Mahfi Egilmez
Lümpen ve Marjinal
18.08.2020
1153
Günümüzde, özellikle kişilerle ilgili benzetmeler yapılırken sık kullanılan iki sözcük var: Lümpen ve Marjinal
Almancadan gelen lümpen sözcüğünün TDK Sözlüğünde iki karşılığı bulunuyor: (1) Ayaktakımı, (2) Sınıfsız. Lümpen sözcüğü günlük yaşamda genellikle yoksul, sefil, işsiz güçsüz, başı boş, serseri gibi anlamlarda kullanılıyor. Lümpen tanımı içindeki kişiler genellikle yaşadığı toplumun kültürüne yabancı, buna karşın bilgiliymiş gibi davranan, kendini üstün gösterme çabası içinde olan kişilerdir.
Kökeni Fransızcadan gelen marjinal sözcüğünün de lümpen gibi TDK Sözlüğünde iki karşılığı var: (1) Aykırı, (2) Son birim. Sözcük günlük yaşamda çoğunlukla aykırı, uç, alışılmışın dışında, sıradan olmayan, sınırları zorlayan anlamlarında kullanılıyor. Diğer insanlardan fiziksel olarak farklı bir görünümü ya da davranışları olanlara 'marjinal tip' deniyor. Çoğunluğun giymediği kıyafetleri giyen, saçlarını alışılmış renklerin dışında renklere boyayan, farklı makyaj yapan insanlar bu tür marjinal tipin başlıca örneklerini oluşturuyor.
Bu iki sözcüğün aslında ekonomi ve sosyolojide de önemli yeri var.
Kapitalist sistemde temelde üç sınıf vardır: Burjuvazi, köylüler ve işçi sınıfı. Bir de sınıf sayılıp sayılmayacağı tartışmalı, feodaliteden kalma genellikle toprak ya da mülk sahibi aristokratlar var. Burjuva; köylü, işçi ya da aristokrat olmayan, sosyal statüsünü ve gücünü, aldığı eğitimden, işveren olmasından ya da doğrudan zenginliğinden alan ve kentlerde yaşayan kişilerdir. Bu kişilerin oluşturduğu sosyal sınıfa burjuvazi deniyor. Burjuvazi devrimci bir sınıftır. Genellikle esnaftan, atölye sahipliğinden gelerek yükselmiştir. Sanayi devrimini yapanlar onlardır. Köylüler; köylerde yaşayan ve genellikle tarımla, hayvancılıkla uğraşanlardır. Köylüler de aslında bir sınıf olsa bile sınıf olma bilincinde değildirler. İşçi sınıfı; emeğini burjuvaziye ya da aristokrasiye kiralayarak gelir elde eden ve yaşamını sürdüren kişilerin oluşturduğu sınıftır. İşçi sınıfı Marksist teoride en devrimci sınıftır.
Marx ve Engels’in Alman İdeolojisi adlı çalışmalarında ortaya attıkları sınıf bilinci olmayan işçilerin oluşturduğu topluluk anlamındaki lümpen proletarya deyiminde yer alan lümpenin kökeni Roma İmparatorluğu’na kadar geri gidiyor. Lümpen denilen insanlar, kentin sokaklarında bir iş yapmadan başı boş gezen, dilencilik yapan, arada bir bulduğu işte çalışan insanların oluşturduğu bir topluluktu. Savaş zamanlarında bunlar asker olarak cepheye sürüldüğü için barış zamanında asgari koşullarda yaşamlarını sürdürmeleri için devletin yardımını görürlerdi. Roma sonrasında yerini farklı bir biçimde de olsa koruyan bu insanlar kapitalist sistemde burjuvaziye yanaşarak yaşamlarını sürdürmeye yöneldiler. Marx, lümpen proletaryayı devrim karşıtı bir güç olarak değerlendiriyordu.
Sözcüğün ekonomi alanındaki kullanımı matematikteki son birim anlamının uyarlanmasıyla karşımıza çıkıyor. Sözcük, marjinal fayda, marjinal maliyet, marjinal tüketim eğilimi, marjinal tasarruf eğilimi gibi birçok ekonomik terimin temelinde yer alıyor. Mesela marjinal tüketim eğilimi; gelirde 1 birimlik artış olduğunda tüketim harcamalarında kaç birimlik artış ortaya çıktığını gösteren bir formüldür. Marjinal fayda dediğimizde son tüketilen birimin faydasını kastediyoruz. Diyelim ki bir bardak çay içiyorsunuz. O çayın sizin açısından gerçek faydası içtiğiniz son yudumdan elde ettiğiniz faydadır. Tüketilen miktar arttıkça marjinal fayda azalır. Çünkü içtiğiniz çayın ilk yudumu size çok keyif verir, daha çok içtikçe aldığınız keyif de azalır. Buna da azalan marjinal fayda denir.
Lümpen; Marksist sosyoloji ve ekonomi teorisinde önemli bir yer tutarken marjinal; günümüz ekonomi biliminin temelinde yer alan neoklasik ekonominin temel taşlarından birisini oluşturur. O kadar ki marjinal kavramını çekip çıkarsak neoklasik ekonomiden geriye fazla da bir şey kalmaz.
Günlük yaşamdaki kullanılışıyla birbirine benzer kavramları ifade eder gibi görünen bu iki sözcük konu bilim alanında kullanmaya gelince oldukça farklı anlamlar ifade etmeye başlar.
Yazarlar
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
6.02.2026
26.01.2026
21.01.2026
5.01.2026
2.01.2026
12.12.2025
9.12.2025
8.12.2025
2.12.2025