Atilla Aytemur
YSK’nın milletvekili aday listelerini kesinleştirmesiyle, seçimde bir merhale daha geride kaldı. Partiler ve adaylar şimdi kozlarını kalan 30 gün boyunca sahada paylaşacak.
En sert rekabet, cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan’la, Millet İttifakı’nın adayı Kılıçdaroğlu arasında yaşanacak.
İş yalnızca cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmakla bitmiyor elbette. TBMM’de yasa çıkaracak ve hatta anayasayı değiştirecek bir çoğunluk elde edilmediği takdirde, işlerin bir hayli zora gireceği, siyasal kilitlenme yaşanacağı öngörülebilir.
Sokaklara, meydanlara, mahallelere yansıyanlara bakılacak olursa, bir dönemdir rüzgârın Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’ndan yana estiği söylenebilir.
Eğer, iktidar seçimi mecraından çıkaracak girişimlerde bulunmazsa, farklı seçmen gruplarını karşı karşıya getirecek provokatif olayları teşvik etmezse, trafoya kedi girmezse ya da birileri “adam kazandı” diyerek beyaz bayrak çekmezse, Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı’nın ipi önde göğüslemesi büyük ihtimal.
‘Bay Kemal’ maratona arka sıralardan başladı
Aslında Kılıçdaroğlu, yani “Bay Kemal” maratona arka sıralardan başlayıp, adım adım rakiplerini geçen ve giderek arayı açmayı başaran bir atlet gibi.
Bazı dikkatli gözlemciler, bu yönde bir dip dalgasının gelmekte olduğuna işaret ediyor. Kılıçdaroğlu’na doğru ağır gelişen, kendini aleni olarak hissettirmeyen ama giderek önüne geçilemeyen bir kitle desteğinin şaşırtıcı olmayacağını vurguluyorlar.
Bildiğiniz gibi, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına bazı kesimler ve Altılı Masa içinden Meral Akşener ve partisi uzun süre karşı çıktı. “Olmaz, olmamalı, olursa hata yapar“ türünden propaganda yaptılar. Bunu vazife edinmiş yayın organları ve araştırma kuruluşları vardı. O bunlara direndi. Epey bir süre olgunluk ve sükûnet içinde sözünü söyledi ve eylemine devam etti. Masa’yı ve sürekliliğini esas aldı.
Bu süreç içerisinde çok yavaş, ikircikli, oldukça sınırlı ve sınırlarda gelişen bir toplumsal desteği pek de sorun etmeden kabullendi.
Değişen hava
Gösterdiği sabır, serinkanlılık ve kararlılık sonucunda, son aylarda havanın tamamen tersine döndüğü, destek işaretlerinin artarak ülke sathına yayıldığı görüldü. Bu durum yine de uzunca bir zaman anketlere yansımadı veya yansıtılmadı.
Akşener ve İYİ Parti krizi çıktığında ise telaşa kapılmadan, ustaca bir siyaset izleyerek Masa’yı bir arada tutmayı başardı. Ne zaman ki, Saadet Partisi genel merkez binası önünde Temel Karamollaoğlu, Millet İttifakı’nın adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını açıkladı, o akşamdan itibaren hava değişti ve yeni bir dönemin kapısı aralandı.
Geride bıraktığımız şu iki hafta içerisinde CHP liderinin, ziyaret ettiği muhafazakâr ve milliyetçi kesimlerin ağırlıkta olduğu şehirlerde gördüğü kitlesel ilgi ve sevgi çok dikkat çekiyor.
Takvimi biraz geriye alırsak, Kılıçdaroğlu’na yönelik bu adım adım gelişen desteğin ardında yatanları görebilmemiz daha kolay olacak.
Bu noktaya nasıl gelindi?
