Akif BEKİ
Celal Güzelses’in “Bahçada yeşil çınar” türküsü anlatıyor, karından konuşmanın nedenlerinden biri gizli sevda çekmektir.
Karanlıkta göz kırpanların başında onlar gelir.
“Ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar” endişesi taşıyanlar...Açık konuşmaz, duygularını bir define gibi saklarlar.
Başka bir şarkı açıklıyor: “Aman kimseler duymasın, aman kimseler bilmesin, sonra düşeriz dillere.”
Cahit Sıtkı “Haydi Abbas, vakit tamam” diyerek, Abbas’tan kırbacı sihirli seccadeye basmasını ve ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan alıp uçarak getirmesini ister.
Ama 14’lük ilk sevgilinin adını sadece okurdan değil, sevgiliden de gizler. Ayıplanmaktan korktuğu için olsa gerek.
Sevgili dahi haberdar değil, anlamaz, ruhu bile duymaz. Kim olduğu, şair ile onun dileklerini gerçekleştirecek emir cini arasındaki bir sırdır.
Fakat bir yazar ve şair, illa gizli sevdanın tehlikelerinden sakınmak için derine gömmez manayı.
Attila İlhan gibi başka nedenleri olanlar da vardır.
“Zenciler Birbirine Benzemez” romanı, yazarın şu itirafıyla tanıtılmıyor mu:
“Kitap ‘Soğuk Savaş’ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yazılmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim.”
Mesajın muhataba ulaşmasını garanti etmenin bir yoludur bazen flu yazmak. Haberleşme güvenliği, şifreleme gerektirdiği için.
Yoksa viran olası hanede evladüiyal, çoluk çocuk ekmek beklediği için değil. Ki bu da bir sebeptir bazen.
Kapalı, dolaylı anlatıma başvurmanın gerekçeleri bununla da kalmıyor.
Üslup dehası Cemil Meriç’in nedeni, sığlaşmaktan kaçınmak. Jurnal’deki yakınmalarından biridir.
Yalınkat, olduğu gibi, “Ali topu at” basitliğine indirgeyerek dümdüz söylenemiyor her mana.
Çok katmanlı, girift oluyor bazen mesele. Somut, yalın cümleler maksattaki genişliği, çeşitliliği, çapraşıklığı ifadeye yetmiyor.
Herkes anlasın diye her duyguyu, her düşünceyi, Cin Ali fişine sığdıramıyorsunuz yani.
Soyut kavrayışlardaki zenginlik, günlük dilin imkanlarından taşıyor.
O zaman da halka inememe, kalabalıklara seslenememe sorunu çıkıyor ortaya.
Cemil Meriç’in çözümü şu soruda: “Sanat adamı, bir panayır cambazı mıdır?”
Ve şu iki pasajda:
“Kısa cümle, aydınlık cümle… ne demek? Ne kadar kısa, kimin için aydınlık? Fikri, balta ile belinin ortasından kesmek...”
“Halkın seviyesine ineceğiz diye dilimizi papağanınkine benzetmek, halklaşmak değil...”
Halkın, geniş kalabalıkların okuyacağı kitaplar var.
Ama her metinden bunu beklemek, dilde bayağılaşmaya, papağanlaşmaya, o da zihinsel körelme ve yoksullaşmaya yol açmaz mı, haksız mı üstat?
Halka anladığı dilden konuşmak, kalabalıklara dert anlatmak kadar önemli bir başka sorumluluk: Seviyeyi yukarı çekmek!
Aksi, fikir hayatını yüzeysel sloganlara hapsetmek ve kısırlaştırmaktır.
Kültürde, sanatta bilinç, kavrayış, zevk ve beğeni çıtası, kitleleri zahmete sokmadan nasıl yükseltilecek?
Okurdan çaba istemeyen rahat sökülür yazıyla, izleyiciyi kolaya alıştıran klişe repliklerle, dinleyiciyi yormayan beylik nakaratlardan müzikle zihin, ufuk, derinlik açılır mı?
Talep ve tüketime ayarlanmış tek boyutlu, tekdüze işler, yazarı ve sanatçıyı halk avcısı demagoglara dönüştürür.
Bıkkınlık veren basmakalıp tekrarların topluma ne hayrı var?
Halka inmek, karşılıklı birbirini aşağı çekmekle sonuçlanmamalı.
Piyasa müziğine teslim olmanın, günün sonunda müzik piyasasını sürüklediği kısır döngü ve çöküş ortada.
Ahmet Haşim, şiirde anlam aramayı, eti için bülbülü kesmekle bir tutar bu yüzden.
Kaldı ki çağrışıma, kinayeye, mecaza, metafora, alegoriye, hicve, ironiye...Herhangi bir dolaylı ve katmanlı anlatıma bile razı gelmeyen bir talebi edebiyat nasıl karşılasın?
Mevlana’nın öğüdü, körler çarşısında ayna satmamak, sağırlar pazarında gazel atmamaktır.
Çarşıya, pazara uysanız bülbülü değil ama edebiyatı öldürmekle bitebilir.
Uymasanız, anlaşılmamak da bir ıstırap. Abdullah Cevdet’e “Körler diyarında mum taciriyim” dedirten kesatlık. Cemil Meriç’e, kafesinde yalnızlık şarkıları söyleten hal...
“O Kadar da Uzun Boylu Değil”de ortasını bulmaya çalıştım. Yasin Topaloğlu’nun editörlüğünde Elips Kitap’tan çıktı. Haftaya raflarda.
Kapağa, sanatçı dostum Ahmet Güneştekin’in sihirli eli değdi. Özel çekim görsel, onun eseri. Sağ olsun, başka bir sanatçı dostumuz Şener Özmen de harika tasarladı.
Ve hayır, karanlıkta göz kırpmadım. İmalarım, bakan her göze görünür.

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
24.01.2026
22.01.2026
16.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
8.01.2026