İbrahim Kahveci
Geldikçe geliyor; verdikçe veriyor…
Eminim bir deprem olsaydı yaşananları bir zinaya veya bir belaya bağlayacak hocalar ortaya çıkacaktı.
Peki, şimdi bunu nasıl izah edeceğiz? Ya da olanları neye bağlayacağız?
Önce bir anda peşpeşe gelen sıkıntıların başlıklarını verelim:
1-) TL çok değerli. İhracatçı bu değerli TL karşısında dayanamıyor.
2-) TL değerli olunca yurtiçi maliyetler dolar bazında aşırı yükseldi.
Yurtiçi fiyatların dolar bazında %140-150 oranında artışına karşılık ihracatçı bu artışı yabancılara olan satış fiyatına yansıtamıyor.
3-) Reel faizler çok yüksek. Tüm kazançlar faize gitmeye başladı.
Değerli TL, değerli faiz ve değerli hammadde karşısında bırakın kar yazmayı ayakta kalmak bile mucize.
Dün bir dostum şunu söyledi: Ücretlere ara zam yapılmalı önerini derhal geri çekmelisin. Maaş ödeyecek durum kalmadı.
İşin biraz daha altına inince yukarıda saydığım 3 büyük sıkıntının yanına bir büyük sıkıntıyı daha eklememiz gerekti…
4-) Nakit akışı kesildi. Piyasalar nakit açısından adeta kilitlenmiş durumda. Vadeler önceki dönemin (1 ay öncesi) iki katına çıkmış.
Hatta bir işletmeci şunu söylüyor: “Vade uzatımını isterlerken ‘sen kredi çek faizini biz ödeyelim’ önerisi bile geliyor.”
Dikkat ederseniz sorunlar yumağı üst üste gelmiş durumda. Mesela geçmiş yıllarda da değerli TL sorunu yaşamıştık. Lakin o dönemde reel faizler çok düşüktü.
Ekonominin temel aktörleri olan üreticiler o dönemlerde sadece bir soruna odaklanmış durumdaydılar.
Reel TL değerini bir açıdan düşük faizle aşmaya çalışıyorlardı. Şimdi ikisi de çok yüksek durumda.
Ama bu kadarla yetmiyor.
Ayrıca yurtiçi maliyet artışını sindirecek bir dış pazar canlılığı da yok. İhracat pazarlarımızda bu yılın başında çok ciddi daralmalar yaşanıyor. Özellikle beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde dış talep alarm zilleri çalıyor.
Bu arada belki de sıkıntıların baş sırasına kamuyu eklememiz gerekiyor. Çünkü kamu şu durumu itibari ile kendi kasasını doldurmanın derdinde. Yani kamu tarafından da destekleyici bir adım gelmiyor. Hatta tersine kamu kesimi de özel sektörün sırtına yaslanmış durumda.
NE OLMALI?
Ekonomide her ne kadar sorunumuz rakamlara dayalı gibi görülse de temel sorun rakamsal değildir.
Mesela 2003 ve sonrası dönemde ülkemizde hem enflasyon hızla düşerken hem de büyüme çok canlıydı. Çünkü ekonomiye ilişkin güven vardı.
Bugün tam da sorunumuzun temeli burada yer alıyor. Ekonomide GÜVEN verecek bir yönetim oluşamıyor. Şu ayrıntıyı vereyim: Güven sorunu ekonomi kadrolarına dayanmıyor. Yarın sabah Şimşek’in görevden alındığını duyma riski bile başlı başına bir güven sorunudur.
Ülkemiz iki dudak veya bir imza ile yön değiştirebilir. Bu başlı başına büyük risktir.
Bir başka güven sorunu ise son dönemde yaşanan yargı gelişmelerinin yansımasıdır. İş dünyasında sadece konuştular diye hapis cezaları başlamış ise oradan bir şey beklemeyin.
Hatta yarın sabah kapınızda bir görevli ve şirketinizde de bir kayyum olmayacağının garantisi var mı?
Ya da başka söze gerek var mı?
Evet, geldikçe geliyor; verdikçe veriyor… Ama sıkıntı üstüne sıkıntı şeklinde.
Bunun elbet yorumları farklı olacaktır ama bu kadar tesadüf hayret vericidir. Ya da bu kadar büyük fırtınaya neden daha gerçekçi hazırlıklar yapılmaz ki?
Bakın her yer kilitlenmiş durumda. Hem içeride hem dışarıda kilitlenmişlik söz konusu.
Bu sıkıntıları nasıl atlatacağız bilemiyorum ama en çok korktuğum şey akşam eve işsiz olarak dönenlerin durumu…
Hiç düşünmez misiniz?
Yazarlar
-
İbrahim KahveciPiyasalar kilit 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTürkiye ile İran hem çok yakın hem çok uzak 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMüslüman bir ülkede neden? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBir müstesna golün bana düşündürdükleri… 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolEkonomi nereye? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRİMAMOĞLU'NU EV HAPSİ KURTARIR MI? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIR“Ümmetin lideri Pedro Sanchez” 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞNELER YAZILMAZ, NELER KONUŞULMAZ? 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİKavramların anlamı onların kelime anlamı değildir 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞİfade özgürlüğü özünde bir iktisadi etkinlik konusudur ve Ahududu Oscar’ları 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKüresel Sistemdeki Yerimiz 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBu fotoğraf da İslam ülkelerini utandırmayacaksa 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRİran'da kaos: Otoriter yönetimlerin ürettiği krizler yeni bir kırılma dönemine işaret ediyor 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSavaş, Kürtler ve olası senaryolar 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTam yarım trilyon lira… Bilanço korkunç! 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaşmak güzel de… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySavaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur? 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENABD İran’a saldırırken Çin’i sıkıştırıyor 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik hezimetler seti 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2026
11.03.2026
9.03.2026
6.03.2026
4.03.2026
2.03.2026
26.02.2026
23.02.2026
19.02.2026
18.02.2026