Markar ESAYAN
Geçen hafta, Özgecan Aslan'ı vahşice öldürdüğü için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Ahmet Suphi Altındöken ile oğluna yardım ettiği için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Necmettin Altındöken Kürkçüler Cezaevi'nde vuruldu, oğul Altındöken kaldırıldığı Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti.
Durumu en iyi ifade eden Özgecan’ın hikmet sahibi anne ve babası oldu.
Özetle, “Ne sevindik ne de üzüldük” diyorlardı.
Peki toplum vicdanı rahatlamış olabilir miydi?
Baba Mehmet Aslan’a da bu soru sorulmuştu. Cevabı ise Hz. Süleyman’ın hikmetini hatırlatıyordu.
“Şunun tespitini yapabilmiş olsaydık, bu olabilirdi. Bu dünyada sadece 3 tane kalbinde kötülük taşıyan vardı ve onlar yok edilerek dünya kurtuluşa erdi. Ama maalesef böyle değil, daha çok var. Şimdi bunların hepsini öldürelim mi? Ne yapalım? Bunlar Mars'tan gelmediler. Bunlar da bir annenin, bir babanın, bir dayının, bir amcanın çocukları ve yeğenleriydi. Bugün anneler, babalar, dayılar, amcalar, teyzeler, halalar sadece kendi çocuklarını, kendi yeğenlerini korumak yerine, biraz da diğer çocuklara, garip, boynu bükük, yetimlere biraz da sahip çıkarlarsa, 'bana değmeyen yılan bin yaşasın' dedikleri o yılan bir gün kapılarını çalmaz. Aksi takdirde çalacaktır.”
Bu vahşi cinayeti işleyenler için üzülmemiş olabiliriz. Ben de üzülmedim. Ancak sanırım katilin öldürülmesi bizleri bir yönüyle rahatsız da etti. Etmeli de…
Yargılanmış, cezası verilmiş bir mahkûmun, zimmetlendiği yerde öldürülmüş olması, hepimizin bağlı olduğu toplumsal sözleşmenin ruhunu taciz etmişti çünkü.
Durumun vahametini Tarantino’nun “Hateful Eight” adlı son filminden bir replikle açıklamak istiyorum. Diyalog, ABD devletinin yetkilendirdiği cellat ile katil zanlısı arasında geçer.
“Şimdi, sen cinayetten aranıyorsun. Eğer suçlu bulunursan Red Rock halkı seni kasaba meydanında asacak. Cellat olarak idamı ben gerçekleştireceğim. Eğer bunlar olursa medeni toplumun ‘adalet’ dediği şey yerini bulacak. Ancak öldürdüğün kişinin akrabaları ve sevenleri şu an bu kapının dışında olsa, kapıyı kırıp seni bu karda dışarı sürükleseler ve seni boynundan assalar buna başına buyruk adalet denir. Başına buyruk adaletin iyi yanı, oldukça tatmin edici oluşudur. Kötü yanı ise yanlışı doğruyla karıştırmaya meyilli oluşudur. Senin durumunda değil tabii. Senin durumunda bunu hak ettin. Ama diğerleri belki de hak etmemiştir. Fakat nihayetinde ikisi arasındaki asıl fark nedir? Asıl fark benim, cellat. Benim için ne yaptığının önemi yoktur. Seni astığımda ölümünden tatmin olmam. Bu benim için bir iştir. Seni Red Rock’ta asarım, başka bir kasabaya giderim, orada da başkasını asarım. Senin boynunu kıran kolu çeken adam serinkanlı bir adam olacak. İşte bu serinkanlılık, adaletin özüdür. Serinkanlılıkla yerine getirilmeyen adalet adalet olmama tehlikesi içindedir her daim.”
Özgecan’ın katili ve babası, yasalarımızın gerektirdiği en ağır cezaya çarptırılmışlardı.
Son katilin cinayetiyle, doğru ve yanlış karıştı. Özgecan’ın ailesinin acısı bir kez daha dağlandı. Özgecan’ın katilinin yaptığı feci eylemin derinliğini kavraması, belki de potansiyel katiller için, idam veya linçten daha etkili olacak olası tanıklığı engellenmiş oldu.
Sanırım ailenin de, bizlerin de “ne sevindik ne üzüldük” derken hissettiğimiz karmaşanın ihtiva ettiği duygular bunlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019