Ahmet TAŞGETİREN
2015’te “Yılın fotoğrafı” kıyıya vurmuş Aylan Bebek miydi? 2016’da “Yılın fotoğrafı” çok erken çekilmiş olmalı. Bu defa kıyıya vuran 34 Aylan Bebek... Bir, iki, üç, dört... ve otuzdört. Yüzleri kuma gömülmüş çocuk cesetleri... Aylan Bebeği bir jandarma eri kucağına alıp, insanlığın vicdanına sunmuştu. Bu defa bir jandarma eri çocuk cesetlerinin yüzüne gözüne bulaşmış kumları ayıklarken yansıyor vicdanlarımıza.
Kıyıya vurmuş cesetlerin üzerlerinde can yelekleri var. İçleri atık maddelerle doldurulmuş ve işe yaramaz
hale gelmiş o can yelekleri de insan kaçakçılığına dönüşen “Mülteci soygunları”nın bir başka vurgun alanı.
Ah şu insanın ve insanlığın tükenmişlik hali!
Ne denir bu insanlığımızı sorgulayan manzaralar karşısında ki?
Aylan Bebek, “mülteci sorunu”nda Avrupa’da bir vicdan ayaklanması gerçekleştirmişti. Türkiye ile görüşmeler oldu falan... Sonra?
İşte 34 ceset daha...
Şimdi ne yapılacak?
Avrupa ile ne görüşülecek?
Türkiye 2.5 milyon mülteciyi barındırıyor topraklarında. Kamplarda veya hayatın içinde...
Bunlar artık haber olmuyor. İş hayatı içindeki Suriyeliler vs. artık Türkiye’nin ve dünyanın normallerinden...
Ama kıyılarımıza cesetler vurduğunda mülteci sorununun yürek yakan kısmı yeniden alevleniyor.
“Türkiye ve mülteciler” gündeminin parçası olarak...
Batman’da çadırda yaşayan bir mültecinin 4 aylık bebeği soğuktan donduğunda yine “Türkiye ve mülteciler” başlığı altında haberleşiyor.
Suriye’de yaşanan faciayı anlatamadık dünya vicdanına. “Bu bombardımanlar insanları ve şehirleri vuruyor, bunlar bombardımandan canını kurtarabilen insanları milyon milyon ülkesini terk etmeye zorlar” dedik, duyuramadık. Amerikası, Rusyası, İran’ı, stratejik hesapların içinde kayboldular, daha kötüsü savaşın rantının hesabı içine girdiler. Avrupa, mülteciler kapıları zorlamaya başlayıncaya kadar Esed zulmüne dair üç maymunu oynadı.
Kıyılarımıza vurmuş bu çocuk cesetleri kimin günah hanesine yazılacak?
Bence Türkiye, bu olayı yeniden değerlendirmeli.
Olay, Avrupa ile mülteci göçlerini konuşmakla sınırlanacak gibi değil.
Kıyılarımıza vuran cesetler, her şeyden önce “insani boyut”uyla dünyanın duygularını harekete geçiriyor.
O zaman Türkiye’nin öncelikle
bu insani boyuta sahip çıkması ve onu bütün dünyada sıcak gündem halinde takip edecek bir misyon oluşturması gerekiyor.
Şu sebeple ki:
- Suriye savaşının süper güçlerin rant alanı olmaktan çıkarılması ve insanlığın ödediği bedel boyutuyla gündem olması için... Dünya, Rus bombardıman uçaklarının, Esed’le işbirliği halinde ana okulları dahil sivil alanlara yönelik cinayetlerini nasıl görecek değilse?
- Mültecilerin Avrupa umuduyla insan kaçakçılarının elinde sömürülmesinin ve çürük botlarla denizde facialara kapı aralanmasını önleyecek tedbirler alınması için... (Bir soru: Sahil güvenlik birimlerimizin bugüne kadar denizde 90 binin üstünde mülteciyi kurtardığı bildiriliyor. Peki bu botların denize açılmasını önlemek mümkün değil mi?)
- Yeni göçleri önleyecek tedbirlerin Suriye’de alınabilmesi için...
- Türkiye’dekiler dahil, farklı ülkelerdeki mültecilerin özellikle kış şartlarında insanca şartlarda yaşamaları
ve yeniden yurtlarına dönebilmelerini temin için...
Oluşturulacak misyon kanaatimce sırf “insani bir çığlık” gibi hareket etmeli. Mesela konu Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin bir boyutu gibi değil, ondan ayrı ve bir insanlık problemini görüşür gibi ele alınmalı. BM nezdinde bu çığlık en yüksek tonda seslendirilmeli, İslam İşbirliği Teşkilatı, belki her küresel kurumdan önce harekete geçirilmeli vs.
Endişem şu:
Kıyılarımızdan yola çıkan ve yine kıyılarımıza vuran çoğu kadın, çocuk mülteci cesetleri dünya kamuoyunda Türkiye’nin mülteciler konusunda gösterdiği büyük insani gayreti gölgeleyebilir. Bence konu daha özel bir planlamayı gerektiriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026