Kurtuluş TAYİZ
Çözüm sürecinin hikâyesini düşünüyorum. Süreç, başladığı ilk günden beri, her adımda çözüm karşıtlarının başka bir müdahalesiyle karşılaştı. Bu eğilim her başarısızlığın ardından yeniden toparlanarak kaldığı yerden çözümün karşısına dikildi. Bukelamun gibi kılıktan kılığa, renkten renge geçtiler. Gezi ve 17 Aralık'ta ise tüm maskelerinden sıyrılarak çözüme son büyük darbeyi vurmaya kalktılar.
Süslü sloganları ve mantıklı görünen düşünceleri var. Her yerde rastlamak mümkün onlara; cenaze sahibinden fazla gözyaşı dökerken ya da gösterilerde en ön safta slogan atarken... Çıkmadık dağ, gezmedik örgüt karargâhı bırakmadılar. Örgüt liderlerini sıkı markaja aldılar. Katılmadıkları "çözüm konferansı" kalmadı, dervişler gibi "Kürdistan"ı adım adım dolaşarak çözüm sürecini başlatan siyasal iktidarın ne kadar "pis", "kötü" olduğunu anlattılar. Hep hayal kırıklığına uğrasalar da bundan bir türlü vazgeçmediler.
Şimdi Kobani'de arzu ettikleri "rüzgârı" yakaladılar. Çözümü bitirmeye ilk kez bu kadar yakın olduklarını hissederek adeta coştular. "Türkiye IŞİD'i destekliyor" propagandasıyla HDP içindeki çözüm yanlılarının -zaten gür çıkmayan- sesini iyice bastırdılar. "Tezkere Kürtlere karşı; AKP iktidarı, savaş tezkeresi çıkararak PKK ve PYD'yi vuracak" yalanını yayarak örgütü çözüm sürecini bitirmeye teşvik ediyorlar. Bu propagandanın etkisinde kalan Kürt siyaseti, Irak ve Suriye tezkeresine omuz vermeyerek tarihi bir fırsatı kaçırdı. Dolaylı olarak Türkiye üzerinden uluslararası koalisyonun bir parçası haline gelme şansını teptiler. Oysa tezkereye "Evet" deselerdi, Kobani üzerinde daha fazla söz sahibi olacak, hükümeti yönlendirme hakkını elde edeceklerdi. Fakat "Hayır" diyerek pasif kalmayı seçtiler ve aktör olmaya yanaşamadılar.
Kobani Türkiye'nin IŞİD'i desteklediğine dair haberlerin, tezkerenin Kürtlere karşı çıkarıldığına dair yazıların gerçek amacı Kürt hareketinin Türkiye ile yakınlaşmasını engellemekti. Bu propagandayla Kandil'e çözümü bitirmesi için gereken "meşruiyeti" sunuyorlar. Kürt mahallesindeki algının süreci bitirilmesini "hoş" karşılayacak hale getirilmesi gerekiyor ki, işte bu kesimler köşelerinden, televizyonlardan, internet sitelerinden ve sosyal medya üzerinden bunu yapıyor. Ağır psikolojik bombardımanla Kürt kamuoyunu, çözüm sürecinin bitirilmesine elverişli hale getirmeye çalışıyorlar.
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile hükümet üyelerinin süreçle ilgili açıklamalarında da görüldüğü gibi "kamuoyu algısı", çözümün en sağlam halkası. Hükümet, bu aşamadan sonra kamuoyunun süreci sahipleneceğini ve geriye doğru gitmesine izin vermeyeceğini düşünüyor. Evet bunda haklılar; ancak Kobani meselesi üzerinden yeni bir durum oluştu. Şimdi Kürt mahallesi üzerinden aşağıya doğru algı bombardımanı yaşanıyor. Kürt kamuoyu barış sürecine ve bu süreci başlatan hükümete güveniyor. Kobani'yi kuşatan IŞİD topçuları aslında buradaki çözüm süreci algısını bombalıyor. Çözüm karşıtı cephe, IŞİD'le birlikte Kürt mahallesinin çözüme verdiği toplumsal desteği bombalıyor. Başbakan Davutoğlu'nun "Kobani'nin düşmesini istemeyiz" açıklaması, çözüme olan algıyı güçlendirecek nitelikte. Kobani'yi savunmak için hükümetin harekete geçeceğine inanıyorum. Türkiye hükümeti, Kobani'deki Kürtleri IŞİD çetelerinin insafına terk etmeyecek ve bin yıllık kardeşliğin gereğini yapacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019