Fehmi KORU
İleride bu günleri yazacak tarihçiler, ABD’de başkanlığa Donald Trump’ın gelişini en iyi değerlendiren ülkenin Suudi Arabistan olduğunu mutlaka yazacaktır.
Bunda en büyük payın, ülkenin dışişleri bakanlığı koltuğunda oturan Adel al-Jubair’e ait olduğunu da…
Washington’a nasıl bir büyükelçi
AK Parti daha bağımsız bir dış politika izleme kararlılığıyla iktidara gelince.. Avrupa Birliği perspektifini benimseyip ABD ile eşit düzeyde bir ilişkinin temellerini atmaya başladığında.. özellikle de Barack Obama başkan seçildikten sonra.. partiye yakın birileri.. “Washington’a büyükelçi olarak size her bakımdan yakın birini atayın; ABD Başkanı ile görüştüğünde, adam ona söylenecek her sözün size sansürsüz ulaşacağını bilsin” tavsiyesinde bulunmuşlardı.
İyi hatırlıyorum.
Kulak asan olmadığını da biliyorum.
O tavsiyeyi yapanların zihinlerindeki örnek, Suudi Arabistan’ı uzun yıllar büyükelçi olarak Washington’da temsil etmiş olan Bandar bin Sultan’dı.
Prens Bandar ABD başkentinde ülkesini 20 yıla yakın bir süre (1983-2005) temsil etti.
Gazeteci Bob Woodward, Irak savaşı öncesi ve sırasında Washington’da yaşananları anlattığı ‘Plan of Attack’ (Saldırı Planı) adını taşıyan kitabında, George W. Bush’un, savaş kararını, ülkesinin dışişleri bakanı Colin Powell ile paylaşmadan önce, Bandar’a haber verdiğini yazar.
ABD Başkanı Bush ile Suud Büyükelçisi Bandar o derece kankaydı.
Hafta sonlarını geçirdiği Camp David’e giderken yanına Bandar’ı de alıyordu Bush; Dallas Cowboys takımının her yeni sezon açılışında, Bandar, Bush ile takımın sahibi Jerry Jones arasındaki koltukta Teksaslılara poz veriyordu.
En ünlü pozu da, Camp David’te Bandar’ın Bush’a tepeden bakarken çekilmiş fotoğraflarıydı.
Körfez Savaşı sonrasında yaşananları anlatan kitaplarda, Bush’un Ortadoğu ile ilgili planlarının fikir babasının Bandar bin Sultan olduğu mutlaka belirtilir.
Çok yakın birini Washington’a büyükelçi gönderme tavsiyesini AK Parti’ye yapanların niyeti, Barack Obama döneminde Bandar’dan boşalan yeri bir Türk’ün doldurmasını sağlamaktı besbelli.
Suud dışişleri bakanı Amerika’yı avucunun içi gibi bilir
Obama’nın başkan seçilmesi (2008), Kanada’dan sonra ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması, Ankara ve İstanbul’daki konuşmalarında Türkiye’yi içine alan ufuklar çizmesi, böyle bir imkânın varlığını düşündürüyordu gerçekten…
Riyad yine atak davrandı ve Obama Beyaz Saray’a yerleştiğinde, Suudi Arabistan’ı büyükelçi olarak temsil eden genç Adel al-Jubair’le sağlam bir ilişki oluşturdu. 2007’den 2015 yılına kadar Suud’un Washington büyükelçisiydi al-Jubair; o görevinden dışişleri bakanı olarak ülkesine döndü.
Prens Bandar bin Sultan büyükelçiyken, al-Jubair, Sefaret’in sözcüsü olarak sıklıkla basın karşısına çıkıyordu.
Hayatının büyük bölümünü, öğrenci, diplomat ve büyükelçi olarak ABD’de geçirmiş Adel Al-Jubair’in dışişleri bakanı olarak atanması da, Trump’lı ABD yönetimine uygun bir tercih.
Dünyanın en güçlü ülkesinin sistemini ülkesinin sisteminden daha iyi bilen biri olarak, al-Jubair, Suudi Arabistan’a hoş gözle bakmayan Amerikan siyasi kadrolarına rağmen, birbiri ardına gerçekleştirdiği ataklarla ön almayı başarıyor.
Trump’ın ‘işadamı’ karakteri.. dış politika ile ekonomi arasında ilişki kurması.. Suudi Arabistan’a olağanüstü geniş bir manevra alanı açtı; o alanı kullanıyor al-Jubair…
İlk resmi seyahati için, o kadar ülke arasından neden Suudi Arabistan’ı tercih etmiş olabilir Trump?
Bu sorunun cevabını.. o seyahat sırasında.. on yıl içerisinde 350 milyar dolara ulaşacak biçimde.. ilk elde 110 milyar dolarlık bir silâh anlaşması imzalandığını görünce.. bütün dünya almış ve öğrenmiş oldu. (Silâhlar kime karşı kullanılacak?)
“Money talks” der Amerikalılar, Suudlular da parayı konuşturmasını iyi biliyor…
Hem de Kongre’nin her fırsatta silâh satışını engellediği ülkelerine, ABD başkanı onaylı bir anlaşmayla, itirazsız Amerikan menşeli silâh ve teçhizatı garanti etmesiyle…
Katar.. Suudi Arabistan’ın Ortadoğu projesi.. ve İsrail..
Trump Suud önderliğindeki cephenin Katar’ı dışlamayı amaçlayan son diplomatik ilişki kesme girişimine itiraz emiyor, hatta bunu benimsemiş görünüyor; ancak Amerika devlet olarak bu gelişmeye biraz yadırgayarak bakıyor gibi.
Al-Jubair’in ilmek ilmek işlediği bir operasyon, Katar’ı yalnızlaştırma girişimi.
Suud dışişleri bakanının cebinde, oluşmasında kendisinin de emeği bulunan, ‘Suud perspektifli Ortadoğu projesi’ var.
Gelişmenin bir ucunda, hayli zamandır İsrail ile yürütülen gizli görüşmelerde varılmış mutabakatlar da var; Hamas ve Müslüman Kardeşler (MK) örgütlerinin etkinliklerinin yok edilmesi gibi…
Kral Abdullah bin Abdülaziz’in, 2002 yılında, henüz veliaht iken, hazırlattığı ‘Ortadoğu barış planı’ da İsrail’e cazip geliyor.
Bu noktada kahredici soruları yöneltebilirim: Türkiye’nin Ortadoğu planı ne olabilir?
Daha doğrusu böyle bir planı var mı ülkemizin?
Varsa bile dünyanın bugünkü dengeleri içerisinde hayata geçirilebilecek türden bir plan mıdır bu?
Dış politikada planı ve projesi olan, duruma göre öngörülerde bulunarak politikalar belirleyip uygulayan ülkelerin başarılı olma şansı, o plan ve projeyi bozmaya çalışanların şansından daha yüksektir.
Arkasında Kral Salman’ın kendisine veliaht olarak atadığı Mohammed bin Nayef ve Mohammed bin Salman (aynı zamanda savunma bakanıdır) desteği bulunan dışişleri bakanı Adel al-Jubair ile Suudi Arabistan bunu yapıyor işte.
Kızsak bile ne olduğunu anlayarak kızalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026