Kılıçdaroğlu, CHP henüz bazı geleneksel ve sert kalıplarından çıkamamışken, başörtüsü konusunda özgürlükçü bir tercihte bulunarak muhafazakâr kesimleri hem şaşırttı, hem de bu parti hakkındaki yerleşik algılarında soru işareti doğmasını sağladı. Ankara’dan İstanbul’a yaptığı, uzun “Hak, Hukuk, Adalet” yürüyüşü ise Erdoğan rejimine duyulan korku perdesini yırttı, kamuoyunun dikkatini CHP’ye çekti ve desteğini biraz olsun artırdı. Bu eylem Gandhi benzetmesine bir anlamda içerik kazandırdı.
Seçime sokulmak istenmeyen İYİ Parti’ye ödünç milletvekili verilmesi, CHP ve Kılıçdaroğlu hakkındaki ön yargıları büyük ölçüde yıktı. 2018 genel, 2019 yerel seçimlerine ittifakla gidilmesi için ilk girişimlerin ortaya konmasındaki rolü, kamuoyunda olumlu karşılandı ve beğeni topladı. Özellikle yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara dahil 11 büyükşehir belediyesinin, çoğu yerde HDP’nin de desteğiyle kazanılması çok önemli bir gelişme olarak görüldü ve AK Parti iktidarının alt edilebileceğine yönelik umudu artırdı.
Enflasyon, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, devlet kadrolarında liyakatsizlik, keyfi ihaleler, yandaşları zengin etme, demokrasi ihlalleri, özgürlükleri yok etme ve baskı uygulamaları, yargıyı iktidar kontrolü altına alma, vb olaylar karşısında sessiz kalmadı. Olabildiğince teşhir eden, karşı çıkan, ilgili ve sorumlu kurumların kapılarına dayanan bir tavırla, iktidarın kontrolü altındaki yandaş medyanın sansürünün aşılmasına ve toplumu cesaretlendirici bir iklimin oluşmasına hizmet etti.
Umudun inşası
Altılı Masa, diğer adıyla Millet İttifakı, bütün bu gelişmelerin yarattığı olumlu iklim ve iyimser beklenti üzerine oturdu. Çalışmalarındaki ciddiyet, kararlılık ve süreklilikle güven yarattı. Birkaç yıl içerisinde bütün foyası ortaya çıkan başkanlık rejiminden, çoğulcu ve demokratik parlamenter sisteme dönüşün ihtiyaç duyduğu demokratik reform gücünü inşa etmenin umut kaynağı oldu.
İdeolojik, etnik ve mezhebi kimlik sorunlarının ve taleplerinin, parlamento çatısı altında, insan hakları ölçüleriyle ve demokrasi yoluyla karşılanmasında Kılıçdaroğlu’nun bir araya getirdiği güçlerin yarattığı uzlaşma, Türkiye’yi yeni ve farklı bir dönemin beklediğine işaret ediyor. Helalleşme çağrısı ve çabası, CHP’nin geçmişteki kimi hataları hakkında açık özür ifade edilmesi, bu süreci pekiştiren önemli adımlar oldu.
Bu bağlamda, HDP ile kurduğu ilişki, Kürt Sorunu’nun çözümünde onu muhatap ve TBMM’yi adres göstermesi ise özel ve önemli bir dönemeçti.
Ecevit’in yılları
Yakın siyasi tarihimizde toplumun taleplerine uygun hareket edip, bütün olumsuz şartlara rağmen seçmen desteğini adım adım genişleten ve isabetli iktidar seçeneğini zamanında ortaya koyan siyasal parti ve liderler oldu. Bu konuda, Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği parti ve geleneğin efsanevi lideri Ecevit’i hatırlamamız her halde yanlış olmaz.
Onun, 1960’ların ikinci yarısı ile 1970’lerin ilk çeyreğinde, parti içinde sağ kanada karşı, “Ortanın solu” ideolojik ve politik söyleminin sözcülüğünü yapması ve partiyi bu yeni çizgiye oturtmaya çalışması, “Toprak işleyenin, su kullananın” şiarıyla yoksul ve topraksız köylülere umut vermesi, dönemin en önemli ideolojik ve politik olaylarındandı.
