Hilâl KAPLAN
"Bu büyük ve oldukça askerîleşmiş ülkede, ağır silahlı güvenlik güçleri, sivillere uyguladıkları şiddetten ötürü, genellikle hiç ceza almayacaklarını bilmenin rahatlığıyla caddelerde dolaşıyorlar. Ancak son haftalardaki bir olay toplumun öfkesini uyandırdı, uzun ve trajik bir ırkçı şiddet tarihi olan bu ülkede yeni bir fay hattı kırılmasına yol açtı.”
Slate’ten Joshua Keating, “Başka bir ülkede olsaydı Eric Garner vakasını Amerikan medyası nasıl görürdü?” başlıklı yazısına bu cümlelerle başlıyor. Üstelik söylediklerinde gerçekten de hiçbir mübalağa yok.
Orta yaşlı, iri bir adamı, beş polis durdurmuş. Adam siyah, polisler beyaz. Adamın iddia edilen suçu vergilendirilmemiş kaçak sigara satmak. Adam el kol hareketleriyle isyan ediyor ama memurlara karşı hiçbir saldırı girişimi yok, küfür de etmiyor. Sonra önce iki polis memuru, ardından diğerleri hep beraber adamı yere yatırıyorlar. Elleri kelepçelenirlen, bir polis memurunun da kolu adamın boynuna sıkı sıkıya dolanmış durumda. Adam “Nefes alamıyorum” diyor. Ve bunu tam 11 kez tekrarlıyor.
Nefes alamıyorum.
Nefes alamıyorum
Nefes alamıyorum.
Nefes alamıyorum.
Polisin kolu hâlâ boynunda, adam kelepçelenmiş olmasına rağmen…
Altı çocuk babası olan Eric Garner, 17 Temmuz’da, polisin mengenesi arasında gündüz vakti böyle can veriyor ve yaşanan her şey bir cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alınıyor. En vahimi, adli tıp raporuna göre ölümüne sebep olan boğazından tutarak etkisiz hale getirme tekniği illegal olmasına rağmen bunu uygulayan polis memurunun dosyası, bu hafta başında, jüri kararıyla yargılanmasına gerek olmadığı gerekçesiyle kapatılıyor.
9 Ağustos günü de 18 yaşında bir genç, Michael Brown, bir hırsızlık olayının şüphelisi olduğu gerekçesiyle durdurulmuştu. Görgü tanıklarının ifadeleri muhtelif. Polis mi, Michael mi önce daha agresif davranmış, bilinmiyor. Bilinen tek şey, silahsız olan ve bir hafta sonra üniversiteye başlayacak olan Michael’a polisin 12 el ateş ettiği, bunların tam sekizinin Michael’in vücuduna isabet ettiği ve hayatını kaybettiği. Michael siyah, polis beyaz…
Bu polis memurunun dosyası da jüri tarafından yargılanmasına bile gerek olmadığı kararı verilerek kapatılıyor. Sokaklar karışıyor. Olağanüstü hal ilan ediliyor. Biri Washington Post, diğeri Huffington Post muhabiri iki gazetecinin de aralarında olduğu yüzlerce kişi tutuklanıyor. El Cezire muhabiri plastik mermiyle vuruluyor. 12 Ağustos günü başka bir gösterici daha hayatını kaybediyor. 27 Kasım’da, Michael’ı vuran polisin yargılanması talebini Vali reddedince halk yine sokaklara akın ediyor. Akıllarının bir köşesinde de 20 Kasım akşamı, yine siyahi bir genç olan Akai Gurley’in, yine silahsızken polis tarafından vurularak hayatını kaybetmiş olması ve 22 Kasım akşamı oyuncak silahıyla parkta oynayan Tamir Rice’ın olay yerine gelen polislerce anında vurulması sonucu hayatını kaybetmesi de var. Elbette yine kurbanlar siyah, polis beyaz.
Garner ve Brown ve ardından Gurley ve Rice, nerdeyse birer ay arayla, herhangi bir karışıklık içinde değil, sokak ortasında kendilerini durduran polisler tarafından öldürülen üç kişi. İlk ikisinin ölümünden ötürü, polis memurları dava bile edilemeyecek. Diğerlerinin davası görülecek mi, bilinmiyor.
Bu arada Amerikan devleti, göstericilere orantısız şiddetin her türlüsünü yaşatıyor. Bırakın olağanüstü hali, bir ara Ferguson üzerinde ‘uçuşa yasak bölge’ bile ilan edilmiş; göstericilerin uçaksavarı olmadığına göre, medya yukarıdan görüntü almadan polisler işlerini rahatça yapabilsin diye…
Türkiye’de polisin birebir müdahale ettiği durumlarda cinayet yaşanırsa, polisin kimliği tesbit edildiği takdirde, yargılanmama diye bir seçenek artık yok. Örneğin üzerine taşlar atılırken, havaya açtığı ateş sonucu Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin 7 yıl 9 ay ceza aldığını biliyoruz. Ali İsmail Korkmaz’ı linç eden güruh da “kasten adam öldürme” suçundan yargılanıyor.
Elbette tüm bunlar Türkiye’deki polis uygulamalarının pirüpak olduğu ve yargılama aşamalarının mükemmel devam ettiği anlamına gelmiyor. Fakat en azından, Türkiye’deki adalet arayışlarını küçümseyerek Amerika’ya şikâyet edenlere bir şey anlatıyordur sanırım....
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019