Fehim TAŞTEKİN
Soykırımcı-Epstein koalisyonunun İran’a dayattığı savaş, şimdiden tetiğe basanların stratejik seyir defterini yaktı. İsrail’in ABD’yi sürüklemesine izin veren Başkan Donald Trump’ın bir pusulası yoktu, varsa da kırıldı.
Yüksek öldürme ve imha etme kapasitesiyle hedef ülkede yaratılan dehşet zarar ve kayıpların, savaşın sonuçlarını tayin edebileceğine dair yanılsama tekrarlanıyor. Savaşı başlatan küresel kibrin, savaşı istediği zaman ve dilediği neticelerle bitiremeyeceğini söyleyenler haklı çıktı. Amerikan küstahlığının kurmaya çalıştığı denklem “Teslim olacaklar çünkü öldürüyoruz ve yok ediyoruz” cümlesine kendini hapsediyor. Savunmada olan bir ülkenin uzun dönemli bir savaşı yönetme ve tırmandırma şeritlerini belirleme becerisi, saldırganın askeri-teknik üstünlüğünün tayin ediciliğini sınırlıyor.
İran, saldırılara ölçülü yanıt verme ve savaştan kaçınmaya dayalı “stratejik sabır” politikasını terk ettiğini söylediğinde bunun anlamı, caydırıcılığı inşa için çok katmanlı savaşı göze aldığıydı. Hesap hataları burada başladı:
- Lider kadroları öldürerek gövdeyi başsız bırakma taktiği sistemdeki devamlılığı yok edemedi. Bu şokun yaratacağı güç boşluğu ile kitleleri sokağa döküp rejimin ipini çekme hedefi ters tepti. Milyonlar bu saldırganlığa karşı İran sokaklarından evlerine dönmüyor. Savaşın 14’üncü gününe denk gelen Kudüs Günü gösterileri halkın sömürgeci savaşa verdiği nihai yanıttı.
- Etnik çemberi parçalama ve iç savaş çıkarma planları da rafa kaldırıldı.
- İran’ın Amerikan üs ve çıkarlarının bulunduğu 12 ülkeye birden misilleme yapacağını beklemiyorlardı. Sonuçta bu, Amerikan-İsrail ortaklığını büyük bir koalisyona dönüştürebilirdi. Fakat İran komşu ülkelerin önüne savaşa girmeleri halinde bir bedel tarifesi koydu ki kolay kolay göze alınabilecek bir fatura değil.
- Yoğun bombardımanla İran’ın savunma ve saldırma kapasitesini tamamen yok edebileceklerini öngörüyorlardı. İran’ın birkaç uçak dışında düşürdüğü silahlı insansız hava aracı (SİHA) sayısının 109’u bulması kayıplara rağmen hava savunmasının hâlâ aktif olduğunu gösteriyor.
- Pentagon altyapı ve fırlatma rampalarının imhası sayesinde İran’ın füze fırlatma sayısında yüzde 90, SİHA fırlatma sayısında yüzde 83 azalma olduğunu öne sürüp bunu ‘başarı’ hikayesine dönüştürüyor fakat Bloomberg’in uzmanlara yaptırdığı değerlendirmeye göre, Tahran misilleme kapasitesini nicelik ve nitelik açısından koruyor. Amerikalılar füze ve SİHA’larla ilgili bir darboğaz yaratma stratejisi güttü ama o boğazın fırlatma kapasitesi hâlâ yüksek.
- Savaşın arifesinde İran, Hürmüz’ü kapatma senaryosunun tatbikatını yaparken Beyaz Saray’daki karar alıcılar bu adımı atamayacağını düşünüyordu. Sonuçta İran kendi petrol vanasını da kapatmış olacaktı. İran petrolünün en büyük müşterisi Çin’in çıkarlarına da aykırıydı. Fakat İran ‘akıllı kapatma’ taktiği ile dost ülkelere geçit verirken ötekilerin gemilerine ‘vururum’ diyor ve vuruyor. ABD kapatma aracı olarak gördüğü donanma gemileri ve mayın gemilerini imha ederek bu senaryoyu bertaraf edebileceğini sanıyordu. Fakat Boğaz’daki rejimi SİHA’lar, sürat tekneleri ve kamikaze botlarla yöneten İran, coğrafyanın ve kaynaklara yakın olmanın avantajlarını kullanıyor.
Petrol tesisleri bombalandığında İran tırmandırma şeridinde ikinci aşamaya geçti. Saldırılar devam ederse bölgeden bir damla petrol çıkmayacağını ve Amerikan şirketlerini hedef alacağını duyurdu.
- Yeni lider Müçteba Hamaney ilk mesajında komşulara Amerikan üslerini kapatmaları çağrısı yaparken Hürmüz’deki ‘akıllı kapatma’ stratejisinin devam edeceğini, ölen insanların intikamının kesin olarak alınacağını ve saldırgana tazminat ödettirileceğini söyledi. Tahran, ABD ile müzakereye girmesi için araya sokulan ülkeleri de geri çevirdi.
