İbrahim Kiras
İstanbul Sözleşmesi konusunda hararetle sürdürülen tartışma öyle görünüyor ki sesi daha çok çıkan tarafın arzusu istikametinde sonuç verecek.
İktidar partisinin son yıllarda yöneldiği siyaset tarzının “alıcısı” durumundaki kitleyi bunlar oluşturuyorlar çünkü.
Ne var ki bu tartışmada bir tarafın diğerini ikna etmesi mümkün görünmüyor. Zira buradaki fikirler akılla, mantıkla, maddi delillerle doğruluğu veya yanlışlığı ortaya konulabilecek argümanlardan oluşmuyor. Burada fikirler değil birtakım tutumlar var. Sosyokültürel temelde şekillenmiş olan tutumlar. Muhafazakâr-reaksiyoner zümrelerin sosyopsikolojik algı dünyalarının ürettiği refleksler.
Kadına karşı aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin bir niyet beyanını ailenin ortadan kaldırılması amacına bağlayan paranoya aslında başımıza gelen her felaketin düşmanlarımızın komplosu olduğuna, bizim izlediğimiz yolun hiçbir kabahatinin olmadığına inanmakla akraba bir tutum.
İşin içinde “moderniteye direniş” de var. Ne var ki geçmiş asırlarda geçerli olan “evin içi devletin hükümranlık alanı dışındadır” kuralı modern ulus-devlet sistemi içinde kabul edilebilir değil artık. Bu noktadan geri dönüş olabileceğini -çünkü insanlığın bu çeşit kazanımlarından vazgeçebileceğini- düşünmek akıl işi sayılamaz. İstanbul Sözleşmesi’nin temsil ettiği yaklaşıma yönelik tepki vaktiyle dünyanın güneşin çevresinde dönmesi fikrine gösterilen tepki kadar sağlıksız.
***
Esas itibarıyla bir “içe kapanma” ideolojisinin siyasi ve sosyal hayattaki tezahürlerinden söz ediyoruz. Dolayısıyla yeniliği ve yenilenmeyi başkalaşma olarak, özünü ve kimliğini kaybetme olarak görmeye eğilimli bir haletiruhiyeden.
Yenilen bir medeniyetin mensupları, diyor ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, galip medeniyet karşısında iki tür tavır gösterirler: Ya “Zealot” tavrı ya da “Herod” tavrı...
Zealot bugünkü İngilizcede bağnaz anlamına gelen bir kelime olarak yaşıyor. Aslında bir özel isim. Milattan sonraki ilk yüzyılın başında Roma imparatorluk ordusunun Kudüs’ü istilasına karşı diğer cemaatlerden farklı bir yol tutarak isyan edip direnen Yahudi cemaatinin adı.
Herod da öyle. Bir şahıs ismi. Zealot isyanından hemen önce hüküm sürmüş Yahudi kıralı Herod’dan söz ediyoruz. Haddizatında Roma Senatosu tarafından atanmış bir kral olan Herod’un siyaset anlayışı karşısındaki egemen güçle uzlaşmaya yöneliktir.
Toynbee işte bu iki ismi prototip olarak alıyor ve hâkim medeniyete karşı gösterilen başlıca iki tür tavrın örneği olarak kullanıyor. İslam âleminde batı medeniyetinin kurumlarını ve hatta değerlerini benimseyerek ayakta kalmaya çabalayan “herodian” tutuma örnek olarak Mısır’da orduyu ve eğitim kurumlarını batılı modelde yenilemeye girişerek Avrupa’daki teknolojik yenilikleri getiren Mehmet Ali Paşa’yı, Türkiye için aynı şeyi yapmaya çalışan III. Selim ile II. Mahmut’u ve Osmanlının bakiyesinden laik bir devlet kuran Atatürk’ü gösteriyor.
Batı medeniyetinin birçok alanda tezahür eden üstünlüğü karşısında içine kapanarak dünyadaki gelişmelere gözlerini kapatan ve arkaik usullere sarılarak tepki gösteren “İslami Zealot”lara örnek olarak ise Kuzey Afrika’nın Senusilerini ve Merkezi Arabistan’ın Vahhabilerini zikrediyor.
***
Bir başka İngiliz tarihçi de Türk toplumunun -veya daha doğrusu toplumun elitlerinin- karşılaşılan felaketler konusunda gösterdiği tepkinin Ortadoğu ülkelerindekinden farklı olduğunu ileri sürüyor. Bernard Lewis’e göre, söz konusu olumsuzluklar karşısında bu tür bir savunma mekanizması geliştirme çabası Osmanlı elitinin çoğunlukla yabancısı olduğu bir düşünme tarzıydı. Yani bizdeki mevcut hastalık sonradan çıktı.
Bir toplumda işler ters gitmeye başladığında insanların zihninde çeşitli sorular belirebilir, diyor ünlü Ortadoğu tarihçisi. “Avrupa’da dün, Ortadoğu’da ise bugün böylesi bir durumda en yaygın şekilde akla gelen soru ‘Bunu bize kim yaptı?’ sorusudur.”
“Ama Osmanlılar” diyor Lewis, “tarihlerindeki en büyük badireyle karşılaştıkları zaman farklı bir soru sordular: Biz nerede hata yaptık?”
Evet, o soru sayesinde biz yana yakıla dertlerimize çare aradık; Tanzimat gibi, Meşrutiyet gibi adımlarla topyekûn modernleşme yoluna girdik. Bugün o soru sayesinde ayaktayız. Daha doğrusu “Biz nerede hata yaptık” diye soranlara kulak verip “Bunu bize kim yaptı” diye soranların peşinden gitmediğimiz için.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026