Aydın ENGİN
Dünden bugüne Kürt sorununda olası bir barışın, ateşkesin değil, barışın; kalıcı, Türkiye’nin önünü açıcı bir barışın koşullarını tartışmaya çabalıyorum.
Dünden kalan bir vurguyu yinelemek gerek:
Sorun derken “Kürt sorunu”ndan söz ediyorum; PKK sorunundan değil. Şiddeti siyasal mücadele yöntemi olarak benimsemiş bir örgütten kaynaklanan sorunlardan değil; Kürt sorunu’ndan…
Barış derken yarım yamalak bir barıştan değil, Kürtlerin bir daha PKK gibi bir örgütlenmeye ihtiyaç duymayacakları bir barıştan…
Türkler ya da sorunu Türkiye Cumhuriyetinin bir sorunu olarak görenler doğal olarak çözümü de Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde arıyorlar.
Peki Kürtler ?
Dört ülkeye (Türkiye, Irak, Suriye, İran) serpiştirilmiş bir halktan söz ediyoruz. Türkiye sınırları ile sınırlı bir barışçıl çözüm (olacak iş değil ama diyelim ki) sağlanırsa öteki parçalara dönüp “Kardeşler valla biz başımızı kurtardık. Burda eşit haklı yurttaşlık diye tanımlanabilecek tüm haklarımızı elde ettik. Siz artık başınızın çaresine bakın” mı diyecekler?
Kürt milliyetçiliğini savunanlar zaten dört ülkedeki Kürtleri içine alan bir ulus-devlet, bir Kürt ulus-devleti inşaını önlerine hedef olarak koymuş durumdalar.
Peki ulus devletlerin artık ulusal sınırların içine hapsedilmiş halklara bir pranga işlevi taşıdığı günümüzde, Kürtlerin bir ulus-devlet cenderesine sokulmasına karşı olan, milliyetçiliği çağdışı bir ideoloji olarak tanımlayan ve reddeden Kürtler ne diyecek, neyi hedefleyecek ?
Varolan durumu kader olarak belleyip, “Dört ülkedeki Kürtler ayrı ayrı demokrasi ve eşit hak mücadelesi versinler, ötesini sonra düşünelim” demeleri beklenebilir mi ?
Bir başka kaderci teslimiyetle “Ortadoğu’da besbelli ki Kürtler olmasa da yürüyen bir süreç yaşanıyor. Irak büyük olasılıkla güneyde Şii-Arap, ortada Sünni-Arap ve kuzeyde Kürtler olmak üzere üçe bölünecek. Suriye’de Baas rejimi kalıcı olamaz. Filistin şöyle ya da böyle bir çözüme kavuşmak zorunda. Yani nasıl olsa Ortadoğu’da haritalar yeniden çizilecek. İşte o aşamada dört ülkeye serpiştirilmiş Kürtler için bir çözüm fırsatı ve imkanı doğar” deyip uykuya mı yatsınlar?
Türkiye’nin 35 yıldır aradığı ve son günlerde AKP’nin attığı kimi ürkek adımlarla umutların abartılı ölçülerde kabardığı barışçıl çözüme, Kürtlerin penceresinden bakınca çok karmaşık (=kompleks) bir sorun demeti ile karşı karşıya bulunulduğu görülüyor.
İşte bu noktada KCK kısaltmasıyla anılan örgütlenme modeli hak ettiği ölçüde ve derinlikte tartışılmıyor. Ona “PKK’nın kent örgütlenmesi” deyip çıkmak ya da “Hapisten çıkan kıdemli PKK’lılara istihdam yaratma amaçlı bir örgüt modeli” deyip işi sulandırmak niye?
Ya da “KCK Anayasası” diye anılan metni didikleyip, içindeki Stalinist, 20. yüzyıldan kalma madde ve paragrafları –haklı olarak- mahkum etmek ama KCK konusunda bununla yetinmek niye ?
Çok ütopik bulunabilir. Ama Öcalan’ın “devlet olmayan bir konfederasyon” olarak tanımladığı KCK’nın, dört ülkedeki Kürtler arasında, o ülkelerin üniter yapılarına dokunmaksızın kısıtsız bir siyasal, kültürel, ekonomik ilişkiler kurma hedefi ciddiye alınmaya değmez mi ?
Bu mümkün olsa Türkiye’nin önünün de ne kadar açılacağını, gerek ekonomik, gerek siyasal bağlamda Ortadoğu’da ne kadar geniş ve derin olanaklar doğacağını görmek için büyük diplomat filan olmak gerekiyor mu?
Kürt sorununa barışçıl ve sahici bir çözüm arayanlar kanımca KCK’yi enine boyuna tartışsalar, eleştirseler, abuk sabuk yanlarını sergileyip, önemsenecek yanlarının altını çizseler ve bunu gecikmeden yapsalar iyi olacak…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021