İbrahim Karagül
İki yıl önce bugün bu ülkede bir mucize yaşandı. Dünyanın görmediği, siyasi tarihin kaydetmediği, birkaç saat içinde tarihin akışını tersine çeviren, insanlığa olağanüstü örnekler sunan, küresel güç haritasını altüst eden bir mucize yaşandı.
Bin yıldır bu topraklarda; Anadolu’da, Mezopotamya’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Akdeniz’de, Karadeniz’de, Afrika kıyılarında, “biz”e ait coğrafyanın her karış toprağına sinen, unutturuldu sanılan o direniş ruhunun bir anda ortaya çıktığı, bir gecede bin yıllık mücadelenin verildiği bir mucize yaşandı.
O gece, ABD üzerinden, Avrupa üzerinden, bölgemizdeki bazı ülkeler üzerinden Türkiye’ye saldırı başlatıldı. 40 yıldır sistem içinde beslenen Fetullahçı Terör Örgütü eliyle başlatılan, Birinci Dünya Savaşı sonrası en ağır saldırıydı bu.
Darbe değil iç savaş planıydı. Müdahale değil Türkiye’yi tarih dışına itme girişimiydi. Sadece FETÖ değil, Batı bloku saldırıyordu. Hükümet değişimi değil, rejim değişimi değil, anavatanı parçalama, Trakya ile Anadolu’yu ayırma, ülkeyi birkaç parçaya bölme projesiydi.
Erdoğan’ı devirmek, ülkeyi parçalamak, infaz listeleri, toplama kampları..
İlk amaç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek, Marmaris’e gönderilen suikastçiler eliyle şehit etmek, devleti işlemez hale getirmek, etnik ve mezhep kimlikleri üzerinden iç savaş başlatıp milleti birbirine kırdırmak, Türkiye’yi Suriyeleştirmek ve paramparça etmekti. İkinci amaç; hızla büyüyen, güçlenen, kendi tarih ve coğrafya havzasına yönelen, Selçuklu/Osmanlı siyasi genetiğini harekete geçiren Türkiye’nin daha da büyüyüp tehdit olmasının önüne geçmek, onu imha ederek coğrafyayı lime lime etme planını rahatça uygulamaktı.
15 Temmuz günü “Türkiye cephesi”ni açıyorlardı, öyle karar verilmişti. Tanklar kışlalardan çıkmış, ordu içindeki vatan hainleri sokaklara salınmış, köprüler tutulmuş, binlerce kişilik infaz listeleri hazırlanmış, on binlerce insan için toplama kampları belirlenmişti.
Milletin Meclisi bombalanmış, sivil insanlar tanklarla ezilmiş, sokakta insanlar kurşun yağmuruna tutulmuş, bir katliam başlatılmıştı. ABD istihbaratının Pensilvanya’da koruduğu o alçağın terör timleri ülkemize, milletimize, vatanımıza, değerlerimize, tarihimize, birlik ve bütünlüğümüze ait ne varsa hedef alıyordu.
Bir mucize gerçekleşti: Bütün korkular yenildi.Yüz yılın mücadelesi birkaç saate sığdırıldı
Ama onların asla hesap edemediği o mucize gerçekleşti. Milletimiz birkaç saat içinde, büyük bir öfke ile vatan ekseninde birleşti. Türkiye’nin her köşesinde yüz binler sokaklara aktı. Kitleler tanklara, kurşunlara karşı yürüyordu. Coşku ve cesaretin örneği yoktu. Yaşlılar, gençler, kadınlar, yürekleri sağlam insanlar tarih değiştiriyor, hayatlarında silah görmemiş insanlar kurşunların üzerine koşuyordu. O gece bütün korkular yenilmişti.
