Aydın ENGİN
Yanlışy yaptım. Yazıya oturmadan bir süre (kısa bir süre) TV’nin başına oturdum. Sade suya tirit bir iki haberin ardından “reklamlar” başladı. Zapladım. Rakip kanal da reklamlara geçmişti. Bir daha zapladım yine aynı, reklamlar. Zıpladım, yine reklamlar…
Zaplamadım, zıpladım, kalktım.
(Bilmeyenler için: TV’lerin reji odalarında bir çok TV ekranı açıktır ve her biri bir başka rakip kanalı gösterir. Onlar reklama girdi mi reji odasından bildik bir kükreme duyulur: “Reklama girdiler, çabuk reklama dönün!..” Bir çok kanalda aynı anda reklam gösterilmesinin sebeb-i hikmeti bundan ibarettir)
TV’nin başından kalktım ama kalkıncaya kadar da epey reklam “yemiştim”.
AKP’nin dün kapısını aşındırdığı Avrupa Birliği’ne şimdi “Aha raporu çöpe attım”dan başlayıp “AB dünyanın en riyakâr kuruluşudur”a kadar uzanan dirsek göstermesi üstünde duracaktım.
Ya da T24’ün tam metnini yayınladığı son AB raporunu ele alacaktım.
Ya da “Ha bre uçak indiren” Başbakan’ın dış politikada çuvallamasını tırmıklayacaktım.
Ya da “BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) hâlâ geçerli mi” sorusunu tartışacaktım.
Ancak kısa sürede o kadar reklam “yiyince” hepsinden vazgeçtim.
Cep telefonu, deterjan, lüks konut, banka, diş macunu, bilgisayar reklamı sağanağı içimi kararttı.
Buna bir de komşunun küçük kızının “Aydın Amca o senin telefon artık antika oldu. Niye kendine bir i-phon almıyorsun” sataşması eklenince Tırmık fırınından aşağıda okuyacağınız yazı çıktı.
“Memleketin bunca sorunu varken bula bula bunu mu buldun yazacak” demeyecekseniz buyrun.
* * *
Çocukluğumu reklamcıların saldırısına uğramadan, reklamların sağanağına yakalanmadan geçirdim.
Diş macunu diye bir "Radyolin" bilirdik. Çünkü eczanelerde satılan tek diş macunu oydu. Traş bıçağına jilet dedik. Onun "Gillette" diye ünlenmiş bir Amerikan traş bıçağı markası olduğunu çok çok sonra öğrendik.
Çocukluktan çıkıp delikanlılığa adım attığımızda radyo artık her eve girmişti. Amerika’da TV diye bir aygıt bulunduğunu filan da öğrenmiştik. Radyolin yerini epeydir İpana'ya bırakmıştı. Sümüklü mendillerimi yıkamaktan usanan annem paraya kıyıp (evet, paraya kıyıp) ilk kağıt mendili cebime tıkıştırdıktan sonra, bakkala gidip "Necatiabi bir selpak versene" demeye başladım. Ellerimizi ev yapımı zeytinyağı sabunları yerine "puro tuvalet sabunu" ile yıkamaya ise çoktan başlamıştık. Annem yemekleri maltız ocağı yerine "Milangaz"da pişirmeye başladı.
Haaa, bir de uzun ve ince para hesaplarından sonra evde teldolap kaldırılıp yerine bir buzdolabı kondu. Çamaşır makinası içinse henüz "Hiç elde yıkanana benzer mi canım" gibisinden züğürt tesellileriyle oyalanılıyordu.
Sonra her şey birden hız kazandı. (Biz bunu fark etmedik ama hız baş döndürücüydü).
"Marshall Planı" sayesinde tanıştığımız traktörler Ege’de, Çukurova’da, Konya bozkırında atın, eşeğin, devenin, kağnının, yaylının yerini aldı. Gagarin uzaya çıktı. Ardından Armstrong ay yüzeyine ayak bastı. "Arçelik" her eve girdi. Buzdolabı denince akla "Arçelik" geliyordu.
