Elif ÇAKIR
Ülkemizin gerçek bir sorununu “onlar” ve “biz” ayrımı yapmadan, nefret ve rövanş duygularını, ideolojileri, siyasi görüşleri ve inançları bir kenara koyarak tartışmaya başladığımızda bu ülkenin geleceğine dair umutlanmaya da başlayabiliriz.
Bunu ne zaman başarabiliriz?
Bütün bu ideolojik yaklaşımların, siyasi hesaplaşmaların, bu hastalıklı zihniyetin bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadığını ve neredeyse bir asırdır çıkmaz bir sokakta kafası kesik tavuklar gibi dolaştığımızı fark ettiğimizde…
İşte o zaman demokrasiyi gerçek anlamda istemeye başlamışız demektir. İşte o zaman hukuku, adaleti gerçek anlamda talep eder hale gelmişiz demektir. Hukuku, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri sadece kendimiz için değil, bu ülke de yaşayan herkes için talep etmeye başladığımız anda eksiksiz bir demokrasi bu ülkeye gelir, hukukun üstünlüğü ilkesi hâkim olmaya başlar.
Gelişmiş demokrasiyle yönetilen, hukukun üstünlüğü ilkesinin hâkim olduğu ülkelerin tarihlerine bakın, demokrasinin, hukukun, adaletin ancak toplumların güçlü talepleriyle gerçekleştiğini göreceksiniz.
Dindarlar, Kemalistler, Kürtler, sağcılar, solcular, Aleviler, milliyetçiler… Ülkemizde bir kesim gösterin ki geçmişte hukuksuzluğa uğramamış olsun. Ülkemizde bir kesim gösterin ki, bir dönem ötekileştirilmemiş, düşmanlaştırılmamış, bu ülkenin üvey evladı muamelesi görmemiş olsun.
Bu ülkede her iktidar döneminde toplumun bir kesimi hukuksuzluğa uğrarken diğer kesimleri güçlü olmanın imtiyazlı sefasını sürdüler. Gelmiş geçmiş bir güçlü iktidar yok ki, hukuku muhaliflerine karşı sopa gibi kullanmamış olsun.
Dün böyleydi bugün de böyle…
Neredeyse bir asırdır bir kısırdöngünün içinde dönüp duruyoruz.
Peki, daha ne kadar devam edecek bu gidişat? Var mı buradan bir çıkış yolu?
***
AK Parti iktidarının Şehir Üniversitesi’ne yaptığı siyasi operasyona muhalif kesim içinden gelen tepkiler, Türkiye’nin hala bu kısırdöngüden çıkamadığını gösteriyor.
Şehir Üniversitesi’nin başına gelenler malum.
AK Parti iktidarı ülkemizin nitelikli ve başarılı bir üniversitesini siyaset meydanında kurban etmeye çalışıyor.
Tam ne güzel CHP’li kimi siyasetçiler “onlar” ve “bizler” ayrımı yapmadan Şehir Üniversitesi’ne sahip çıkabildiler, Şehir Üniversitesi’nin başına gelenlere tepki gösterdiler, Şehir Üniversitesi’ni ziyarete gittiler, bu ülkede bir şeyler galiba değişiyor diye umutlanacakken…
Bir de bakıyorsunuz ki CHP’li bazı siyasetçiler ve gazeteciler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski yol arkadaşlarına yönelttiği “dolandırıcılık” suçlamasının üzerinde tepiniyorlar. Bunların hepsi aynı, hepsi malı götürmüş türünde laflar ediyorlar. Şehir Üniversitesi’nin başına gelenlere oh olsun diyorlar, alkış tutuyorlar. Üniversiteye arazi tahsisi konusunun usul bakımından eleştirilmesinin ötesinde, ortada sanki “kriminal bir olay” varmış gibi bir tablo oluşturmaya çalışıyorlar.
Bu siyasetçiler ve gazeteciler için Şehir Üniversitesi tartışmasında iktidarın mı yoksa üniversitesinin mi haklı olduğu önemli değil. Bu ülkenin nitelikli bir üniversitesinin karşılaştığı durum onlar için mesele değil. Önemli olan iktidarla birlikte Abdullah Gül’ü, Ahmet Davutoğlu’nu ve Ali Babacan’ı da “yok bunların bir birinden farkı” diyerek mahkûm etmek.
***
Hal böyle olunca sorulacak pek çok soru, söylenecek pek çok söz hasır altı ediliyor.
Diyelim ki Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Mehmet Şimşek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “öksüzün yetimin hakkını tapu devri yapmak suretiyle” yediler.
Bu durumda “öksüzün yetimin hakkı tapu devri yapılmak suretiyle yenmesine” kaç yıl boyunca neden sessiz kalınmış?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “oranın tahsisini yapan benim” açıklamasını nereye koyacağız?
Bir üniversiteye bedelsiz arazi tahsis etmekle o arazinin devrinin yapılması arasında nasıl bir fark var?
Dahası Sayın Davutoğlu’nun başkanlığında yapılan devir usulsüz ise Sayın Erdoğan’ın arazi tahsisi yapması da usulsüz değil midir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yol arkadaşlarına yaptığı ithamları “Başkan Erdoğan’dan ‘Şehir Üniversitesi’ çıkışı: Kimin eli kimin cebinde belli değil” manşetiyle haberleştiren AK Parti’nin birinci derecedeki medya organı biraz düşünmeli değil mi?
Soralım: Bedelsiz arazi tahsis edilen hangi vakıf üniversiteleri var?
Öksüzün yetimin hakkının tapu devri yapmak suretiyle yendiği Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan yeni bir siyasal sürecin içine girince mi ortaya çıktı?
AK Parti iktidarları döneminde açılan iktidara yakın olan vakıf üniversitelerine yapılan arazi tahsislerindeki durumlar nedir?
Halk Bankası’na borcu olan, kredisini ödemekte zorlanan tek vakıf üniversitesi Şehir Üniversitesi mi?
Kaldı ki vakıf üniversitelerinin uhdesinde bulunan bütün gayri menkuller üzerindeki her türlü tasarruf hakkı doğrudan Cumhurbaşkanlığı’nın iznine tabi değil mi? Şehir Üniversitesinin kendisine devredilen araziyi başka bir amaç için kullanamayacağı ortada değil mi?
Bir kamu bankasının amacı alacağını tahsil etmek olmalı değil midir? Masaya neden alacağını tahsil edebilmek için oturmuyor?
Diyelim ki üniversite kötü yönetildi. Bu durumda üniversiteyi mali ve idari yönden denetleyen YÖK bunu şimdiye kadar görmezden mi gelmiş oluyor?
Şehir Üniversitesi’yle aynı derecede borçlu durumda başka vakıf üniversiteleri var mı yok mu?
Bu arada Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan’ın ve Mehmet Şimşek’in ‘dolandırıcılıkla’ itham edilmesi AK Parti’nin kendi ayağına da sıkılmış bir kurşun olmadı mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025