrulup sakin sakin etrafa seyreden bir kedinin gözlerindeki ışıltı kuşlar uçururken içimde, başını okşadığımda kuyruk sallayarak peşimden koşan köpeğin mesut yüzü yaz meltemi gibi serinletirdi yüreğimi… Dünyanın en cıvıltılı seslerini çıkaran narin bedeni ağacın zulasına gizleyerek şakıyan kuşlar, masmavi sonsuzluklara gönül dolusu kanat çırpan martılar, denizin gri sularında bir yitip bir görünen balıkçıllar, mesken tuttuğu sarp kayalıklardan muzaffer bir komutan gibi denizi gözleyen karabataklar en kederli zamanlarımı bile tül beyazı yapardı… Şimdilerdeyse, yaşadığım her şey yıkıp geçen bir kasırga oluyor, aysız gecelerin olanca karanlığı gibi çöküyor üstüme…
ŞEYTANA RAHMET OKUYASIM GELİYOR
Ağacı, kurdu, kuşu, çiçeği, börtü böceği seviyorum da insan denen canlı içimi fena halde üşütüyor şu sıralar… Hırslar, egolar, iki yüzlülüğün eşlik ettiği korkaklıklar, yıvışık bir yüzle açığa çıkan yüzsüzlükler, kendine olan aşkından yanıp tutuştuğu için başka herkesten nefret eden narsistik kişiler midemi bulandırıyor… Sayılarının ne kadar çok olduğunu görünce bir umutsuzluktan bir başka umutsuzluğa yuvarlanıyorum. Her biri bir başka granit olan insansılara tosladıkça insan yanım acıyor… Bunca nezaketsiz, olanca çirkinliğiyle bir araya nasıl toplanıyor, şaşırıyorum... Hiçbir şeye şamamam gereken yaştayım oysa…
İnsan kanı içerek semiren tacirler el üstünde tutuldukça toz duman içinde kalıyor beynim, sis basıyor derinliklerimi… Büyük bir hayretle tanığıyım ki, bir ayak üstünde bin yalan söyleyen hokkabazlar, namus timsali olarak geziyor ortalıkta. Gönül gözüm açık çok şükür, görüyorum ki namusu iki bacak hapsetmiş zavallılar yüzünde bin bir maske ile dolaşıyor… O kadar başarılılar ki kim melek kim şeytan karıştırıyorum çok zaman… Sergilenen iki yüzlülükleri, yapılan üç kağıtları, kurulan hileleri, çevrilen dolapları öğrendikçe şeytana rahmet okuyası geliyor… Bunca insansızlığa nasıl katlanacağım, bu sevisizlik ne zaman çıldırtacak beni sorusuyla boğuşuyorum daha sonra…
BİR RENK DEĞİLDİR MAVİ
Düzeysiz sohbetler, içtenliksiz merhabalar, yarınsız dostluklar, anda başlayıp anda tükenen arkadaşlıklar okyanusun ışık sızmayan en derini gibi zifiri karanlık yapıyor yüreğimi… Kısa sürede tıknefes kalıp soluğu tükenmeyen sevilerin, hayatı büyük bir yarış değil, uzun bir yürüyüş olarak gören ve tadına vara vara yaşayan engin gönüller aşığıyım… Kazanmayı da, yitirmeyi de, tıpkı cesaret ve korkaklık gibi insana dair bir edim olarak gören ve hayatı o boyutuyla kavrayan kamil insanlar peşinde dolaşıyorum. Masmavi bir dünya hayal ediyorum sonra. Edip Cansever gibi tıpkı, pürüzsüz mavilikleri özlüyor, yalınkat bir yürekle ona doğru koşuyorum:
“…Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır, düz / Kuş sürüleri vardır eğri / Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyası da vardır ki / İster kıyıları çekine çekine döven sulara benzet / İster ağır ağır yanan yaprak kümelerine / Anlıyor musun / Anlıyorsun elbette / Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik. // Maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi / Bir renk değildir mavi huydur bende / Ve benim yetinmezliğimdir / Ve herkesin yetinmezliğidir belki / Denecektir ki bir süre / Ve denecektir / Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten / Başka nedir ki // Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliğim / Ya sizler / Ey sırasını beklemeden gelen akşamüstleri.”
Edip Cansever
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.11.2024
18.01.2024
14.08.2023
2.06.2022
5.07.2021
24.05.2021
18.05.2021
26.04.2021
5.04.2021
7.01.2021