Hilâl KAPLAN
Suriye'den gelecek haberlere yine dikkat kesilmişim, elim yüreğimde televizyonu takip ediyorum. Türkiye-Suriye sınırında bulunan Cisr-eş-Şuğur kasabasında derme çatma bir ev ekrana geliyor. Gelin hanım, mumların aydınlattığı, her tür imkândan yoksun o evde yeni doğum yapmış. Muhtemelen bebeğin babaannesi olan, beyaz başörtülü yaşlı bir teyze bebek kucağındayken kameraya gülümsüyor. Muhabir soruyor: "İsmi ne?" Kadın gururla cevaplıyor: "İsmi Tayyip Erdoğan". Ortadoğu coğrafyasında bebeklerine Tayyip Erdoğan ismini veren yüzlerce aileden sadece birisi onlar...
Müslüman çoğunluklu bir ülke olan Türkiye, bir süredir misak-ı millî sınırlarına sığmıyor. "Ümmetim tek bir beden gibidir" diyen Peygamber'in ümmetine yaraşır biçimde, insan eliyle çizilmiş yapay sınırları aşan bir ruh birliğini reel politikada da tesis ediyor. Bu yüzden Başbakan Erdoğan, üçüncü seçim zaferini müteakip yaptığı balkon konuşmasında şöyle diyordu:
"Gözlerini Türkiye'ye çevirmiş, Türkiye'den gelecek haberleri büyük bir heyecanla takip eden Bağdat, Şam, Beyrut, Kahire, Saraybosna, Bakü, Lefkoşa ve diğer tüm kardeş ve dost ülkeleri buradan muhabbetle selamlıyorum. (...) İnanın bugün İstanbul kadar Saraybosna kazanmıştır, İzmir kadar Beyrut kazanmıştır, Ankara kadar Şam kazanmıştır, Diyarbakır kadar Batı-Şeria, Küdus, Gazze kazanmıştır. Bugün Türkiye kadar Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar Avrupa kazanmıştır."
Bu ruh birliğini, Başbakan'a eşlik ettiğimiz resmî Beyrut ziyareti sırasındaki bir mitingde müşahede etme fırsatı bulmuş ve o günlerde şöyle yazmıştım:
"Erdoğan sözlerini "İsrail hükümetini hatalarından dönmeye, özür dilemeye ve barışa gelmeye davet ediyoruz" diye bağladığındaysa ağızlarda tek bir slogan vardı: "Allahu ekber Türkiye!" Bu slogan beni derinden etkiledi. Malumunuz Müslümanlar "Büyüklük Allah'a mahsustur" derken biraz da "Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah'ı var" demek isterler. Bu minvalde "Allahu ekber Türkiye" sloganında "Mazlumları önce Allah'a sonra Türkiye'ye emanet ediyoruz" gibi bir anlam gizli sanki. Belki o anki duygusallığımdan bu çağrışıma ulaşmış olabilirim, bilmiyorum. Bildiğim, o kalabalığın Türkiye'ye, bizim genelde ülkemize yüklediğimizden çok daha büyük ve ağır anlamlar yüklediğiydi..."
Türkiye'nin "Arap baharı" sürecinde kilit rol oynadığı herkesin malumu. Ancak yeni-Osmanlıcılık söylemi (ya da Batılı ağızlardan çıktığı gibi "ithamı") bu yeni dinamiği açıklamak için yeterli değil. Fakat tarihî bağların kanla örtülemediği de apaçık bir hakikat olarak karşımızda duruyor. Mevcut durumda Türkiye, sömürmeden, bölgenin demokratikleşmesine katkı sunarak, uzun vadede bütün bölgenin kazançlı çıkacağının farkında olarak komşu rejimlerle değil, "komşu halklarla sıfır sorun" politikasına doğru dümeni kırmış görünüyor. Bunu gerçek anlamda başarabilmesi içinse kendi içinde "halkla sıfır sorun" politikasını gerçekleştirmek zorunda. Yeni anayasa süreci bu yüzden sekteye uğramadan nihayete erdirilmeli. Statükocu rejim yeniden üretilerek değil, yapısal olarak, bir daha uyanmamak üzere bertaraf edilmeli.
Gevşemek yok, mahzun olmak yok. Allahu ekber Türkiye!
Mavi Marmara ve hüsnü zan
İHH İnsanî Yardım Vakfı, gemideki arızalardan ötürü yetkililerden gerekli sertifika alınamadığından, Mavi Marmara'nın Gazze'ye doğru yola çıkacak olan "İkinci Özgürlük Filosu"nda yer almayacağını açıkladı. İHH gönüllülerinin ve başvuranların bir kısmının filodaki diğer gemilerde yer alacağı da belirtildi.
Hakan Albayrak'ın dünkü yazısında da bahsettiği üzere, bu gecikmişliğin maslahat açısından pek çok hayrı barındırdığını düşünüyorum. Ancak sebep ne olursa olsun, bu erteleme sebebiyle İHH'nın âdeta yerden yere vurulmasını, hatta daha da ileri gidilerek korkaklık ve hatta çıkarcılıkla suçlanmasını anlamakta zorlanıyorum.
Kanaatimce İHH, Türkiye'de hüsnü zanla yaklaşmayı hak eden birkaç sivil toplum kuruluşundan biridir. Bu kararı, kendi nefslerini değil, Filistin davasının selâmetini ön plana koyarak aldıklarından zerre şüphem yok. Küresel sistemin efendilerinin bile önünde eğilmek zorunda hissettiği İsrail'in baskı, saldırı ve tehditlerine karşı dimdik ayakta duran insanlardan müteşekkil bir kurumun, herhangi bir iktidar odağının veya grubunun baskısı sebebiyle bu kararı verdiğini düşünenlere ancak biraz hüsnü zan, biraz da akıl ve izan diliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019