Demiray ORAL
Memleketi sözlüye kaldırsak ve soru da “Türklerle Kürtlerin birlikte yaşama tasavvurunu parçalayan olaylara son zamanlarda en iyi örnek sizce nedir?” olsa...
Ben maalesef hemen parmağımı kaldırıp cevap veririm: “Başbakan Erdoğan’ın BDP’nin başörtüsü önergesi için söylediği ‘Dini Zerdüştlük olan anlayışın böyle bir derdi olabilir mi? Dert istismar’ sözleridir.”
Ne daha fazla askerin, polisin ölümü, ne daha çok PKK’lının ‘etkisiz hale’ getirilmesi, ne yüzlerce Kürt siyasetçinin içeri tıkılması, hatta ne de sivillerin katledilmesi...
Bunlar elbette “çatlağın” değirmenine su taşıyor.
Ama asıl günlük yaşamın ve elbette onu büyük ölçüde belirleyen günlük siyasetin dili çatlağı fersah fersah genişleten.
“Biz” ve “onlar” çatlağından söz ediyorum.
Başbakan Erdoğan parti toplantısında konuşuyor: “İşte son hafta içerisinde bakıyorsunuz bir grup çıkıyor, hemen pat bir tane önerge sunuyor. Öyle bir derdi yok, öyle bir derdi olsa zaten olması gerektiğinde yapar. Kaldı ki buna mani bir hal de yok. Benim başörtülü kardeşlerimi niye istismar ediyorsun? Yapacaksan yap. Senin böyle bir derdin yok ki. Dini Zerdüştlük olan anlayışın böyle bir derdi olabilir mi? Dert, istismar. Acaba AK Parti’yi köşeye nasıl sıkıştırırız.”
Ne kadar rahat, ne kadar olağan değil mi bunları söylemek?
Kahir ekseriyeti Kürt, bilmem kaç milyon vatandaşın oyuyla seçilmiş BDP’lileri “dini Zerdüşt olan”ilan ederek kendince aşağılamak...
Tıpkı seçimlerden önce “Bunlar insan düşmanı, tek dertleri oy devşirmek” minvalinde sözlerle BDP’lileri “nefret” objesi olarak göstermek misali...
Çatlak böyle böyle ilerliyor işte...
Bazen santim santim, bazen adım adım...
Dokuz senedir iktidarda Erdoğan.
Bir yandan “açılım”, “Habur”, “Öcalan ile görüşme”, “MİT-PKK görüşmesi” gibi daha önce icra gücünü elinde tutan kimsenin yapmadığı işleri yaptı.
Ama bir yandan da Kürt meselesinin barışçıl çözümünü imkânsız hâle getirecek o tehlikeli ve utanç verici “çatlağın” ilerlemesinin izi Erdoğan’ın diline vurdu, her kritik kavşakta.
Tabii ki kimi zaman Erdoğan’a mukabele etmek, kimi zaman onunla rekabet edebilmek için aynı çatlağın büyümesine muhalefet partileri ve Kürt siyasetçilerin de hizmet ettiğini söylemeye gerek bile yok.
Pencereden dışarı bakıyorum ve Kürt sorunu tıpkı İstanbul’un günlerdir süren kasvetli havası gibi görünüyor bana.
Önce yağmur yağıyor. Islanmamak için dinmesini bekliyorsun.
Yağmur diniyor, bir heves dışarı çıkıyorsun.
Ama bu kez de nereden geldiğini anlamadığın çamurlu su damlalarıyla ağzın yüzün ıslanıyor, şiddetli bir rüzgâr eşliğinde.
Ertesi sabah kalkıyorsun.
Tam ortam yumuşamış gibi görünürken âniden o pis hava yeniden bastırıyor.
Memleketin ruh hâliyle de sanki böyle oynuyorlar.
Önce kötü şeyler oluyor, hep beraber sinip geçmesini bekliyoruz.
Geçer gibi oluyor, tam kafayı çıkarıyoruz ki yeni bir pislik zuhur ediyor.
Ertesi sabah sakin bir güne uyandık sanıp temkinli bir sevinç içinde oluyoruz.
Ama Başbakan, muhalefet liderleri, BDP’den birileri ya da doğrudan PKK o kasveti bir kez daha yürürlüğe sokuyor.
Bu pazar sabahı uyandığımda aklımda bambaşka şeyler yazmak vardı.
Sonra bizim gazetede “Böyle buyurdu Erdoğan” başlığını ve ilgili haberi okudum.
Kasvet geldi ve aklımdaki o yazıyı dövdü.
O “çatlak”a takıldım kaldım, başka bir şey düşünemedim.
Çünkü ya o çatlağı dönülmez noktaya gelmeden tamir edeceğiz...
Ya da çatlak “yarılmaya” dönüşecek.
Ve o yarılma esnasında göreceğiz ki, ülkesini seven vatandaş ile komşusunu öldüren vatandaş arasında çok ince bir sınır var.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.05.2015
23.09.2014
13.06.2014
2.04.2014
16.02.2014
13.01.2014
6.01.2014
29.12.2013
19.12.2013
11.11.2013