Ahmet TAŞGETİREN
Bu, FETÖ davaları için bir teklif.
Bir hukukçudan. Hukuku iyi bilen ve çözüm arayışlarına kafa yoran bir siyasetçi. İsim vermeyeceğim.
Bir darbe yaşadık. Bir paralel devlet yapılanması ve onun fesadı ile karşı karşıya kaldık. Fesadın içinde bizzat rol alanlar var, bir de iltisaklı alanlar…
Davalar terör kapsamında açılıyor.
Hep diyoruz, alan dini zeminde gerçekleşen bir yapılanma alanı.
Türkiye’de din ilgisi her zaman özel duyarlılıklar oluşturmuş, insanlar bağlanmışlar, çağrının etkisi ölçüsünde aidiyet oluşmuş ve kendilerinden bir şeyler vermişlerdir. Para, fiili hizmet, çocuklarının katkısı vs…
Buna bir de devletin dini alana yönelik kısıtlamaları eklendiğinde, din ile alaka, bir tür dayanışmayı kaçınılmaz hale getirmiştir.
İşte bütün bu olgular içinde, pek çok yapı oluşmuştur.
Fethullah Gülen Cemaati diye başlayan, sonra kendilerini “Camia” diye niteleyen sonra sonra başka dönüşümler geçiren, uluslararası boyutlarda genişleyen, bu sebeple küresel odaklarla temasa geçen ve nihayet Ak Parti iktidarı döneminde özellikle Yargı – Emniyet - Asker alanında etkinlik kazanan, eğitim yatırımları ile oldukça geniş bir gençlik alanını etkileyen ve nihayet tüm bu birikimi önce “Paralel devlet eylemi” halinde, ardından darbe girişimi çılgınlığı ile devreye sokmaya kalkışan bir yapı: Devlet tanımlamasıyla FETÖ… Açılımı: Fethullahçı Terör Örgütü.
Evet darbeye kalkıştılar. İnsanları öldürdüler, yaraladılar. Meclis’i bombaladılar vs.
Kim?
FETÖ.
Gelinen noktada sorun şurada: Bu yapının dokunduğu insanlardan hangisi FETÖ kapsamındadır?
Yapının toplumsal boyutu oldukça yaygın. Bir yanda beyin takımı var, darbeye katılanlar var, yargıyı – emniyeti, orduyu ifsad edenler var… Bir yanda da bütün işlerin legal olduğu dönemlerde dershanesiyle, okuluyla, bankasıyla, yardım çalışması yapan dahil her türlü derneği ile ilişki kuranlar var. Annesi, babası, kardeşi ile iltisaklı olan var.
Yargılamalar var. 500 bini aşkın insana dokunulmuş. Gözaltı, tutuklama, uzun tutuklama, yurt dışına çıkış yasağı, devlet görevinden ihraç, suçsuz olduğu ortaya çıktığı halde geri dönememe, vs…
Yer yer ilk derece ve isti’nafta biten davaların Yargıtay safhası başlamış. 9. Daire, yargı mensuplarının davasına bakıyor, 16. Daire de genel davaların temyizine…
Yargıtay safhasında alt mahkemelerin yaklaşımından farklı bakışların ortaya çıktığı bir gerçek.
Diyelim Ahmet Altan – Nazlı Ilıcak davasında yargılama, hükümeti devirmeye teşebbüsün karşılığı olan müebbetten, örgüt üyesi olmadığı halde terör örgütüne destek vermeye ve onun karşılığı 15 yıllık hapis talebine dönüşmüş durumda.
Bu arada Yargıtay’ın kararlarına (Aynı şekilde AYM’nin kararlarına) yerel mahkemelerin uyup uymama sorunu çıkıyor.
Yargılamalarda siyasetin gölgesi tartışılıyor.
Yer yer hiçbir örgütlü suç yargısında bulunmamış savcıların, yargıçların verdiği kararlar söz konusu.
Belli ki Türkiye, daha uzun süre bu davalarla uğraşacak. Yargıtay temyizi, AYM’ye bireysel başvurusu ardından AİHM boyutu, belki peş peşe gelecek tazminatlar…
Ayrıca Yargıtay ve AYM kararlarının “Cesaret meselesi” haline gelmesi ve bunun da “Siyaset – Yargı ilişkisi”ni sürekli gündemde tutması…
Şöyle olsaydı:
Yargıtay’ın 16. Dairesi ile 9. Dairesi, artı AYM, artı üniversitelerin ceza hukukçuları diyelim İstanbul, Ankara, İzmir gibi davaların yoğun olduğu illerde yargı mensupları ile buluşsa ve davalarda “Doğru perspektif”i onlarla paylaşsaydı.
“Terör suçları”nda doğru perspektif ne?
-Bilmek ve kasıt.
Yani terörle yargıladığınız kişiler, ilişkili olduğu örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilecek ve onun eylemlerine katılma kastını taşıyacak.
Devleti yönetenlerin örgüte her alanda kolaylıklar sağladıktan sonra terörle karşılaşınca “Yanılmışız” dediği bir süreçte, sokaktaki insanların “teröre bilincli katkı”dan yargılanması adil olmaz.
***
Falanca savcıya telefon edebilecek birisini bulabilen, falanca milletvekilini araya sokabilen, devlette etkili bir kişiye ulaşabilen….. yani adamı olan, yanlışları düzeltme umuduna ulaşabiliyor. Kirlilerin kirden arınma yollarının olduğu da artık bu piyasada bilinen uygulamalardan…
Altta kalanlar çok. Onların canı çıkıyor ve asıl bunun ülkeye (Ak Parti’ye de…) bedeli büyük olacak.
***
Aslında memlekette geçmişi, bugünü, yarını gören akil adamlar var. İyisi mi onlardan yararlanmak ve ülkenin bir an önce normalleşmesini sağlamak…
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026