Eser KARAKAŞ
Türkiye basınında görüşleriyle, hukuka, demokrasiye yaklaşımlarıyla aynı çizgide olmamın kolay olmadığı ama siyasi duruşlarını ve daha da ziyade kalem ustalıklarını çok beğendiğim, hatta zaman zaman keşke ben de böyle yazabilsem dediğim iki gazeteci var: Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil.
Son dönemlerde de, bu kara günlerde, bizim çevrelerde bile, acaba bu iki yazara “çok mu haksızlık ettik geçmişte acaba?” diyen arkadaşlar var, ben de doğrusu kısmen de olsa bu gruba çok uzak sayılmam artık.
2007 senesinde, 27 nisan muhtırasını izleyen günlerde, yanılmıyor isem 29 Nisan 2007, Bekir Coşkun’un Hürriyet gazetesinde “Deve ve muhtıra” başlıklı bir yazısı çıktı.
Bu yazı kesinlikle ifade özgürlüğü sınırları içinde bir yazı ama düşünceme göre yeni tabirle “Politically incorrect” bir yazı idi.
Bu “politically incorrect” ifadesini tam çeviremiyorum ama belki de “siyaseten uygun değil” denebilir.
Benim sübjektif görüşüme göre 27 Nisan muhtırası sonrası herkes, AKP’yi savunanlar ve yerden yere vuranlar beraber, bu askeri muhtıraya en azından bir gün de olsa, şiddetle karşı çıkmak durumunda idiler.
Futbolden örnek verebilirim, muhtıralar hakemlerin takdir hatası değil, kural hatasıdır, takdir hatasında maç geçerlidir, hakemin notu düşürülür ama kural hatası varsa maç iptal edilir.
En sıkı AKP karşıtı dahi 28, 29 Nisan günlerinde muhtırayı eleştirmeli, AKP’nin sadece muhtıra için de olsa yanında olduğunu ifade etmeli idi kanısındayım.
Ama maalesef olmadı.
Benim için durum bugünden bakıldığı zaman bile pek değişmemiştir.
Daha sonra Sayın Bekir Coşkun Hürriyet’ten ayrıldı, muhtemelen ayrılmak zorunda kaldı, HaberTürk’e geçti ama maalesef oradan da ayrılmak durumunda kaldı bir süre sonra.
Ben de o tarihte, daha sonra yazdığım bu yazı nedeniyle üniversite arkadaşım Umur Talu ile de basın üzerinden polemiğe girmek zorunda kalmış idim.
Benim o yazıda zamanlama açısından son derece yanlış ama içerik olarak hala savunduğum görüşüm, Sayın Bekir Coşkun’un kimliğinden tamamen bağımsız olarak, merkez medya denen ve çok önemsediğim kurumsal yapıda yazıların, yorumların iki temel sınır arasında olması gerektiği idi.
Bu sınırlar laik devlet ve askerin siyasete her türlü yöntemle müdahalesi idi.
Başka bir ifadeyle, merkez medya kurumunda yazan, yorum yapan bir kişi ödünsüz olarak laik devlet ve hukuk devleti (mesela askerin siyasete darbeler, muhtıralarla müdahalesi) sınırları içinde olmak zorundadır kanısındayım.
Merkez medyada laik devlet yapılanmasını aşındıran ya da bir muhtırayı anlayışla karşılayan, hatta daha da basiti, anlamaya çalışan bir yazı yayınlanamaz.
Bu hukuki bir zorunluk değildir, laik devlet ve askerin siyasete bazı araçlarla müdahalesini savunmak da ifade özgürlüğünün bir parçası olabilir ama merkez medyanın işi bu değildir.
Bu kanımdan hareketle o tarihte Bekir Coşkun’un yazısının (Deve ve muhtıra) benim tanımladığım merkez medya sınırlarını aştığını hatırlatmış idim.
Ama o tarih aynı zamanda Sayın Bekir Coşkun’un HaberTürk’ten ayrılmak zorunda kaldığı tarih olduğu için yazımın zamanlamasının tam bir hata, hatta eşeklik olduğunu bugün çok net görüyorum.
Ama, merkez medyanın sınırları (bir tarafta laik devlet, öbür tarafta askeri muhtıralar, darbeler) konusunda görüşlerim pek değişmedi.
Laik devlet karşıtı görüşler, askeri muhtıraları savunmak, açıktan şiddeti savunmuyorlar ise, biraz da zorlayarak, ifade özgürlüğü kapsamında ele alınabilir ama bu iş kanımca merkez medya yazarlarının ve yorumcularının değil daha marjinal diyebileceğimiz basın organlarının yazarlarının, yorumcularının işidir.
2007 27 Nisan muhtırasının üzerinden çok sular aktı, bugün bambaşka ve çok daha kötü bir yerdeyiz.
Bugünden baktığımda zamanlama açısından Sayın Bekir Coşkun’a bir özür borçlu olduğumu görüyorum.
Ama laik devlet yapılanması ve askeri muhtıralar parantezi konusunda da aynı görüşümü hala koruyorum.
Ancak, bugün acaba bu hassasiyeti gösterebilecek merkez medya kaldı mı, bu da başka ama temel bir mesele
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025