İbrahim Karagül
İran’ı yokladılar. Sosyal sorunlarını, siyasi çıkmazlarını, etnikzaaflarını, iktidar alanındaki rekabeti kullanarak yaraladılar. Muhafazakâr ve Fars kimliği yoğun şehirlerde kitleselhuzursuzluklarısokağa taşıyabildiler. Etnik kimlikleri buna paralel olarak harekete geçirdiler, geçirebileceklerinin işaretini verdiler.
İran’a, “ne kadar güçlenirsen güçlen, ne kadar yayılma haritası izlersen izle, ne kadar Şii doktriniyle sınır ötesi kitleleri harekete geçirirsen geçir, en zayıf noktan evindir” dediler. “Yemen’de olsan da, Suriye’de olsan da, Lübnan’ı denetlesen de, S. Arabistan’ı çevrelesen de, nihai ölçüde Mekke ve Medine’ye ulaşmayı planlasan da, balistik füzeleri Suudi semalarında uçursan da seni evinde avlarız, avlayabiliriz” dediler.
Savaşı İran’a taşımak: Bunlar ilk adımlardır..
Tahran, Suriye’de zafer kazanmış gibi görünse de, tehditleri Akdeniz ve Kızıldeniz kıyılarına kadar uzaklaştırmış görünse de, savaşı İran’ın içlerine, anavatanına taşıyabileceklerini gösterdiler. Bölgede güçlense de evinde zayıf olduğunu ortaya çıkardılar.
Son protesto gösterileri, “Savaşı İran’a taşımanın” ilk adımlarıdır. Gösteriler sona erse de, bastırılsa da, bundan sonraki “İran mesaisi” bugün kaldığı noktadan başlayacaktır. Coğrafyamıza yönelik müdahale planları bundan sonra bir ülke ile sınırlı olmayacak, bölgesel nitelikte olacaktır.
Coğrafya iradesi: Hiçbir ülke tek başına ayakta kalamaz..
Bu da yeni çılgınlıklara, görmediğimiz saldırganlıklara yol açacaktır. Irak’a veya Suriye’ye müdahale örnekleri geride kaldı. Yaklaşan fırtınanın yeni tür ve oldukça farklı olacağının anlaşılması gerekir. Bugün “İran cephesi” açılmıştır, ABD ve İsrail, bölgedeki ortaklarıyla beraber bu cepheyi büyütmek, derinleştirmek için her yolu deneyecektir.
Müdahale ya da saldırı bölgeselleşecekse savunma da bölgeselleşmek zorundadır. Artık hiçbir ülke, tek başına kendini savunma gücüne sahip değildir.
Saldırı çokuluslu ise, savunma da, direnç de çokuluslu olmak, bölgesel nitelik kazanmak zorundadır. Bu yüzden çok acil olarak bir coğrafya iradesi inşa etmek zorundayız. Coğrafyanın tamamı için, bir 21. yüzyıl için böyle bir kimlik, irade, savunma hattı inşa etmek zorundayız.
O vahşi 15 Temmuz, o muhteşem direniş
Evet, İran’ı yaraladılar. Daha önce Türkiye’yi yaralamaya, sarsmaya, çökertmeye, diz çöktürmeye çalıştıkları gibi. 17-25 Aralık gibi, Gezi gibi ve o vahşi 15 Temmuz saldırısı gibi. Suriye savaşından sonra “Türkiye cephesi”ni açmak istedikleri gibi. Buna devam edecekler. Yeni yeni formatlarla saldırıları sürdürecekler.
Bu coğrafyada kendi ayakları üstüne duracak tek ülke kalmayıncaya kadar planlarını uygulamaya çalışacaklar. Ama Türkiye’nin direnci, bütün ülkelere örnek olacak cinstendi. Öyle sanıyorum ki bu direnç geleneği dalga dalga bütün ülkeleri, tehdit ya da saldırıya uğrayan her yere yayılacaktır.
Suudi Arabistan’ı da içeriden avlayacaklar, yaralayacaklar
Bir süre sonra S. Arabistan’ı da yoklayacaklar. Her ne kadar İsrail’le ortaklık kursa da, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) oyununa gelip Türkiye’ye mesafe koysa da, ABD ve İsrail’in gazına gelip “İran’la savaş”için cepheler inşa etse de, bugün dost gördüğü ülkeler onu da evinde avlayacak.
Kudüs için nasıl ortam oluşturdularsa, BAE ile gizli anlaşmalar yapıp o sembol şehri İsrail’e yamamaya çalıştılarsa, aynı şekilde İslâm’ın merkez şehirleri için de ajandalarını ortaya koyacaklar. ABD ve İsrail’e yakınlık bu ülkeye ağır travmalar yaşatacak. Çünkü onların nihai amacı savaşı İslâm’ın kalbine taşımaktır. Bunu; İran-S. Arabistan savaşı ile yapacaklar, başaramazlarsa doğrudan S. Arabistan’ı parçalayarak yapmak isteyeceklerdir.
Peki ABD Pakistan’ı neden tehdit ediyor?
Aynı şekilde Pakistan’ı yokluyorlar. Afganistan’ı yıkıma götüren, terörle mücadele adı altında Orta Asya’nın kapısını işgal eden, Pakistan’ı bir askeri garnizona dönüştürmeye çalışan ABD, şimdilerde bu ülkeyi açıktan zorlamaya, tehdit etmeye başladı. Afganistan işgali sırasında “taş üstünde taş bırakmayız” diye tehdit ediyordu, şimdi de Çin ile yakınlaştığı için tehdit ediyor.