Kuşatıldık.
Reklam günlük yaşamın üstüne çöktü.
* * *
İlk tepkimi anımsıyorum. Siyah beyaz TRT ekranından kıçını yırtarcasına bağıran bir ses "Atın, atın, eskimiş çoraplarınızı atın" diye böğürüyordu ve reklam filminde pencerelerden sokağa eski çorap yağıyordu. Tepkim "Atmıyorum lan" oldu. Meğer zaten atmayacakmışım. Reklamı yapılan kadın çorabı imiş.
Ama tepkim yine de bende iz bıraktı. Kendim bile farketmeden sorgulayıcı oldum. Örneğin kocaman bir duvar ilanında okuduğum "Kadilli Reksona ile elleriniz yumuşacık" reklamına uyup "kadilli reksona" almak yerine "Kadil ne yav" diye sordum. Bir reklamcı arkadaşım burnuma cigarasının dumanını savurarak güldü:
- Yok öyle bir şey. Ama reklam tuttu oğlum...
O gün, bugün içimde derttir. "Kadil" diye bir şey var mı, yok mu?
Gazeteciliği meslek seçip "kuşkulanmak ve sorgulamak" bir meslek güdüsüne dönüştüğünde baştan çıkartıcı reklamları kurcalamayı huy edindim. O "huy" sayesinde Avrupa’da "yılın otomobili"nin hangi dümenlerle, hangi rüşvetlerle ve hangi pazarlıklarla seçildiğini öğrendim. Deterjanlar arasında ciddiye alınır hiç bir fark bulunmadığını da; dişlerin bal gibi macunsuz fırçalanabileceğini de ve diş sağlığının korunabileceğini de...
Ama reklamcılar hiç tınmadan saldırılarını sürdürdüler. Duvar afişlerinde, yol panolarında, TV ekranlarında, gazete sayfalarında, cep telefonlarının minicik ekranlarında, bilgisayarın e-postasında, sinemada, kenefte, karada, havada, denizde...
Kuşatılmıştım... Kuşatılmıştık…
Kuşatma her geçen yıl, ay, gün daha daz katmerlendi. TV’lerde reklam esas, programlar ikincil oldu.
"Tüketiciyi bilgilendirmek" ile "reklam" arasında var olduğu iddia edilen bağın belki de hiç bir zaman var olmadığını, var olduysa bile artık çoktan silindiğini bilinçle kavrıyorum. Ama çaresizim.
Kuşatıldım. Kuşatıldık…
İnsafsızca ve arsızca ve hoyratça...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Bunlar iyi günlerimizmiş, çok zor günler geliyor
31.01.2022 - Türkçe yazıldığı gibi okunur (mu?)
29.01.2022 - Eyvah İmamoğlu iyi yaptı; yaşasın İmamoğlu kötü yaptı
28.01.2022 - Sanıklar dün AKP’nin yargısını, iktidarını ve Reisi’ni yargıladılar
18.01.2022 - Safra kesesinin intikamı
17.01.2022 - Boğaziçi’nde bir yıl önce dün, şimdi bugün ve yarın…
3.01.2022 - Diyelim birkaç milyon liram var…
24.12.2021 - Sevinmek varken sövmek…
13.12.2021 - Yine promptersiz konuştu: İstanbul’un sahibi AKP imiş
6.12.2021 - Avrupa Konseyi'nin uzun sürecek sınavı başladı
4.12.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Abdil Altunel
100 yıldır şiddet uygulayacaksın Demokratik talepleri şiddetle bastıracaksın.Şiddetten başka yol bırakmayacaksın. sonrada dar demokratik alan masalları anlatacaksın hadi canım.Kürtler bunları çok dinledi , bu konuda konuşulacak her şey konuşuldu . Çözümde belli sorun şu; çözümü hazmedemeyen muhatapları var Kürtlerin. Anatolia bu esareten eninde sonunda kurtulacak evlatları eşit ve özgür olacak