Aydın ENGİN
T24’de, hatta onun annesi Tempo24’de ilk günden beri süren bir tartışma vardır.
İki kişi arasında bir tartışma: Aydın Engin ve Doğan Akın mesleğin hemen bütün dallarında, kollarında, konularında, ilkelerinde tam olarak anlaşırlar da sıra medya haberlerine vemedya eleştirisine gelince anlaşamazlar.
Doğan Akın’ın medyanın çirkin yüzünü, medyada dönen dolapları, dün ak dediğine bugün duraksamadan kara diyenleri, anlı şanlı medya gruplarının arka odalarında dönen dolapları, kirli ilişkileri duyunca, görünce, hele bir de doğrulatınca avuçları kaşınmaya başlar; onca iş arasında fırsat bulur, klavyeye yumulur ve…
Ve evet okunma oranlarına baktığımda hepinizin pek meraklı olduğunu gözlediğim yazılar çıkarır…
Ben de kızarım. T24’ün bir gazete, e-gazete olduğunu hatırlatır; bu haberleri, bu perde arkası bilgileri “medya siteleri”ne bırakmamız gerektiğini söylerim.
Anlaşamadık, anlaşamayacağız. Uzlaşamadık, uzlaşamayacağız. T24’deki bu resmen ilan edilmemiş savaş sürecek…
Ama bugünlük ateşkes ilan ediyorum.
Çünkü medyada olup bitenler artık medya içi bir konu ve sorun olmaktan çıktı.
Ben de medya yazacağım…
* * *
Önce şu cılkı çıkmış yalama olmuş yargı ile hesaplaşalım. Sık sık yazılıyor, “Ah, ahhh, eskiden gazetelerin sahipleri de gazeteciydi, gazeteci ailelerden geliyorlardı. Sonra medyaya sermaye girdi; gazeteler de gazete olmaktan çıktı”.
Bu kötü bir palavra…Palavranın iyisi olmaz biliyorum, ama bu yine de kötüsü.
Gazetecilikten gelen, babadan, atadan gazeteci olan medya patronları dönemindeki medya rezaletleri bugünkünden çok da farklı değildi.
Fark şu: O zamanlar medya patronları sırtlarını sadece devlete dayar, resmi ilan denen “tuhaf ve saçma” kaynaktan, kağıt tahsisini fırsata çevirir, öylece beslenirler, sermaye biriktirirlerdi. Türkiye’de kapitalizmin devlet eliyle semirtilmeye çalışıldığı, devlet kaynaklarının kapitalist yetiştirmek için kullanıldığı bir dönemdi. Doktor Kıvılcımlı’nın yalın anlatımıyla dönem “devlet fideliğinde kapitalist yetiştirme” dönemiydi.
Bol gübreli fidelikte sahiden de güçlü sermaye grupları yetişti. Medyanın devleti, siyaseti, finans pazarını, kamu ihalelelerini etkilemekte ne kadar güçlü bir silah olduğunu gördüler ve medyaya büyük sermaye girdi.
Yani büyük medya (Hani merkez medya deniyor) o zaman da kirli amaçlar için kullanılan bir silahtı, bugün de öyle…
Merkez medyada o günlerde de okurların, kitlelerin bilinçlerini bulandırmak, yanlış bilgilerle besleyip zehirlemek için kollar sıvanırdı, bugün de öyle. AKP döneminin farkı bu ayıbın daha hunhar, daha pervasız, daha saldırgan, daha kör kör parmağım gözüne uygulanmasından ibaret. AKP iktidarının medya ilişkileri ile AKP liderinin karakter özellikleri ve tarzı uyum içinde yani…
O zamanlar medya merkezi olan Babıali için söylenmiş pek anlamlı bir özlüsöz vardır:Babiali’de lağımlar açıktan akar, derler.
Bugün nasıl akıyor dersiniz ?
* * *
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yalnız Gezi direnişi sırasında 75 gazetecinin işlerini kaybettiğini açıkladı. O açıklamadan bu yana her gün birkaç gazeteci daha bu listeye ekleniyor.
Ancak gazete okurlarına, TV izleyicilerine, radyo dinleyicilerine ulaşan bilgiler genellikle adı ünü duyulmuş meslektaşlarla sınırlı. Oysa haber merkezlerinde, yazıişleri odalarında, editörler, haberciler arasında kıyım aynı insafsızlık ve insansızlıkla sürüp gidiyor. Mesleğin gereklerini yerine getirme, ilkelerinden sapmadan halkın doğru haber alma hakkını (ihtiyacını değil hakkını) ete kemiğe büründürme ödevini bilinçle üstlenen, neredeyse asgari ücretle, sigortasız çalışmayı bile kabullenmiş meslektaşlarım yalan ya da saptırılmış haberlerin suç ortağı olmamak için direnmeye kalktıklarında, daha ilk adımda kapının önüne konuyor ve sessiz sedasız meslek dışı kalıyorlar.
Onların adını siz duymuyorsunuz bile. Zaten daha önce de duymamıştınız…
* * *
Yazı uzadı. Ama söylenecekler bitmedi.
Madem Doğan Akın’la kısa süreli bir ateşkes ilan ettim. Bari yarın da şu medya konusuna devam edeyim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021