İbrahim Kiras
Bugünkü iktidarı iş başına getiren seçimin üzerinden henüz iki yıl geçti geçmedi…
Yani seçim konusunun tartışılması için vakit çok erken. Gelgelelim siyasi atmosfer sanki ülke bir seçim arifesindeymiş gibi elektrik yüklü… Hatta iktidar kanadı seçim yasasında kendi lehine birtakım değişiklikler yapmaya çalışıyor.
Normal şartlar altında muhalefet fırsat buldukça iktidarı eleştirir, iktidar gerek duyarsa bu eleştirilere cevap verir. Oysa bugün iktidar haftanın yedi günü muhalefeti eleştirecek, daha doğrusu suçlayacak bir konu bulup kamuoyunun önüne çıkıyor. İktidar kim muhalefet kim, belli değil. Tıpkı seçim dönemlerinde olduğu gibi…
Keza, yine seçim dönemlerinden aşina olduğumuz türden olağandışılıklarla karşı karşıyayız bugünlerde. İzmir’deki minare provokasyonu gibi…
Kimilerine göre hükümet bugünlerde koronavirüs salgınını fırsata çevirmeyi hesaplıyor. Hem bu sürecin iyi yönetilmiş olduğuna dair kamuoyu algısını siyasi desteğe çevirmek hem de salgının ekonomik etkileri iyice kendini belli etmeden önce bir baskın seçime giderek arkasındaki halk desteğini tazelemek istiyor. Böylece önümüzdeki süreçte başta ekonomi olmak üzere birçok alanda beklenen ciddi sıkıntılar siyasi iktidarın tazelenmiş meşruiyetine daha az zarar verebilecek bu hesaba göre.
***
Daha da önemlisi, ilk dönemlerinde AK Parti hükümetlerinde önemli görevler üstlenip sonraki süreçte buradan kopmuş olan kadroların kurduğu ve Cumhur İttifakı için en büyük tehdidi oluşturan iki yeni partinin önünün kesilebilmesi için de bir baskın seçime ihtiyaç olduğu düşünülüyor. Tabiatıyla bu partilerin katılamayacakları bir baskın seçimden söz ediyoruz…
Bu noktada 2018’i hatırlayalım… Siyasi Partiler Yasası şartlarına göre seçime girme yeterliği bulunan ve Yargıtay’ın seçime katılabilecek siyasi partiler listesinde yer alan İYİ Parti’nin durumu YSK gündemine gelmiş ve kuruldan olumsuz karar çıkması yönünde baskılar olduğu söylentisi yayılmıştı. Bunun üzerine 15 CHP’li vekil usulen partilerinden ayrılıp İYİ Parti’ye geçtiler ve bu parti mecliste grubu bulunması sayesinde seçime doğrudan katılabildi.
Bugün de bir baskın seçime gidilmesi halinde Gelecek ve DEVA partilerinin seçime katılabilmelerinin tek yolu grup kurmaları. Nitekim CHP lideri geçenlerde bir açıklama yapıp İYİ Parti’ye verdikleri desteği bu iki partiye de verebileceklerini duyurdu. Bunun üzerine harekete geçen iktidar kanadı bir yasa değişikliğiyle bu partilerin önünü kesme hazırlığı başlattı.
Bilhassa bu son hamle bir erken veya baskın seçim hazırlığının kesin kanıtı olarak görülüyor.
***
Ancak bu ikna edici görünen tabloya rağmen bir erken seçimin şimdilik söz konusu olamayacağını düşünmek için de yeterince delil var. İlkin, “virüs salgınının ekonomik etkilerinin en ağır şekilde hissedileceği tarihten önce güven tazeleyecekler” argümanına karşı “salgın sürecinin ekonomiye olumsuz etkisi toplumda şimdiden hissedildi zaten” itirazı yapılıyor. Yukarıdaki analizlerin tam aksine ekonomide olumlu bir tablo oluşturulmadan hükümetin seçime gitmesinin akıl dışı olacağı söyleniyor. İkincisi, daha bir yıl önce yerel seçimlerde ortaya çıkan sonuç ve özellikle “yenilenen” İstanbul seçiminde aldığı oy itibarıyla iktidar partisinin erken seçimden yana bir ümidinin olması da mantıklı görülmüyor.
Bu argümanların her ikisi de en az karşıtları kadar makul ve ikna edici görünüyor. Ne var ki siyasette her zaman yeni bir seçenek veya “üçüncü yol” bulunabilir.
Mesela AK Parti’nin Millet İttifakı’nı çözmeye yönelik girişimleri veya yeni bir çözüm süreci üzerinden HDP oylarını muhalefet bloğundan kurtarma hesapları böylesi üçüncü yol arayışları olarak zikrediliyor son zamanlarda. Bu hesapların her ikisinin de MHP’siz formüllere ihtiyaç duyurduğu düşünülürse “Bugünkü ortamda MHP bir baskın seçim ister mi” sorusunun cevabı da bulunabilir belki.
***
Erken veya baskın seçim ihtimallerini büsbütün denklemden çıkarmaksızın, bu yolda bir hazırlığın mevcudiyetine kanıt olarak gösterilen “gergin siyasi atmosfer” konusunun da izahtan vareste olmadığını hatırlamak gerekir. Siyasi atmosferin seçim dönemlerindeki gibi elektrik yüklü olmasını yalnızca Erdoğan’ın yönetme üslubuyla ilgili görmek hiç de yanlış bir değerlendirme olmayabilir. Zira belki de Erdoğan seçim günlerinin atmosferini beş yıla yayarak yönetmek istiyor ülkeyi.
Teşkilatını ve tabanını sürekli diken üstünde tutmak istiyor belki. En ufak bir gevşemenin bir sonraki seçim döneminde telafi edilmesi mümkün olmayacak ölçüde kayıplara yol açacağından endişe ediyor muhtemelen.
Ne var ki her an seçim olacakmış gibi bir anlayış ve üslupla yapılan siyaset çerçevesinde her an seçim olma ihtimali hiçbir zaman göz ardı edilemez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026