Hilâl KAPLAN
Meclis, teoride halkın iradesinin tecelli ettiği bir mecra. Ancak bizdeki gibi devletçi yasalarla yönetilirseniz, devleti halktan koruyan "hassas" milletvekillerinden geçilmez. Siyasi tarihimizde bu durumu en iyi özetleyen cümle bence Bülent Ecevit'in Merve Kavakçı'ya ithafen söylediği sözlerdir: "Burası devlete meydan okunacak yer değildir".
Milletvekillerimizin dün üzerine yemin ettikleri metne bakarsanız, milletin ve dolayısıyla millet meclisinin de "devletin malı" kabilinden konumlandırıldığını rahatlıkla görebilirsiniz. Bu yüzden seçilmiş milletvekillerinin üzerine yemin edeceği esaslar sıralamasında devlet birinci sırada, millet hakimiyetiyse üçüncü sırada gelir, insan hakları gibi 'teferruat'larsa en sonda... Aynı şekilde 1982 anayasası da halkı "devletin milleti" olarak konumlandıran niteliktedir. Bu anlayıştan yola çıkarak, kendini "devletin sahibi" olarak görenlerin milleti tahakkümü altına alması oldukça kolaylaşmış olur.
İşte böyle bir meclis yapısında halka ve sivilliğe vurgu yapan vekil bulmak oldukça zor. Yalnız 1991 yılındaki yemin töreni bu açıdan oldukça bereketli bir yıl olmuş. İşte 'sivil itaatsiz' milletvekillerine iki örnek:
Merhum Abdulmelik Fırat, 1991 yılındaki yemin töreninde kürsüye çıkar, ellerini kürsünün iki yanına koyar ve söze şöyle başlar: "27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinden sonra, tam 31 yıl sonra bugün karşınızdayım ve yemin edeceğim." Bu sözler Fırat'ın siyasî geçmişi göz önüne alındığında öyle anlam yüklüdür ki... Fırat, ilk kez 1957'de, yaşını yedi yıl büyüterek, Demokrat Parti'den milletvekili olur. 27 Mayıs darbesi sırasında tutuklananların içindeki en genç vekildir. Yaklaşık 1,5 yıl Yassıada'daki cezaevinde kalır. Önce idam cezasına çarptırılsa da cezası sonradan hapis cezasına çevirilir ve 1,5 sene cezaevinde kalır. Ve işte melûn 27 Mayıs darbecieri tarafından mağdur edilmiş bu vekil, yıllar sonra meclis kürsüsünden darbecilerin yedi ceddine "Yine buradayım, yıkılmadım" mesajını böylelikle vermiş olur.
Bugünkü gibi yine Diyarbekir'den seçilmiş olan Hatip Dicle'nin kürsüye çıkar çıkmaz söylediği ilk cümleyse şu olur: "Ben ve arkadaşlarım bu metni anayasanın baskısı altında okuyoruz." Meclis yine karışır. Dicle'ye "Sözünü geri al" baskısı yapılır. Meclis Başkanı sözünü geri almadığı takdirde milletvekilliğinin geçerli olmayacağını söyler. Dicle uzun süre direnir, "İzin verin metni okuyayım" der ve okur ama itirazlar sürünce oturuma ara verilir. Bir sonraki oturuma katılmaz. Ancak son oturumda Dicle meclise tekrar girer ve "Sözümü geri alıyorum" diye başlar...
Yeni meclisin hayırlı, "devlet, milletin olana kadar" millete "mecliste yer alarak" sahip çıkan vekillerimizin bol olması dileğiyle...
"Ölümden öte köy yok"
Pazar günü Şişli'de Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesini protesto etmek üzere toplanılmış. Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu'ndan seçilen dört milletvekili de grubun içindeymiş.
Sırrı Süreyya Önder'in (ki "Beynelmilel"i izlediğimden beri benim için "Sırrı Ağbi'dir) söylediğine göre polis yürüyüşe izin vermediğinden basın açıklamasını okuyup dağılacaklarını söylemişler. Bu bilgiyi de kalabalığa otobüsün üzerinden anons etmişler. Ancak polis, basın açıklamasının okunmasına bile fırsat vermeden biber gazını basmış. Milletvekilleri ve yanındakiler otobüsün kapısı kapatıldığından fena şekilde biber gazına mahsur kalmışlar. İçinde çocuk ve yaşlıların da olduğu göstericiler fazlasıyla mağdur olmuş. Onlarca kişi yaralanmış ve hastaneye kaldırılmış. Bu anlatılanlar doğruysa -ki görüntüler anlatılanları doğrular nitelikte- polisin gereksiz ve aşırı müdahalesine maruz kalındığına dair şüphe yok. Her ne kadar emniyet müdahale sebebi olarak grupta molotoflu provokatörlerin olmasını gösterse de, gösteri sırasında ve sonrasında molotof kokteyli atan kimsenin olmaması bu sebebi boşa çıkarıyor.
Polisin sert müdahalesinden ötürü oldukça öfkelendiği belli olan Sırrı Ağbi kendilerine yapılan her türlü haksızlık karşısında sonuna kadar direneceklerini "Ölümden öte köy var mı?" diyerek ilan ediyor.
Sırrı Ağbi'nin "Ölümden öte köy var mı?" diye sorduğu o basın açıklamasından birkaç saat sonra PKK, Van'da bir askerî araca saldırdı. "Ötesi olmayan o köy"e bir asker daha uğurlandı. Hatip Dicle kararının hemen ertesinde Dersim'de gerçekleşen PKK saldırısında da iki polis memurunu aynı "köy"e uğurlamıştık, dönmemek üzere...
Bir yandan BDP sivil itaatsizliğe uyan gösteriler yapmaya çalışıyor; diğer yandan PKK asker-polis demeden can alıyor. Öcalan'a ev hapsinin bile özgürce konuşulabildiği, federasyon seçeneğinin ekranlarda açıktan tartışıldığı, YSK'nın Dicle kararına dair her kesimden eleştirilerin yağdığı bir ortamda PKK'nın estirdiği bu şiddet dalgası sözü ve eylemi anlamsızlaştırmaktan başka ne işe yarıyor?
Hatip Dicle bir gün yeniden meclise girebilir ama o üç genç için artık çok geç... Uzun sözün kısası, polisin sıktığı gaza haklı olarak isyan eden Sırrı Ağbi ve BDP'lilerden PKK'nın sıktığı kurşunlara dair de bir cümle olsun duymak isteriz.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019