İnönü’ye rağmen, 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’ne ve darbenin hükümetlerine destek verilmesine açıkça karşı çıkması, ülkede demokrasinin yerleşmesi bakımından çok önemliydi. İnönü’nün “Ya Bülent, ya ben” dayatması karşısında geri adım atmayıp, kongrede genel başkanlığı kazanması da hatırlanacak olaylardandı. Ecevit aynı dönemde, askeri rejimin tutukladığı ve mahkûm ettiği, hangi kesimden olursa olsun bütün siyasilere affı ısrarla savundu ve sonuç aldı. Toplumsal desteği iyice büyüdü.
Darbecilerin, emekli general Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı yapma hesaplarını Süleyman Demirel’le birlikte bozdu ve TBMM Fahri Korutürk’ü seçti. İslamcı Erbakan’la yapılan koalisyon Türkiye’nin siyasal ve sosyolojik yapılanması bakımından çok cesaretli bir adımdı. Aynı dönemde Amerika’nın ambargosuna karşı haşhaş ekimi yasağını kaldırdı. Bütün bunlar toplumda derinden derine karşılığını buldu. Oluşan siyasal hava CHP ile sınırlı kalmayıp, onun solundaki akımları da belli ölçüde etkileyerek, bütün Türkiye sathına yayıldı. Sampson Darbesi’nin hedeflerini engellemek gerekçesiyle Kıbrıs’a yapılan iki askeri harekâtı da genel kamuoyunu etkileyen olaylar arasında saymak gerekir.
Dip dalga yüksek karizma aramıyor
Ecevit’i böyle iki üç sayfalık bir yazıda değerlendirmek ve bunun üzerinden bir karşılaştırma yapmak muhtemelen doğru olmaz. Tek başına dönem farkı bile, böyle bir işe girişmeyi zora sokar. Ancak, sadece yükseliş dinamikleri ve toplumsal desteklerinin gelişme seyri bakımından bile ilgi çekici bir durum söz konusu. Burada asıl dikkatinizi çekmek istediğim, dip dalga olgusunun varlığı.
Tabii ki Ecevit çok iyi bir hatipti. Entelektüel donanımı güçlü bir liderdi. Coşkuluydu. Partilileri ve destekçileri, ona verdikleri “Karaoğlan” lakabını yıllar boyu dağa taşa yazmaktan usanmayacak kadar ona hayrandılar. Çocuklarına onun adını verenler sayısızdı.
Kılıçdaroğlu ise çekirdekten yetişme bir politikacı değil. Aktif politika onun için bir emeklilik dönemi tercihi oldu. İrticalen konuşabilir, ama yine de siyaset dünyamızın önde halen hatiplerinden sayılmaz. Buna karşılık, serinkanlılığı, samimiyeti ve herkesi dinleyen alçak gönüllülüğü hiç göz ardı edilemez.
Ecevit, kıran kırana bir mücadeleyle genel başkanlık koltuğuna oturdu. Kılıçdaroğlu ise Deniz Baykal’ın sansasyonel ve tuhaf gidişiyle genel başkan oldu, ama kendisine yönelik ilgiyi, kimseyi dışlamadan, sırtını dönmeden, neredeyse dişiyle tırnağıyla yarattı. Sonuçta, iki farklı siyasal kimlik ve kişiliğin partilerinde ve toplumda oluşturdukları ilgi ve destek çok ilginç yönlere sahip.
Bugün gördüğüm, Kılıçdaroğlu’na yönelik bir dip dalganın varlığı. Depremzedelerin, mütedeyyinlerin, gençlerin, gönüllülerin, kadınların samimi ilgisi dikkat çekiyor. Bunun da, artık her bakımdan nefes alamaz hale gelmiş Türkiye’de, hak edilmiş bir destek olduğunu düşünüyorum.
Umarım yanılmam.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022