Haçlı Savaşları’ndan bu yana, mücadele geleneği ile tarih yapan milletimiz, Çanakkale ruhu ile yeniden ayağa kalkmıştı. Sadece Türkiye kurtarılmıyor, bir coğrafya diriliyor, bin yıllık “Acımasız Direniş” harekete geçiyordu. Bir karşı devrim yaşanıyordu. Hem de Atlantik İttifakı’nın bütün saldırgan ülkelerine karşı, Anadolu insanı çokuluslu ittifakı dize getiriyordu.
O gece, yüz yılın mücadelesi birkaç saate sığdırıldı, küresel güç haritaları altüst oldu. O gece şehit olan, gazi olan, sakat kalan, yetim kalan, dua eden, öfkesini sokaklara taşıyan, cümlelere taşıyan, Allah’ın kalplerine müjdeler indirdiği, korkuyu unutturduğu herkes bu ülke için, bu millet için kutsaldı.
O gece salalarla dirildik, vatan kavramını 21. yüzyıla taşıdık..
O geceki fotoğraflar, sahneler, görüntüler dünya siyasi tarihinin en çarpıcı anlarıydı. Tanklar ve insanlar, kurşunlar ve insanlar, vatan ve üzerinde yaşayan insanlar konusunda dünyanın o geceden öğreneceği çok şey vardı.
O gece bütün ülkede; salalarla kendine gelen, ezanla dirilen, dualarla korunan bir millet vardı. O gece, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük saldırı geri püskürtülüyordu.
15 Temmuz; bin yıllık siyasi tarihimizin, Malazgirt’ten beri verdiğimiz mücadelenin bir özetidir, bir dönüm noktasıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın rövanşıdır. Bir milletin çokuluslu saldırılara karşı destansı mücadelesidir, başkaldırısıdır, önlenemez yükselişidir.
15 Temmuz; “biz” olduğumuzun, yürek yüreğe olduğumuzun, omuz omuza verdiğimizin, Türkiye olduğumuzun, millet olduğumuzun, “vatan” ekseninde durduğumuzun, Anadolu olduğumuzun ilânıdır. “Vatan” kavramının 21. yüzyıla taşınan anlamıdır. Yüzyıllardır devam eden “ihanet” damarına indirilen en ağır darbedir.
O gece özgürleşmedir, yerlileşmedir, yükseliş dönemi başlamıştır…
15 Temmuz; Birinci Dünya Savaşı ile başlayan ve bugüne kadar gizlenen esaretin sona ermesidir, yüz yıl sonra yeniden var olmadır, yeni yükseliş dönemini başlatmadır, özgürleşmedir, millileşmedir, yerlileşmedir, İslâmlaşmadır.
15 Temmuz; tarihe dönüşümüzün, kültüre dönüşümüzün, coğrafyaya dönüşümüzün, kardeşliğimize dönüşümüzün, hesaplarımıza dönüşümüzün, iddialarımıza dönüşümüzün miladıdır. Büyük yürüyüşe adandığımızın göstergesidir.
15 Temmuz; artık geri dönmeyeceğimizin, gerekirse binlerce şehit verip yolumuza devam edeceğimizin, coğrafyanın garnizon devletlerine kulak asmayacağımızın, emperyal vasileri hiçe sayacağımızın, 20. yüzyılın dondurulmuş tarihini sona erdirdiğimizin bütün dünyaya duyurulmasıdır.
15 Temmuz; Haçlı Savaşları’ndan sonra başlattığımız gibi, Moğol istilasından sonra başlattığımız gibi, Birinci Dünya Savaşı sonrası yeni bir tarih başlattığımızın, üçüncü büyük şoktan kendimizi kurtardığımızın, omuzlarımız dik yürümeyi yeniden öğrendiğimizin, bize vasilik edenleri hiçe saydığımızın, Osmanlı’dan sonra ilk kez büyük Türkiye olduğumuzun tescilidir.
Artık bu ülkenin her karış toprağı savunma hattıdır
15 Temmuz; “Kuşatma Yüzyılı”nı “Hesaplaşma Yüzyılı”na çevirdiğimizin, bir sonraki adımda “Meydan Okuma Yüzyılı”na geçeceğimizin göstergesidir. Yirminci yüzyılın defterini dürdüğümüzün, ikinci bir yirminci yüzyıla bir daha asla boyun eğmeyeceğimizin kanıtıdır.