Tehdidin farkında olan Pakistan kendi savunma kalkanlarınıoluşturuyor, ABD ekseninden uzaklaşmak için çırpınıyor. Türkiye ve İran’a yaptıkları gibi orada da kendi ortaklarıyla bir iç karmaşahazırlıkları yapılırken, bir ülkenin kendini korumasından daha doğal ne olabilir.
Yeni özgürlük haritası: Türkiye tam merkezde
Dikkat edilirse, Türkiye’den Hindistan’a kadar bütün bir kuşak, yeni bir direnç ekseni olarak öne çıkıyor, coğrafya için bir yol haritası öne çıkıyor, bir özgürlük haritası oluşuyor. Ülkeler ortak tehditlere karşı birbirine benzer pozisyon alıyor. Belki zamanla bu, bir ortak savunma kalkanına dönüşecek.
Öyleyse bu kuşak büyük bir hesaplaşmaya tanık olacak demektir. Ama coğrafyanın 21. yüzyılı olacaksa bu kuşak üzerinden olacaktır. BAE gibi ülkeler talanın tetikçisi olurken bu ülkeler umut vadetmekte, güç kazanmakta, bu gücü de Batı ekseninde bağımsızlaştığı ölçüde yakalamaktadır.
Bir ülke dağıldığında sıra bir sonrakine gelecektir
Her ülke için yaralama, içeriden avlama, istikrarsızlaştırma planları var onların. Öyleyse bütün ülkeler aynı tehlike ile karşı karşıyadır. Tehdit ortaksa savunma da ortaktır.Bir ülke dağılırsa sıra bir sonrakine gelecektir.Her ülkenin istikrarı diğer ülkenin istikrarıyla ilişkilidir. İran-S. Arabistan hesaplaşması coğrafyaya kurulan en büyük tuzaktır. Irak işgali veya Suriye savaşı ile ölçülebilir bir şey değildir. Belki de Birinci Dünya Savaşı sonrasının en büyük yıkım planıdır.
BAE komploları boşa çıkarılmalı
Artık mezhep kimlikleri, etnik kimliklerBatı’nın müdahale alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Devletler merkez iktidar alanını güçlendirmelidir. Dikkat edilirse hiçbir Batılı ülke özgürlük söylemlerine yer vermezken sadece bizim ülkelerimizden bu söylemlerle kitleleri istikrarsızlık aracı olarak kullanmak istemektedirler.
Bu tuzaklar boşa çıkarılmalıdır. Büyük bir güç mücadelesi vardır, her devlet ya da bölge kendi gücü ile geleceğin dünyasında yer bulacaktır. Bu yüzden bölge ülkeleri aralarındaki eski hesapları bir kenara itmeli, güçlü bir varlık mücadelesi başlatmalıdır. BAE üzerinden yürütülen komplolara son vermenin yolları bulunmalı, ülkelerin ortak alanları güçlendirilmelidir.
Batı gerilemeye başladı, çok daha çılgınlaşacak..
Batı dünyası duraklama hatta gerileme dönemine girmiştir. Küresel ölçekte büyük bir yıkım dışında insan ırkına vereceği fazla bir şey kalmamıştır. Bundan sonra onların sadece öfkelerine ve intikam arzularına tanık olacağız. Bu da bir kaybedişin hırçınlığı, çılgınlığıolacaktır.
Böyle bir tarih dönüşünde Batı’nın himayesiyle ayakta kalmaya çalışan, özellikle de bizim bölgemizdeki ülkelerin, Müslüman ülkelerin bazıları imha edilecek, bazıları iradeleri dışında küçültülecek, birer oyun sahasına dönüştürülecektir. Onlar, büyük ölçekte güç hesaplaşmalarının garnizonları haline getirilecektir.
Gelecek hesabı olan ülkelerin, tek yanlı Batı himayesinden, ABD denetiminden, İngiliz/İsrail etkisinden kurtulmaları ya da onları sınırlamaları bir zorunluluktur. Başka da hiçbir yol yoktur.
Burası bayrağın düştüğü, tekrar yükseleceği yerdir
Bu yüzden, Türkiye’ye yapılan, yapılmak istenenlere karşı acımasız bir mücadele yürütüyoruz, yürüteceğiz. Türkiye dışında hangi ülkeye bölge dışından bir müdahale olursa aynı şekilde karşı duracağız. Bu, ister İran olsun, ister Pakistan, isterse S. Arabistan ya da başka bir ülke. Burada çok esaslı bir duruştan, bir karşı koyuştan söz ediyorum. Hareket alanımız bu olmalıdır.
Çünkü; yeni istila dalgaları bizi imha etme temeli üzerinden biçimlendirilmiştir. İran çökerse biz dağılırız. S. Arabistan dağılırsa yine biz kaybederiz. Pakistan’a saldırı olursa İstanbul’a saldırı olacak demektir. Tehdit ve savunma etnik ya da mezhep kimliklerimizin üstünde bir gerçekliktir artık.
Doğu Afrika’dan Pakistan’a kadar nereye müdahale edilirse bize müdahale edilmiş olacaktır. Çünkü Türkiye, bayrağın düştüğü yerdir. O bayrağın yeniden kaldırılacağı yerdir. Kimsenin etrafımızdaki ülkeleri dağıtmasına, parçalamasına, istikrarsızlaştırmasına rıza gösteremeyiz, bunu normalleştiremeyiz. Gerekçemiz ne olursa olsun…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021