Hilâl KAPLAN
İmralı sızıntısı, bir gazetecilik başarısı değildi. Daha önce Oslo sızıntısını da gerçekleştiren odağın, bu sefer yükü paylaşmak için merkez medyadan en uygun adresi seçip uygulamaya koymasından ibaretti. Konuşmalar bağlamından çıkarılmış, belli kısımlar kırpılarak 'taşeron'a teslim edilmişti.
Halkın haber alma hakkını engelleyen bir durum da söz konusu değildi. Çünkü görüş odasının mahremiyetinde konuşulanların bilinmesinin halka kazandırdığı bir yarar yoktu. Bilakis halkın güvenliğine zararı olabilir, süreç çökebilir, yine binlerin öleceği bir noktaya bizi taşıyabilirdi. Ama ne gâm! Ya Ak Parti fobisinden ya da 'arkadaş milliyetçiliği'nden 'gazetecilik mesleğinin onuru, medya etiği' gibi afili kalıplarla savunan çok olacaktı nasılsa.
Üstelik, gerine gerine evrensel gazetecilik ilkelerinden bahseden yazı işlerinin de işlerine gelen isimleri çıkarıp, metni yayınladığı ortaya çıktı. Anlaşılan bu ilkeler içerisinde, yazarların hedef gösterilmesine vesile olarak hayatlarını tehlikeye atmamak yoktu ama kendi yazarlarını kayırmak vardı.
Ancak, bu sorumsuz gazetecilikten ötürü kabak nasıl oldu da Hasan Cemal'in başına patladı, anlamak zor. Evet, Başbakan, 'Batsın böyle gazetecilik' diyerek, sonuçta olabilecekleri düşününce haksız bulamadığım bir öfke gösterdi. Ama patronajın, bundan yola çıkarak, mevzuu Hasan Cemal'in 'dinlendirilmesine' vardırması anlaşılacak iş değil.
Zaten hükümet kanadında da bundan ötürü bir rahatsızlık olmasaydı, Başbakan Erdoğan'ın Siyasi Danışmanı Yalçın Akdoğan, meseleye dair ortaya atılan spekülasyonlara karşı ardarda iki yazı kâleme almazdı sanırım. Ki o yazılardan birisi şöyle bitiyordu:
'Başbakan Erdoğan, doğru bulmadığı hususları çıkar dobra dobra söyler, kendisini savunur, gerekirse hukukî yollara başvurur. Bunun ötesinde kimse kendi tasarruflarına hükümeti alet etmesin, ürettikleri tezviratlara bizim ismimizi karıştırmasın.'
Eğer gazete patronajına tepkiyse, bu da bir tepki değil midir?
'Anladık da, yazının başlığı neye 'Hayır!'' diyeceksiniz. Hatırlatayım.
Altı yıl önce, merkez medya sakinleri, 27 Nisan muhtırasını allaya pullaya bitiremez haldeydi.
Örneğin Hasan Cemal'in Milliyet'inde, nasılsa şimdilerde 'Kürt dostu' kesilen bir 'sinyorita', sadece muhtırayı değil, Cumuriyet Mitingleri'ni de aklama derdindeydi: 'Genelkurmay'ın açıklamasıyla mitinglerin daha da coşmuş olması bu mitingleri otomatik olarak militarist yapmaz.'
Bir de eskiden Genelkurmay'dan, şimdilerde Ak Parti'li bakanların yanından çıkmayan 'duayen' gazetecimize kulak verelim: 'TSK, türbanın ve temsil ettiği zihniyetin Çankaya'ya çıkmasına karşı ilkesel bir duruş sergilemiştir.'
Milliyet'te bu yazılar çıkarken, muhtıranın hemen ertesinde, 'Hayır!' başlıklı bir yazı kâleme alan Hasan Cemal ise şu cümleleri demokrasi tarihimize kayıt düşmüştü:
'Askeri müdahaleyle ne demokrasi yapılır, ne cumhuriyet korunur, ne de laiklik.
Hiçbiri olmaz.
Cumhuriyet de, laiklik de en iyi demokrasiyle korunur.
Askeri müdahaleyle değil.
İşte bunun içindir ki, askerin gece yarısı muhtırasına tek kelimeyle hayır diyorum.'
Ve her pazar olduğu gibi 'İyi pazarlar!' diye değil, yine 'Hayır!' diye biten o yazı, Cumhurbaşkanı Gül'den hükümet çevrelerine kadar herkesin, bugün bile 'Aydın namusu budur' diye andıkları bir yazıydı.
Her şey bir yana, o yazının hatırına 'Hasan Ağbi'nin bir an önce yazmasını bekleyen bir okuru olarak, bu zoraki dinlendirilmeye 'Hayır!' dediğimi not düşeyim istedim.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019