15 Temmuz; ülkesini satanlara, milletini satanlara, değerlerini satanlara, tarihini ve onurunu satanlara milletimizin, Anadolu evlatlarının bir Çanakkale ruhu ile karşı koyuşudur. Cemaat adı altında, sivil toplum kuruluşu adı altında, aydın-entelektüel sıfatı altında onlarca yıl yetiştirilenlerin, korunanların, bugünler için saklananların, zamanı gelince de terör örgütü olarak harekete geçirilenlerin tarihe gömülmesidir.
15 Temmuz; O gece göğüslerini kurşunlara siper eden erkeklerin, tankların önüne yatanların, kurşunlar karşısında bir adım bile gerilemeyen kadınların, gecenin karanlığında vatan için şehadete koşanların tarihidir. Bu ülkenin her karış toprağının, köyünün, kasabasının, şehirlerinin zamanı gelince nasıl da savunma hatlarına, direniş kalelerine dönüşeceğinin örneğini verenler, işte onlar, bin yıldır devam eden direniş geleneğinin öncüleridir.
O gece istiklal savaşı yaşanmış, ‘Son Kale’ emniyete alınmıştır
15 Temmuz; Amerika’sı, Alman’ı, İngiliz’i dâhil onlarca devlete karşı, içerideki vatan hainlerine karşı verdiğimiz son istiklâl savaşıdır. Yaşadığımız son zaferdir. O gece siyasi tarihi değiştirdiğimiz gecedir. Kûtu’l-Amare’de, Gazze’de, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Sarıkamış’ta, Medine’de verdiğimiz mücadeleyi devam ettirdiğimiz gecedir.
15 Temmuz; coğrafyanın son kalesi Anadolu’nun, iki yüz yıldır ülkelerinden kovulan herkesin sığınağı olan Anadolu’nun, vatansızlara vatan olan Anadolu’nun, yetimleri bağrına basan Anadolu’nun bütün coğrafyaya yol-yordam öğrettiği, yeni istiklâl savaşlarının yöntemini gösterdiği tarihtir.
O gece Allah milletimizin yanında olduğunu göstermiştir. Zafer yolunda, o büyük yürüyüşe daha sağlam, daha güçlü adımlarla devam ederken de yanımızda olacağını müjdelemiştir.
O gece biz kazandık: Tarih değişti, coğrafya değişecek
“Acımasız Direniş” devam etmektedir. Bu, bizim için, milletimiz için bir kaderdir. Çağlar boyu asla ağlamayan, korku ile diz çökmeyen, başkalarının tarihine sığınmayan, yüzyıllardır bu topraklarda şehit verenler için bir kaderdir.
Ve biz, yumruklarımızı sıkı tutup vatan ekseninde yürümeye devam edeceğiz.
15 Temmuz’da bizi imha etmeye gelenler yenildi, kaybetti. Biz kazandık. Biz yendik, bu zafer bizim. Türkiye’nin “Büyük Yükseliş”ine teslim oluyorlar. Artık bir “Türkiye Ekseni” var. Tarih değişti, coğrafya da değişecek.
O geceyi hatırlayıp gözyaşı dökmeyenlerle yol yürümeyin
O gece, Türkiye’nin siyasi öncüsü, onunla omuz omuza yürüyenler, arkasından akan milyonlar kazandı. O gece, bin yıllık siyasi tarihimizin en büyük zaferlerinden biri kazanıldı. O gece, bu vatanı kanlarıyla sulayanlar, işte onlar, Medine müdafaası kadar, Kudüs savunması kadar, Çanakkale şehitleri kadar büyüktür.
O geceyi hatırlayıp gözyaşı dökmeyenlerle asla yol yürümeyeceğiz..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021