Atilla Aytemur
Ağır seçim yenilgisi sonrasında AK Parti’nin kendine çeki düzen vermesini bekleyen herkes yanıldı.
Yargı reformu hazırlığıydı, Kürt sorununda bazı kucaklayıcı demokratik adımlar atılmasıydı… derken kayyımlı yıllara yeniden dönüldü.
HDP’nin Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanları koltuklarına bile doğru dürüst oturmamışken görevden alındı.
Sebep?
Alışkanlıktan olsa gerek, gözüm bu kentlerde hendek, barikat, çatışma gibi şeyler aradı ama hayli zamandır yok.
Seçimler daha dün yapılmış sayılır; halen sandığın dumanı tütüyor.
Herkes gibi benim de aklıma seçim döneminde iktidar ve AK Parti sözcülerinin “Seçilseler bile görevden alır, kayyım atarız” dedikleri geldi. Doğrusu pek inanmamış, seçmeni caydırma salvoları diye yorumlamıştım.
Dehşetli yanıldım.
Millet iradesi mi! Geçiniz bir kalem…
İktidar allem edip kallem edip ne dediyse yaptı ve halkın seçtiklerini siyasi kararla görevden aldı.
Yok millet iradesiymiş, yok demokrasiymiş, yok sandıkla gelen sandıkla gidermiş… gibi mevzulara hiç mi hiç takılmadı.
Kafasına koyduğunu yapan bir iktidar!
Halbuki bu başkanlar, aday olmak için vakitlice devletten tapu gibi temiz kâğıdını alıp YSK’nın kapısını çalmışlardı. YSK da onlara “Seçime aday olarak girebilirsiniz ve eğer seçilirseniz ben de size başkanlık mazbatasını veririm” demişti.
Bunu gören halk da “devlet yamuk yapmaz” diye düşünerek, seçimde bu adaylara basbayağı ciddi oranlarda oy verip kayyımlı dönemi bitirmişti.
Sandıklı demokrasi bu ya; netice itibariyle kayyımla gönderilenler, halk iradesinin tartışmasız tecellisiyle geri gelmişlerdi.
Eğer seçmen kayyımlı dönemden, o yere göğe sığdırılamayan faaliyetlerden ve kayyımcı partiden memnun olsaydı, hiç şüpheniz olmasın, iki eli kanda olsa bile koştura koştura sandığa gider, onlara da oy verirdi.
Zaten demokrasi, milli irade gibi ağzımızdan düşürmediğimiz kavramlar da bu hikâyeyi anlatmıyor mu?
Tarihe nasıl geçmek istersiniz?
Şimdi sandıkta kaybedenlerin, hukukun etrafından dolanarak halkın seçtiklerini görevden almasıyla karşı karşıyayız.
Üstelik işi kitabına uydurmak amacıyla belediye meclisinin seçilmişleri arasından birini de seçmeyip, doğrudan iktidara bağlı valileri belediye başkan vekili olarak atıyorlar.
Bu durumda aklı başında herkes haklı olarak, “Madem görevden alacaktınız, niye seçime soktunuz” diye soruyor.
Öyle ya, seçmenin iradesiyle bu şekilde oynanır mı?
Demokrasi, kuralları önceden belirlenmiş bir oyunsa, kaybedince kuralları bir tarafa atıp keyfi davranmak koskoca partiye, on yedi yıldır kesintisiz iktidar kullananlara yakışır mı?
Öyle “darbe” gibi kavramları bir yana bıraktım; siyasi ahlâk bakımından kaldırılamayacak kadar ağır bir yük bu.
Hani, iktidarlar kimi zaman göğüs kabartan şeylerle tarihe geçerler. Bir de böyle demokrasi adına yüz kızartan işlerle…
Bol bol iddia var ama…
İleri sürdükleri gerekçeleri inandırıcı bulana pek rastlanmıyor -- tabii yandaş kalemler ve sözcüler, özetle troller hariç.
İçişleri Bakanlığı sayfalar dolusu açıklamalarda bulundu ama bu başkanların seçildikleri ve faaliyet yürüttükleri son beş aylık döneme dair ortada hiçbir şey yok. Bakanlık, “şikâyet, ihbar, gözlem, bilgi, şehit yakınının işten çıkarılması, eş başkanlık uygulaması, örgütle iltisak, sokak isimlerinin değiştirilmesi” gibi, hukuksal gerekçe olmak bakımından bir anlam ifade etmeyen birtakım siyasi mülahazalar öne sürüyor.
