Akın ÖZÇER
Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat Perşembe günü, CHP’nin en düşük emekli aylığını 20 bin liraya yükselten yasal düzenlemenin, yapılan artışın yetersiz olmasının yanı sıra 20 bin liranın üstünde maaş alan emeklilere yansıtılmadığı, ayrıca tüm emeklilere insan onuruna yakışır bir maaş düzeyinin belirlenmesinin gerekli olduğu gerekçeleriyle iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yaptığı başvuruyu esastan görüşmeyi kabul etti. CHP’nin başvurusunda iptali istenen düzenlemenin Anayasa'nın "insanca yaşam hakkı", "eşitlik" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu belirtiliyor. Mahkeme bu konuyu araştırması ve görüş oluşturması için bir raportör belirleyecek. Raportörün çalışması tamamlandıktan sonra konuyu ele alacak ve bir karar verecek.
Kararın ne yönde çıkacağını kestirmek elbette mümkün değil ama öyle sanıyorum ki başvurunun en azından Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde kısmen kabulü mümkün. Bunun somut anlamı, en düşük emekli ücretine yapılan orandaki artışın 5510 sayılı kanuna tabi diğer SSK emeklilerine de yansıtılması ki bu yüzde 6,28 lik ilave bir zamma tekabül ediyor. Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memuru Kanunu’na tabi emeklilerinin zam oranı toplu sözleşme ilave zammı nedeniyle daha yüksek olduğu için böyle bir kararın onları etkilemeyeceği düşüncesindeyim. Onları asıl etkilemesi söz konusu olan zam, memura verilen ama yasanın ruhuna aykırı bir düzenlemeyle 32 aydır emeklisine yansıtılmayan seyyanen artış.
Bu konuda önceki yazılarımda dile getirmiş olduğum gibi, Yargıtay Onursal üyesi Seyfettin Çilesiz’in açmış olduğu bir dava var. İlk derece mahkemesi Sayın Çilesiz’in Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini reddettiği için dava İstinafa taşındı. Çilesiz ayrıca bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmış bulunuyor. Bu başvuru esası itibariyle Anayasa’nın kanun önünde eşitlik maddesine dayanıyor. Bu konuda göz önüne alınması gereken en önemli madde bence de bu. 20 bin liranın düşüklüğü ile ilgili olarak Mahkeme bu konunun görev sınırları içinde olmadığı değerlendirmesinde bulunabilir. Bekleyip görmek gerek.
Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesine aykırılıktan verebileceği kısmi kabul kararı, SSK emeklilerine sağlayacağı küçük zammın yanı sıra Sayın Çilesiz’in açtığı seyyanen davasını da olumlu etkileyebilir. Dahası, çok daha önemlisi, hükümetin medyaya sızan GETAD (Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi) çalışmasının eşitlikçi bir temele dayalı olarak gözden geçirilmesini sağlayabilir. Bir önceki yazımda eşitsizlikçi tarafını öne çıkardığım bu sistem konusunda Sosyal Güvenlik uzmanı ve Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş 11 Şubat tarihli yazısında kaygılarımı doğrulayan ayrıntılı bilgiler aktarmış bulunuyor.
Emekli maaşlarını tabanda eşitleme sistemi
Karakaş’ın, sözünü ettiğim yazısı “Emeklilikte ‘kök’ten çözüm: Maaş değil, ihtiyaç dönemi başlıyor!” başlığını taşıyor. Karakaş yazısında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi (GETAD) ile ilgili olduğu anlaşılan hükümetin yürüttüğü emekli çalışması konusunda hükümet cenahından edindiği kulis bilgilerini ayrıntılandırıyor. (https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/isa-karakas/emeklilikte-kokten-cozum-maas-degil-ihtiyac-donemi-basliyor-1770011) Bu bağlamda, henüz somutlaşmış bir rapor ya da taslak olmamakla birlikte beş aşamalı bir model öngörüldüğünü aktararak bazı somut örnekler veriyor.
Bu model insan odaklı olmadığı için emekli kesiminde büyük tepki görüyor. Çünkü emeklinin geçmişteki çalışmasının ve ödediği primlerin karşılığı olan geliri değil hanesinin gelirini esas alıyor. Karakaş bu konuda şöyle bir örnek veriyor: “ Emekli Ali: Kök maaşı 11.000 TL. Kirada oturuyor, evde başka gelir yok. Emekli Veli: Kök maaşı 11.000 TL. Kendi evinde oturuyor, eşinin de 16.000 TL emekli maaşı var. Sonuç: yeni modelde Emekli Ali, "gelir eşiği" altında kaldığı için kira, yakıt ve nakit desteği alarak geliri hükûmetin öngördüğü örneğin 22.000-28.000 TL seviyesine tamamlanacak. Emekli Veli ise toplam hane geliri (daha) yüksek olduğu için sadece mevcut 20 bin TL taban maaşını 6 ayda bir yapılacak enflasyon farkı 20 bin TL’yi aşıncaya kadar geçecek süre boyunca aynen almaya devam edecek. “
Karakaş’ın verdiği yukarıdaki örnekten hareket edilecek olursa, ödediği primlerden bağımsız olarak Ali’nin maaşı GETAD desteğiyle örneğin 28 bin TL’ye çıkarılıyor. Veli’ninki 11 bin, eşinin maaşı da 16 bin olduğu için hane geliri 40 binde (20+20) uzun süre kalıyor. Ta ki enflasyon farklarıyla kök maaşları 20 binin üstüne çıkana kadar. Hanesinde iki maaş olduğu için Veli, Ali’ye devletin verdiği 17 bin liradan mahrum . Oysa Ali’nin eşi çalışmamış, Veli’ninki ise çalışmış. Veli. eşinin de emekli olması nedeniyle devlet katkısı alamıyor. Oysa emekli maaşı hanelere değil insanlara verilir. Bu modelde insan unsuru yok. Sadece hane gelirlerinin alt düzeyde eşitlenmesi söz konusu.
