Mustafa Karaalioğlu
Dünyada ne olursa olsun Türkiye’nin ikliminin ve rotasının hiç değişmemesi garip ve kaygı verici değil mi? İster şimdi olduğu gibi savaş, ister siyasi gerilim veya barış… Bölge veya dünya ne yaparsa yapsın biz bildiğimiz yoldan sapmıyoruz.
Tek derdimiz var siyaset dizaynı…
İçeride barışı sağlamak, gerilimi azaltmak, dayanışma için yol aramak asla umurumuzda değil. Bilhassa Ortadoğu’daki çatışma atmosferini görüp de bir nebze sükunet temin etmeye çalışmak bile tabiatımızda yok.
Kaldı ki Türkiye’nin tek derdi bölgesel gerilimler değil. Özellikle bir tarafında Trump’ın olduğu çatışmalar bizi bloke ediyor çünkü O’na pek sesimiz çıkamıyor. ABD’nin Tahran’daki okul katliamını bile kınayamadık. Yahut İran’a saldırıda baştan beri sanki sadece İsrail varmış gibi davranmak zorunda kalıyoruz. Öyle olmadığı halde. Asıl saldıran ABD olduğu halde…
Diplomatik sahada durum bu. Askeri sahaya gelince… İran’dan gelen füzeleri NATO havada bizim yerimize karşılıyor. Böylelikle, senelerdir -gerçekte siyasi ve askeri anlamı olmayan- Şangay Beşlisi palavrasından da tesadüf eseri kurtulduk! ABD, İran’a saldırınca, Çin ve Rusya İran’ı yalnız bırakınca öte yandan da NATO bizi koruyunca önümüzde şans eseri bir siyasi pozisyon bulduk. İyi ki de bulduk; yoksa Trump hassasiyetimiz yüzünden sağa sola bakacak durumumuz yoktu. An itibariyle, Şangay falan filandan uzak, ABD’yi asla kızdırmayan bir noktada ve yakın zamana kadar “öldü-bitti “dediğimiz NATO’ya yakın bir yerdeyiz.
Ne var ki bu da yeterli değil. Türkiye’nin başı sonu belli bilhassa da hedefi belli bir dış politika ihtiyacı devam ediyor. Bunun için de bir demokrasi ve hukuk devleti olması gerekiyor. En başta da siyasi gerilimi azaltması… Bilindiği gibi bu, aynı zamanda ekonomik krizden ve hayat pahalılığı probleminden çıkış için de olmazsa olmaz bir standart.
Peki çevremizde savaş varken, içeride de yılın üçüncü ayı bitmeden enflasyon hedefimizin tutmayacağı anlaşılmışken biz ne yapıyoruz? Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu bir yıldır hapiste tuttuğumuz yetmiyor gibi şimdi de hapiste yargılıyoruz. Hem de daha ilk haftadan, zaten siyasi olan davayı daha da siyasileştirecek ne varsa yaparak...
Dışarıdan olup eteğindeki taşları dökmesi gereken bir lideri yargılamak, hapiste tutmak, posterlerini indirmek ve iletişim kanallarını yasaklamak ne ekonomiye ne de dış politikaya fayda sağlar. Siyasi rekabet şarttır. Siyasi rekabetin olmadığı şartlarda da ülke bugün olduğu gibi geriye gider. Bir iktidarın siyasi rakibi hapisteyse, o ülke hak ettiğinden daha azına razı oluyor demektir.
Cumhurbaşkanı adayı, serbest konuşma ortamlarında Cumhurbaşkanı’nı istediği gibi eleştirecek, kendi politikalarını anlatacak ve eksikleri hatırlatacak. En basit haliyle demokrasi budur, daha aşağısı söz konusu bile olamaz. Muhalefetten gelen baskı da rekabet ortamı demektir. Bu durumda kazanan millet olur. Daha itibarlı ve güvenlik üreten dış politikaya böyle ulaşılır, ekonomik krizden böyle çıkılabilir.
Türkiye, tek kutuplu siyasetle yol alamayacak kadar demokrasi duygusuna sahip ve dinamik bir ülkedir. Siyasi rekabet ve farklı siyasi liderlik seslerine en çok ihtiyaç duyulan dönemde, bu içe kapanma ve bu siyasi dizayn olacak şey değildir. Böyle devam ederse, geçen her dakika da ülkeye ekonomik ve siyasi maliyet yükleyecektir.
İmamoğlu (İBB) Davası iyi başlamadı ve kamuoyunun zihnindeki şüpheleri artırdı. Dava içeriğinin problemli oluşu bir yana İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklu yargılanmalarının gerekçesi dahi anlatılamıyor. Dolaysıyla, sokaktaki insanın zihninde soru işaretleri çoğalıyor. Dava ve celselerle aylarca sürecek bir gerilime tahammül edeceğimize kolay yola bakalım artık.
Buradan çıkışın tek yolu tutuksuz yargılama ve beraberinde duruşmaların canlı yayınlanmasıdır. Mahkeme neticede ne kadar verirse versin, millet de meseleyi algı ve çarpıtmalardan arınarak anlayabilsin. Böylelikle, siyasetin çözemediği bir problemin millet eliyle ve sanılandan çok kolay şekilde çözüldüğünü de göreceğiz.
Yazarlar
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.03.2026
26.02.2026
23.02.2026
12.02.2026
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026