Bunlara ilâve olarak, önceki 3-4 yıllık döneme dair açılmış ama henüz bir dâvâya bağlanmamış soruşturma dosyaları alt alta sıralanarak suçluluk algısı yaratılmaya çalışılıyor.
Televizyon programlarına dâvet edilen Süleyman Soylu da bunları tekrar edip durdu. Doğal olarak “Dâvâ nerede, kesinleşmiş mahkeme kararı nerede” diye sorulduğunda, resmi ağızlardan alınan cevap “hık mık”tan öteye geçmiyor.
Bu ağır demokrasi ihlâline eşlik eden başka önemli gelişmelerin olduğu da dikkat çekiyor.
PKK’nın silahlı güçlerine ve dağlardaki konaklama alanlarına karşı günlerdir Van, Hakkari ve Şırnak’ta jandarma komandoları, polis özel harekât güçleri ve güvenlik korucularının katıldığı büyük bir operasyon yapılıyor.
29 ilde PKK/KCK örgütlenmesi ve faaliyetlerine karşı, özellikle HDP örgüt ve üyelerini hedef alan geniş çaplı bir polis operasyonu eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Kandil istikametinde, hava ve kara birliklerinin katıldığı geniş çaplı Pençe-1 ve Pençe-2 harekâtlarının hayli zamandır devam ettiğini de biliyoruz.
Bütün bunlar, Fırat’ın doğusunda “güvenlikli bölge” oluşturulması için ABD ile görüşmelerin ağır aksak sürdüğü; İdlib’de Rusya’nın ve Esad rejiminin Türkiye’nin konumunu zorlayan askeri hamleleri devreye soktuğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Anlaşılan iktidar bir paket programı devreye sokmuş bulunuyor.
Kürt sorunu
Her şey çok açık: Yaşadıklarımızın tam da göbeğinde Kürt sorunu var.
Yıllardır açık-örtük, destekli- desteksiz, terörlü-terörsüz, yasal-illegal… her ne dersek diyelim, bu kimlik sorunu etrafında bir siyasal çatışma sürüyor ve için için bizi tüketiyor.
Bu sorunu demokrasinin imkânları içinde, yasal siyasal zeminde ve diyalog yoluyla çözme konusunda kararlılık ve istikrar gösteremiyoruz. Bazı umut verici adımlar atıp arkasını getiremiyoruz. Güvensizlik tavan yapmış durumda.
Böyle kimlik sorunlarının diyalog ve uzlaşma yoluyla çözülmediği takdirde ülkeleri ne hale getirdiğini görmek için şöyle bir çevremize bakmak yeter aslında.
Bu şartlarda iktidarın attığı bu tür adımlar aslında son derece büyük riskler barındırıyor.
AK Parti iktidarının Ahmet Türk, Bedia Özgökçe Ertan ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı görevden almak suretiyle, HDP’nin seçimlerde oynadığı kilit rolle güçlenen muhalefeti, milliyetçilik etrafında gelişecek gerilimle zayıflatmayı hesapladığı da anlaşılıyor.
Milliyetçiliği köpürtmenin bu topraklarda çoğu zaman işe yaradığı ve özellikle iktidarların sık sık bu yola başvurduğu biliniyor. Şüphesiz AK Parti de bu tehlikeli adımla zayıflayan Cumhur İttifakı’nı pekiştirmeyi, Millet İttifakı’nda ise Kürt sorunu etrafında bir çatlak yaratmayı umuyor.
Bunca tecrübeden sonra, Kürt sorunu gibi maddi-manevi büyük kayıplara yol açan bir meseleyi iç politika aracı olarak kullanmaya tevessül etmek, hakikaten ülke adına hem son derece üzüntü verici, hem de büyük bir zaaf.
Muhalefet olayın vahametinin farkına varmış görünüyor. Konuya demokrasiye sadakat, milli iradeye saygı ve hukuka uygunluk zemininde yaklaşan Millet İttifakı’nın iki partisi, iktidarın hamlesini boşa düşürmeye çalışıyor.
Bu blokla yol almak isteyen HDP’nin de aynı demokrasi ve hukuk zeminini koruması; milliyetçilik kışkırtmasına fırsat vermemesi ve mağduriyetini geniş kesimlere siyaset düzleminde anlatmaya devam etmesi halinde, AK Parti iktidarının bu kayyım dayatmasının akıbeti de öncekinden farklı olmayacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022