Fehmi KORU

Sıradan ve düz bir bakışla bile varlığını fark edebildiğiniz çözüm bekleyen çok taraflı sorunlar, sıra çözüm bulmaya geldiğinde içinden çıkılmayacak bir hal alabilir, dünyanın en çetrefilli sorununa dönüşebilir.
Yıllarca birlikte yaşadığınız, kim tarafından yönetileceğine kendiniz karar verdiğiniz insanların azınlık görüşlere kulak verip karşınıza düşman olarak çıkabileceğine küçük de olsa bir ihtimal verseniz dahi, bunun üstesinden gelmenin zor olacağını düşünemeyebilirsiniz. Sorun size bir-iki hafta içerisinde çözülecek gibi gelebilir.
Gerçek ise bir süre sonra çok farklı olduğunu size kabul ettirecektir.
Bugünkü Suriye’den söz ettiğimi sandınızsa yanıldınız; sözünü ettiğim Suriye’dir, ama bugünkü değil, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı’dan ayrılmak için kıpraşmaya başlamış olan Suriye…
‘Arap isyanı’ diye bilinen Şerif Hüseyin ve oğullarının Osmanlı topraklarından tek bir bağımsız Arap devleti çıkartmak için başlattıkları ayaklanmaya en son katılan bugün Suriye diye adlandırılan Vilayet-i Şam bölgesinde yaşayan insanlardı.
Şerif Hüseyin, uzun yıllar İstanbul’da ikamet etmiş, oğulları burada eğitim almış, Kureyşli ve Peygamber sülalesinden olduğu için kendisine her türlü saygı gösterilmiş biriydi.
Vilayet-i Şam bölgesinde (bugünkü Suriye, Ürdün ve Lübnan’ı kapsar) isyana öncülük edenler ise dini azınlık gruplarına mensup kişilerdi.
İstanbul, sıradan ve düz bir bakışla konuya yaklaşarak, sorunu ‘askeri’ tedbirler ve ‘dini telkinler’ ile çözebileceğini düşündü ve yanıldı.
Alınan her askeri tedbir huzursuzluğu büyüttü, kullanılan dini argümanlar ise başlangıçta işe yarar görünse bile, karşı dini argümanlar kullanılmasını ve onu kullananlar ortak bir dille bunu yapabildikleri için daha etkili olmalarını getirdi.
Osmanlı bu yüzden yalnızca Vilayet-i Şam’ı kaybetmekle kalmadı, Kudüs’ten de, mukaddes toprakların bulunduğu Hicaz’dan da çekilmek zorunda kaldı.
Düz akılla sorunların basitçe çözülebileceğini sanmanın maliyeti çok ağır oldu.
[Kendisini isyan için kışkırtanların hesabıyla Şerif Hüseyin’in tek bir bağımsız Arap devleti kurma hülyası da örtüşmüyordu; o ve oğulları da konuya sıradan ve düz bir bakışla yaklaştıkları için sonunda çok büyük hayal kırıklıkları yaşadılar.]
Ya bugün? Ya yine Suriye ve Libya?
Hiçbir şey göründüğü gibi olmak zorunda değildir.
Bugün de, Suriye’de, toplumun bütünü içerisinde sayıca fazla anlam taşımayan bir kadronun yönetime hakim olduğu görüntüsü, daha kalabalık ve daha ağırlıklı bir nüfusu temsil edecek muhalif bir cephe oluşturulmasını sağlayarak kendilerine daha yakın hissedecekleri bir yönetim değişikliğinin bir-iki haftada gerçekleşeceği hesabı, sıradan ve düz bir bakışla konuya yaklaşanlara, makul görünmüş olabilir.
Emevi Camii’nde Cuma namazı kılma beklentisi sıradan ve düz bir bakışın sonucudur ve yanlış çıkması da sorunun basit görünmesine karşılık çözümün karmaşık ve çetrefilli olmasındandır.
Türkiye gibi güçlü bir müttefik dururken NATO’da ittifak ilişkisi içerisinde bulunduğunuz bir ülkenin Suriye’de sizin ‘düşman’ bildiğiniz gruplarla içli dışlı olmasını kolay çözülebilecek bir sorun görmek de ilk bakışta yadırgatıcı gelmeyen bir akıl yürütmedir. Özellikle o ülkede kendinizi yakın hissettiğiniz biri başkan ise, bunu onunla çözebileceğinizi de düşünebilirsiniz.
O düşüncenin ürünü olan kararlarınızın araziye uymaması sorunun görünenden çok daha karmaşık olması yüzündendir.
Libya’da bir tarafta BM’nin meşru kabul ettiği bir merkezi yönetim var, diğer tarafta da o yönetimi tanımayan ve kendisinin uluslararası arenada meşruiyeti de bulunmayan bir kalkışma… Merkezi yönetimle askeri işbirliğine girerek onu başarılı kılmak göze kolay ve emin bir davranış gibi görünebilir.
Sıradan ve düz bir bakışla baktığınızda ortada sorun bile görmeyebilirsiniz.
Gerçek bu kez de göründüğünden farklı çıkabilir ama.
Kolayca çözülebileceğini sandığınız sorun yepyeni ve içinden çıkılması imkansız yeni sorunlara yol açabilir. O yüzden dostlarınız düşman hale gelebilir, yakınlaştığınız için farklılaşmalarını beklediğiniz düşmanlarınız da, bir bakarsınız, düşmanlıklarından vazgeçmeyebilirler.
Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda ‘Arap isyanı’ başladığında İstanbul’a en yakın Arap ağırlıklı nüfusa sahip topraklarda kendini daha güvende hissettiği için sorunun sıradan ve düz bir bakışla kolayca çözülebileceğini sanması yanlışında olduğu gibi…
Ya da, daha yakın bir zamanda, yine sıradan ve düz bir bakışla, kısa sürede yönetim değişikliği yaşanacağı hesabıyla soruna taraf hale gelinen Suriye’den 3 milyondan fazla mülteciyi misafir etmek zorunda kalmanıza ek olarak, çözüldü sandığınız İdlib’ten sayılarının 500 bine varacağı sanılan yeni bir mülteci dalgasıyla karşılaşmanız gibi…
Libya’da aldığınız tavrın ne sonuçlar getireceğini şu sırada bilmek mümkün değil; ama o konuya da sıradan ve düz bir bakışla yaklaşıldıysa, orada da yeni sıkıntılarla karşılaşmak hiç sürpriz olmayacaktır.
Ne yapmak gerekiyor?
Bu sorunun tek bir cevabı var: Konulara sıradan ve düz bir bakışla yaklaşmaktan vazgeçmek şart.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026