Hasan CEMAL
Orhan Miroğlu’nun yeni kitabındaki çağrısı: “Türkiye’nin yeni siyasi zemininde şiddeti umut olmaktan, imkan gibi görmekten vazgeçmek gerekiyor. Ve şiddetin sonunu ilan edecek ve bunun gereğini yerine getirecek olan da Öcalan’dan başkası değildir.”
Evet, silahları gömmenin tam zamanıdır diyen Orhan Miroğlu’na katılıyorum.
Evet, silah ve şiddet miadını doldurdu.
Evet, tarihin çarkı artık savaş isteyenlerden yana dönmüyor.
Yeterince acı çekildi.
Yeterince kan ve gözyaşı döküldü.
Şurası kesin:
Kürtler de, Türkler de savaş istemiyor.
Bu, barışın olgunlaşması demektir. Bir yanda devlete, öbür yanda PKK’ya kendini dayatmakta olana gelince, ‘barış koşulları’dır.
Orhan Miroğlu’nun sözleriyle:
“Türkiye’nin yeni siyasi zemininde şiddeti umut olmaktan, bir mücadeleyi korumaya yarayacak bir imkân gibi görmekten vazgeçmek gerekiyor.”
Şiddeti umut olmaktan çıkarmak...
Silahı umut olmaktan çıkarmak...
Artık olması gereken budur.
Hem devlet tarafının, hem PKK tarafının bunca kan ve gözyaşına rağmen bugün hâlâ silahla sonuç alınabileceğini sanmaları, sonu yine hüsranla bitecek büyük ve kanlı bir yanılgıdır.
Orhan Miroğlu’nun yeni çıkan güzel kitabını, ‘Silahları Gömmek’i (Everest Yayınları) okurken alıyorum bu notları.
Öcalan’a çağrı yapıyor:
“Şiddetin sonunu ilan edecek ve bunun gereğini yerine getirecek olan Öcalan’dan başkası değildir. Bu hamle, onu ve partisini yeniden güçlü kılacak yegane hamle olacaktır.”
Öcalan açısından böyle bir tarihi rol oynamanın tam zamanı olduğuna inanıyor.
Sevgili Orhan Miroğlu’nun PKK’ya yönelik ciddi ve haklı eleştirileri var kitapta.
Bir Kürt aydını olarak PKK’yla ilgili böyle eleştirel tutumu sergilemenin hiç de kolay olamadığını not etmek lazım.
Bunca yıldır devam eden ve her geçen yıl kirlenmiş olan bir savaşta eleştiri, özeleştiri hiç kuşkusuz her taraf için, herkes için geçerli.
Kitabın derin devlet-PKK ilişkileri ve hükümet-Kürt sorunu ile ilgili bölümlerini okurken bazı ince ayarlar, ufak tefek rötuşlar ve özellikle hükümete karşı biraz daha eleştirel mesafe koyuşlar gerekli diye düşündüm.
Olabilir.
Ama çok yararlandım Miroğlu’nun kitabından. Kafamda yeni pencereler açıldı.
Acıları kendi hayatında bizzat yaşamış, acılara çok yakından tanıklık etmiş ve bunları olağanüstü bir duyarlıkla kâğıda dökebilmiş, bağımsız durabilmiş bir Kürt aydınına mutlaka kulak vermek lazım diye düşündüm.
Kitabın KCK ile ilgili bölümleri çok uyarıcı. Bu sayfaları, Ankara’da KCK için düğmeye basanların, KCK operasyonlarını savunanların okumalarında büyük yarar var.
Şu satırların altını çiziyorum:
“Otuz binden fazla PKK’li dağlarda öldürüldü, binlerce faili meçhul cinayet işlendi, ama PKK’nin büyümesi durdurulamadı. Aynı şekilde yüz bin KCK’liyi etkisiz hale getirseniz dahi, KCK’yi durdurmanız mümkün olmaz. Çünkü KCK’liler yasal Kürt hareketinin içinde yer alıyorlar, çoğunlukla silahlı değiller ve PKK’yi siyasi manada destekleyen Kürt nüfus içinden bu insanları tamamen tecrit etmek imkânsız.”
Yine bir KCK alıntısı:
“KCK adıyla anılan modele siyasi manada karşı olabilir, Kürt toplumunun böyle bir modelle yönetilemeyeceğini, dahası Türk toplumuyla muhtemel ve kalıcı bir hukukun bu model öne çıkarılarak kabul edilemeyeceğini savunabilirsiniz; ki ben bunu savunanlardanım.”
Devam ediyor:
“Ama bu modelin tutuklama ve operasyonlarla elemine edilemeyeceğini görmek gerekiyor. PKK nasıl ki dağlardan zor kullanılarak indirilemeyecekse, KCK’lileri de hapishanelere tıkarak KCK’yi durdurmak çok mümkün görünmemektedir. Sadece Diyarbakır’da dört yüz bin civarında oy alan bir siyaset ve bu siyasetin içinde bulunduğu bir yapılanmadan söz ediyoruz. Bu bir halkın gerçeği... Dünyanın başka yerlerinde böyle bir realitenin önü kesilmez. Aksine devletin başı daha fazla sayıda vatandaşla derde girmesin ve bu vatandaşların binlercesi karar verip dağlara çıkmasın diye, toplu tutuklamalar yerine, bu vatandaşların önlerindeki hukuki engeller kaldırılır.”
Aynı görüşteyim.
Başından beri diyorum ki:
KCK operasyonları, tutuklama dalgaları siyasete boğucu etki yapıyor; siyasetin alanını daraltırken şiddet ve dağın da yolunu genişletiyor.
Ya da Miroğlu’nun deyişiyle:
“Bu durum, demokratik siyasal süreci zorlayan bir durumdur.”
Orhan Miroğlu’nun üç tane yerinde tespitiyle yazımı noktalıyorum.
Birincisi:
“Türkiye PKK’ye rağmen çözemeyeceği bir sorunla karşı karşıya olduğunun artık farkında. PKK’nin kendisi de artık Kürt sorunu gibi bir realite olarak görülmektedir.”
İkincisi:
“Bugün Türkiye’de hem PKK liderleri, hem devleti yönetenler savaş haline geri dönülemeyeceğinin farkında.”
Üçüncüsü:
“Ama asıl sorun, henüz savaşın yerine geçen tarihsel şartların farkında olmamaları, savaşılmadığında ne yapılacağı sorusuna henüz açık bir cevap bulamamış olmalarıdır.”
Miroğlu böyle diyor.
Eğer öyleyse...
O zaman parmakları tetikten çekip, silah seslerinin duyulmadığı bir ortamda bu sorunun cevaplarını tartışmaktan başka çare yoktur.
Barış ancak böyle gelir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024