Hamaney’in, düşmanın tecrübesinin olmadığı alanlarda cephelerin açılacağını söylemesi İran’ın elinde açabileceği başka kartlar olduğunu gösteriyor. Bu söz asimetrik savaş imkanlarına işaret ediyor.
Ne tür sürprizler barındırdığını bilmiyoruz. Hürmüz’ün tamamen kapatılması, bölge ülkelerin petrol ve doğal gaz tesislerinin ateşe verilmesi, Amerikan şirketlerinin hedef alınması ve askeri kayıpların artırılması savaşın seyrini tayin edecek faktörler olabilir.
- İran’ın ‘sahaların birliği’ teorisi, Direniş Ekseni’ndeki kırılmalar nedeniyle eskide kaldı denilirken bu savaşta yeniden hayat buluyor. Asimetrik savaşın ‘Direniş Ekseni’nde açılan ya da açılacak cephelerle yayılması da caydırıcı etki yaratabilir.
Irak’taki Direniş Cephesi Amerikan üslerini ve elçiliğini vurarak; bir tanker uçağını düşürüp diğerine hasar vererek şaşırtıcı bir şekilde denkleme girdi.
Öldü-bitti denilen Hizbullah’ın Lübnan’dan açtığı cephe İsrail’in de hesap hatalarını ortaya serdi. Hizbullah, Lübnan çok ağır bedeller ödemesine rağmen İsrail’de askeri üs ve hedeflere her gün 100 civarında nitelikli saldırı düzenliyor.
Yemen’de Ensarullah savaşa girdi-girecek. Suudi Arabistan ve BAE’nin savaşa girmesini önleyecek şekilde eli tetikte bekliyordu. Fakat İran’ın petrol tesislerinin vurulması halinde Yemen güçleri Bab’ul Mendeb’i kapatabilir. Bu, Hürmüz kadar olmasa da İran lehine büyük bir kaldıraç işlevi görebilir.
İran bu cehennemden nasıl çıkar, kestirmek zor. Savaştan sonra daha büyük bir savaş bekliyor olacaktır. Kırılganlık yaratan çözülmemiş iç sorunları da kapıyı daha güçlü çalacaktır. Fakat bu saldırganlığın ABD ve İsrail açısından sonuçları da ciddi stratejik kayıplar içeriyor.
ABD ve İsrail’in dokunulmazlığı efsanesi bitti. ABD’nin 17 üssü mütemadiyen vuruldu. Kendini savunamadığı gibi müttefiklerini koruma taahhüdünü de karşılayamadı. Bölgede güven krizi derinleşiyor. ABD’nin İsrail için bütün bölgeyi yakmasının ittifak ilişkilerine maliyetleri olacaktır. Savunma ve güvenlikte ortaklık ilişkileri sorgulanacaktır. Çin ve Rusya’nın girebileceği yeni kapılar açılacaktır.
ABD, Güney Kore’deki THAAD füze sistemlerini Orta Doğu’ya taşıyarak savaşı biraz daha uzatmanın hesaplarını yaparken Çin’e karşı kurduğu denklem geriliyor.
Dubai’den Hayfa’ya İsrail’i koruyan erken uyarı radarlarının bir kısmı köreldi. İsrail’in Demir Kubbesi de başına yıkıldı. İsrail’in bütün stratejik üsleri ateş altında.
Financial Times’a konuşan ABD’nin Ortadoğu Özel Kuvvetler Komutanlığı Eski Kurmay Başkanı Seth Krummrich “İranlılar kadar az kaynakla bu kadar çok şey başaran kimse olmadı. İran yalnızca nerede konuşlandığımızı değil, günlük faaliyetlerimizi çok iyi biliyor” diyor.
ABD ve İsrail öldürmek ve yok etmek dışında stratejik bir oyun sergileyemiyor. Trump’ın elinde çıkış planı yok. İran halkını fehmedecek akıl, izan ve birikim de yok. Danışmanları bir zafer ilanıyla çekilmesini tavsiye ediyor. İsrail ise ne pahasına olursa olsun İran’ın felç edilmesinde ısrar ederken ABD’nin çekilmesini önlemek için de hem Körfez ülkelerinde hem Amerikan topraklarında sahte bayrak operasyonlarına başvurmaktan kaçınmıyor. Beyaz Saray’da çatlak büyüyor. Trump bir gün hedeflere ulaştıklarını belirtip savaşı bitireceği izlenimiyle piyasaları ve endişeli danışmanlarını yatıştırmaya çalışırken ertesi gün sonuna kadar gideceklerini söyleyerek şahinleri memnun ediyor. İran’ın müzakereyi kabul ettiği bir anı savaştan çıkış için bir fırsat olarak görüyor olabilir. O zaman müzakereyi “İran teslim oldu” diye sunabilir. Fakat İran henüz o noktada değil.
Yazarlar
-
Taha AkyolTarihçiliğimizde İlber Ortaylı 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUVahşet çağında safiyane düşünceler… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENABD İran’a saldırırken Çin’i sıkıştırıyor 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik hezimetler seti 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaşmak güzel de… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySavaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur? 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2026
5.03.2026
21.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025