Oysa bir önceki yazımda belirttiğim gibi, emekliler için gelir düzenlemesi yapıldığında, bunun tüm çalışan ve emeklilere yaygınlaştırılması gerekir. GETAD ancak emekli maaşları insan onuruna yakışır, kabul edilebilir bir seviyeye getirildikten sonra hala gelir ihtiyacı olan aileler varsa onlara verilmelidir. Özü itibariyle maaş değil sosyal yardımdır çünkü. Karakaş’ın aktardığı şekilde bir çalışma yürütülüyorsa emeklilerin hane gelirini tabanda eşitlemekten mutlaka kaçınılmalıdır. Primlerini ödemiş, emekli olmuş insanların maaşları belirlenirken yaşadıkları hanenin gelirine katkıları değil tek başlarına insanca yaşam hakları göz önüne alınmalıdır elbette. Bu, hukuken olduğu kadar parasal bir zorunluluktur da. Sonuçta emeklilik primlerinin bir fonda toplanmış ve bu fonun işletilmiş olması devletin görevidir. Fonda toplanan primlerin herhangi bir hükümet tarafından başka bir amaçla kullanılmış olması devletin sorumluluğunu elbette ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla hiçbir hükümetin bütçede para kalmadığını öne sürüp emekli maaşlarını düşük tutması geçerli bir gerekçe olamaz.
Görüldüğü gibi, bu temel ilkelerden bihaber veya bu ilkeleri umursamayan bir hükümet uygulamasıyla karşı karşıyayız. Bu hiçbir demokratik hukuk devletinde kabul edilebilir değil. Ama Anayasa maddelerinin keyfi olarak uygulandığı ya da keyfi olarak ihlal edildiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz. Özellikle 2023 seçimlerinden bu yana. Başta “Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları” olduğunu hükme bağlayan 11. maddesi ihlal edilmek suretiyle.
Buna karşın, Karakaş’ın verdiği bilgiler çerçevesinde yapılacak bir yasal düzenleme, bazı kararlarına uyulmadığı oluyorsa da Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinde, gereği yerine getirilmek durumunda. Bu kadar açık bir anayasaya aykırılık içeren bir düzenleme yürürlüğe girebilir mi? Bilemiyorum ama Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusunu en azından eşitlik ilkesi üstünden kısmen kabulü, GETAD’ın da gözden geçirilmesi ve anayasa ilkelerine uyumunun sağlanması bakımından önem taşıyor.
Peki hükümet neden GETAD’a bel bağlıyor?
Sorunun yanıtı basit: Yılmaz-Şimşek yönetiminin yanlış olduğunu başından beri savunduğum enflasyonla mücadele politikasının ve hedefleri sürekli şaşan OVP’nin (Orta Vadeli Program) beklenen sonuca ulaşamayacağı anlaşıldığı ve emekli protestoları arttığı için elbette. Merkez Bankası, 12 Şubat günü, yılın daha ikinci ayında yılsonu enflasyon tahmin aralığını 2 puan yükseltmek zorunda kaldı ki ilave revizyonlar da gelecektir olasılıkla. O bakımdan hükümet dul ve yetimler ile emekliler ve eşlerinin oluşturduğu yaklaşık 30 milyon seçmenin memnuniyetsizliğini giderek yaklaşan seçim tarihinden önce giderme zorunluluğunu hissediyor olmalı.
Bir önceki yazımda da altını çizmiş olduğum gibi, bu memnuniyetsizliği gidermek 3 trilyonun üzerinde para gerektiriyor. Yılmaz-Şimşek politikasıyla bu imkânsız. Bu nedenle olsa gerek hükümet Hazine ve Maliye Bakanı’nın deyimiyle bütçeye yükü daha az olan formüllere yönelmiş olabilir. Nitekim öngörülen şekliyle GETAD özellikle en düşük maaşı alan 5 milyon emeklinin sadece kirada oturan tek maaşlı kesimine yönelik bir iyileştirmeyi gündeme taşıyor. AK parti kurmayları bol vaat ve reklamlı GETAD sayesinde bu kesimden oy almanın Cumhur İttifakı iktidarını sürdürmek için yeterli olacağını düşünüyorlar belki de bilemem.
Ama şunu biliyorum ki emeklilerin çoğunluğu iktidarın attığı her adımda bir kesimin mağduriyetine yol açan bu tür ayrımcı ve eşitsizlikçi girişimlerinden bıkmış durumda. Emeklilerin nabzını tutmak yeterli bu gerçeği görmek için. Anketlerin de gösterdiği gibi iktidarın emekli kesiminden onları insan yerine koymadıkça alabileceği oy fazla değil. Hatta bundan sonra hükümet ne yaparsa yapsın, emeklinin çoğunluğunun bir önceki seçimde Cumhur İttifakı’na oy vermiş olanlar dahil sandıkta iktidar değişiminden yana tutum alacağı belli. Kimse emekli deyip geçmesin. Çocukları ve torunlarıyla geniş bir ailenin bireyleri. Onları çocuklarına, akrabalarına muhtaç etmek, borç içinde yaşatmak ne kadar akılcı bir politika, büyük bir soru işareti.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025