Hüseyin GÜLERCE
Jetimizin düşmesi/düşürülmesi üzerinden tam yirmi gün geçti. Ama düştü mü, düşürüldü mü hâlâ tartışıyoruz. Düştü ise kaza mı, teknik arıza mı, düşürüldü ise uçaksavar ile mi, füze ile mi düşürüldü henüz belli değil.
Sayın Başbakan önceki gün sitem ediyor, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay'ına, Bakanlığı'na, Başbakanı'na itibar etmiyorlar." diyordu. Tamam da, Sayın Başbakan'ın, "uyarı yapmadan, tamamen düşmanca, tamamen hasmane bir şekilde saldırdılar" dediği saatlerde, Genelkurmay'dan yapılan son açıklamada, "keşif uçağının enkazında herhangi bir yangın başlatıcı madde profiline, organik ya da inorganik patlayıcı madde artığına ve herhangi bir mühimmata rastlanmadığı" vurgulandıktan sonra, "Suriye resmî makamlarınca, kendileri tarafından düşürüldüğü iddia edilen" ifadesine yer veriliyordu. Yani Başbakan "saldırdılar" diyor, Genelkurmay, "Suriye'nin iddiası" diyor... Üstelik bu açıklama Genelkurmay'ın konuyla ilgili beşinci açıklaması. Ve bir daha altını çizelim, başta "Suriye tarafından düşürülen uçağımız" diyen Genelkurmay, şimdi "Suriye resmi makamlarınca düşürüldüğü iddia edilen" lafını ediyor...
Kime, neye, hangisine nasıl inanacağız? Siz çelişkili açıklamalar yaparsanız elbette kafalar karışır, elbette aslında ne olduğunu daha fazla merak etmeye başlarız. Anladığımız kadarıyla tam ne olduğunu anlamamız için bir-iki haftaya daha ihtiyacımız var. Dün Rusya ve ABD, kendi radar kayıtlarını verdi, bunlar incelenecek. Uçağın deniz dibindeki diğer parçaları çıkarılıp incelenecek. Ondan sonra -herhalde- işin aslını öğrenebileceğiz.
Neden böyle oldu? Hükümet aceleci davrandı. Genelkurmay'dan gelen bilgiler, kamuoyunu yatıştırmak için hemen açıklandı. Hâlbuki o bilgiler enkazla ilgili teknik incelemeler yapılmadığı için zaten yeterli olamazdı.
Dikkat çeken husus şudur: Askerî konularla ilgili gelişmelerde hükümete zikzak çizdiriliyor. Uludere olayında da öyle oldu. Şahsen ben Uludere'de hükümete bir tuzak kurulduğunu açıkça yazdım. Jetimizin düşmesinde de böyle bir tuzak havası var. Jetimiz düştü mü, düşürüldü mü o yakında belli olur. Ama belli olan bir şey var. Suriye, "biz düşürdük" diyor. Yani olayı sahipleniyor. Suriye bunu neden yapıyor? Asıl soru bu.
Suriye bize tuzak kuracak/kurabilecek bir ülke değil. Ancak tuzağın kapanı olabilir. Kapanı kim/kimler kuruyor? Uludere'deki izler ile bu kapandaki izler aynı mı?
Bu tuzakların Türkiye'nin güçlenmesi ve iç siyasi istikrarı ile ilgisi nedir? 2050'de Türkiye'nin nüfusu 95 milyon hesap ediliyor. Sadece bölgesinde değil, uluslararası alanda da küresel aktör olacak Türkiye'nin önü, PKK ve Suriye kullanılarak şimdiden kesilmek mi isteniyor? İsrail ve İran, bölge ülkeleri olarak Türkiye'nin yeni gücünden ne kadar rahatsızdır? ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya ne düşünüyor, ne hesap yapıyor? Çin, neden bu kadar Suriye hamisi? Biz bütün bu soruların cevaplarını, jetimizin düşmesi ile birlikte düşünmek zorundayız.
Dış politikada fazla hissiyat hâkim. Zaten üç asırdır hissiyatımız ağır basıyor. Heyecanlanmak güzel bir şey de, "başkalarını rahatsız etmeme" diye bir ilke de var. Rahmetli Özal, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne..." diye bir laf etti. Rusya ve Çin'i hiç hesaba katmadı... Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, şimdilerde Afrika'nın bütününde yıldızı parlayan bir Türkiye var. Hiçbir şey yapmasanız bile bu yumuşak güç, komşularınızdan beynelmilel güç odaklarına pek çok ülkeye, merkeze rahatsızlık verir.
Hissiyatı, meydan okumayı bırakmamız lazım. Türkiye kendini öne atmamalıdır. Tamam, Suriye meselesinde biz kendimizi insani açıdan birinci derecede sorumlu görebiliriz. Ama öne çıkıp Suriye ile karşı karşıya kalmış iki ülke algısı meydana getirmek doğru değildir. Suriye politikamızın temelde yanlış olduğunu söylemiyorum. Usul, yol, yordam da önemli diyorum. Aceleci, fevri, hissi çıkışlar doğru politikaları tartışmalı hale getirir...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- 6 maddede İstanbul seçimi
9.05.2019 - Bahçeli, neden açıklama ihtiyacı duydu?
2.05.2019 - Aklımda İstanbul, ufkumda büyük düzlük…
18.04.2019 - İmamoğlu-medya patronları…
11.04.2019 - Bir kalkışmanın daha taşları döşeniyor
4.02.2019 - Sandığa gidişimizden korkuyorlar…
28.03.2019 - Yavaş yavaş gidiyor…
14.03.2019 - Akşener’in çamuru Erdoğan’a yapışmaz
9.02.2019 - Trenden inenlerle yeni parti mi?
9.02.2019 - Ya oğlu babasını savunuyorsa
1.02.2019
Yazarlar
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları

































Ad Soyad Giriniz...
bu ülkedeki işçiler her şeyi hak ediyor.herşeye boyun eğseler sonucuna da katlanırlar.