Fehmi KORU
Geçenlerde siyasi hayatın içinde yer almakta olan, yeni oluşumlarda adı geçenlerden biriyle konuşurken, söz medyaya ve girişimleriyle ilgili haberlerin veriliş tarzına geldi.
En ağır medya eleştirilerinden birini o siyasinin ağzından dinledim.
Medya eleştirisi genel başlığı altına girecek yazılarım birkaç kitaplık bir hacme sahiptir. Yıllarca pek çok isimle dişe diş mücadele ederken kalemimi hiç tutuk kullanmadım. Ülkemizin siyasi hayatının medyası yüzünden övünülecek bir durumda olmadığına hala inanırım.
Muhatabım da aynı görüşte, ancak o bunu çok daha net, daha sert ifadelerle anlattı.
O gün bugündür gazetelerde çıkan haber ve değerlendirmelere biraz daha yakından bakıyorum ve mesleğe dışarıdan duyulan saygı eksikliğinin nereden kaynaklandığını daha iyi görüyorum.
Üzücü bir durum gördüğüm. Doğrularla yalanların, gerçeklerle palavraların harmanlandığı haberler ciddi görüntüleriyle her köşe başından okurlara el ediyor. Onlar üzerine yazılan tahliller ve yorumların hali nice olabilir ki?
Yakınlarda bir gazeteden arayıp görüş almak istediğini duyurdu genç bir ses. Bu tür yaklaşanlara hep yaptığım gibi, haberler içerisinde yer almak üzere görüş vermeme konusunda kesin tavrım olduğunu anlattım. Kapatırken sanki ilgisiz bir şey söylüyormuş gibi anlamsız bir soru yöneltti genç muhabir; tek kelimeyle olumsuz bir cevap verdim.
Ertesi gün gazetesinde haberi yazdığı senaryoya uygun verdiğini, benden aldığı olumsuz cevabı da, haberini kendi eliyle tekzip edemeyeceğine göre, farklı bir biçimde ve haberinin doğruluğuna kanıt olarak sunduğunu fark ettim.
Olmayan bir haber böyle olduruluyor işte.
Kim kimden aldığı cesaretle böyle yapıyor, merak etmeyin; eline fırsat geçen, kendisine yer açan bir gazete bulabilen pek çok kişinin haber diye yayınlattığı çoğu kez buna benzer metinler…
Eskiden gazete yöneticilerinin bir işi de muhabirlerinin yoldan şaşmamasını sağlamaktı. Uçuk kaçık haberler yapanlar sonunda kendilerini zaten o amaçla çıkan gazetelerde bulur, merkezde yer alanlar bir saptırma yaptıklarında bunu yüzlerine çarpacak başka gazetelerin varlığı sebebiyle daha dikkatli davranırlardı.
Halen yazarlık hayatını sürdüren bir gazeteci, mesleğe ilk adımını attığı günlerde gazetelerde çıkan gerçeklerin ters-yüz edildiği haberlerin peşine düşerek doğruları ortaya çıkarmış, sonra bunları ‘yalan haber dosyası’ adıyla kitaplaştırmıştı da.
Şimdi o küçük kitap yeniden yazılmaya kalkılsa AnaBritannica hacmi bile az gelir.
Başkalarının haberini kendisininmiş gibi sunanlar mı ararsınız, yoksa sıkça gazete değiştirip her yeni gittiği yerde eski haberlerini yeniymiş sunanlar mı; eskiden bu kadar masumaneydi işler… Bugün haber adına yapılanlarla karşılaştırınca, bu kadar basit kaçan yanlışlıklar yapanları yanlarında barındırmayan gazete yöneticileri şimdi hayıflanıyorlardır.
‘Yalan’, ‘çakma’, ‘hakikat ötesi’ haberlerde hiçbir ölçü kalmadı; haberin üreticisi (muhabir) ve toptancısı (o haberi yayınlayan gazete yöneticisi) için işler yolunda sayılabilir; ancak haberin tüketicisi (okur) bambaşka telden çalıyor. Onun gerçeğe ulaşmak için başvurabileceği yollar var ve gerçek diye önüne çıkartılan haberlerle karşılaştığında gereğini yapmakla yetinmeyip haberin yalan olduğunu iletişim içerisinde bulunduğu başkalarına da duyuruyor.
Tabii ‘çakma haber’ de bu arada dünya üzerinde bir kaç tur atmış oluyor.
Kargaşa, tamam ama bu da yeni medya düzeninin bir özelliği…
İnternet sonrası yerleşik gazetelerin sarsıntıya düşeceğine inanılıyordu. İnanıldığı gibi oldu da; pek çok gazete kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Bizde de basılmaktan vazgeçip yalnız internet üzerinden varlıklarını sürdüren gazeteler var.
Ancak pek çok gazete de sadece gerçeğe yaslanarak bayi satışlarını kısmen koruyabildiği gibi, interneti gazete satma aracı haline dönüştürebildi.
Sadece gerçeğe yaslanarak…
Bugün New York Times ve Washington Post gibi gazetelerde ‘çakma haber radarı’ gibi çalışan ve bulgularını okurlarla paylaşan gazeteciler bulunuyor. En bilinen örnek Trump’ın doğru olmayan açıklamalarından tespit edilen ve her gün yenileri eklenerek tazelenen binlerce maddelik liste; ama çok daha farklı kişiler ve kurumların yalana saptıklarını da insanlar yine geleneksel gazetelerden öğreniyorlar.
Bizde artık gazeteler satmıyor; satıyor görünenler de iddia ettiklerinin çok çok altında satabiliyor. Kurban bayramı sonrasında İzmir’de kaldığım evin karşısındaki market gazeteler için bayi hizmeti de veriyordu. Her sabah tezgaha konulan gazetelerin akşama kadar yerlerini pek az terk ettiğini gözlemledim.
Aslında bu yazıyı yazmaya “Her okuduğunuz habere inanmayın” tezimi aktarmak için başladım, şu yakınlarda siyasi hayatımızda beklenen gelişmelere dair gazete köşelerinde çıkan bir dizi haberi de dikkatlerinize sunacaktım. En başta tanığı olduğumu bildirdiğim bir siyasinin medyaya dönük aşırı eleştirisi beni ileri gitmekten alakoydu. Bazı isimlere dönük ciddi bir kızgınlık var.
O kızgınlığı 2000’li yıllar öncesinde şimdi iktidarda bulunan parti yöneticilerinde de görmüştüm; şimdiki ‘yeni medya düzeni’ o kızgınlığın sonucudur. Bugünün kızgınlıkları ne sonuç doğuracak, ileride göreceğiz.
Hala mesleğini önemseyen biriyim ben ve onur kavramını önde tutan meslektaşların var olduğunu da biliyorum.
İyimserim. Hadi “İhtiyatlı iyimserim” diyeyim.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026