Mehmet AKBACAK
Dünyada ne olup bittiğini bilmeyenler zanneder ki; Ortadoğu’da ne olup bittiyse bunun müsebbibinin Türkiye olduğunu, daha doğrusu Erdoğan’ın olduğunu zanneder.Ne diyorlardı; Irak’taki olayları, Suriye iç savaşını, İsrail’in Filistinlilere saldırısının altında hep Erdoğan’ın parmağı vardır. Hatta hatta PKK’nın çözüm sürecini yok etmesini, 15 Temmuz darbe kalkışmasını bile Erdoğan’ın tezgahladığını ileri sürdüler. Bütün bunlar yaşanırken ne ABD’ye, ne AB’ye, ne Sedat’a ve ne de ‘Fetö’ye tek kelime etme cüretini göstermediler. Varsa yoksa Erdoğan Allah Erdoğan dediler. 2011 Arap Baharı’ndan bu yana Suriye’de tezgahlanan oyunun farkında olan Türkiye, 15 Temmuz darbe kalkışmasından 2-3 ay sonra yapılan Fırat Kalkanı ve arkadan gelen Afrin harekatıyla oyunun figüranı olmadığını, oyun kuruculuğuna soyunduğunu açıkca ilan etti. Bu iki harekatta DEAŞ’lılar tasfiye edildi ve bölgeden temizlendi. Batı buna ses çıkarmazken, içerdekiler yıllarca hükümeti DEAŞ’ı destekliyor suçlamalarını getirdikleri için Suriye’de ne işimiz var gibi popülist politikalarla operasyonu engellemeye kalktılar. Operasyonlar başarıya ulaşınca tüm o propagandaları çöpe atılmış oldu. Hatta Türkiye’yi engellemek için batılı devletlere yalvar yakar hale geldiler. Esas amaçlanan ABD ve Koalisyon güçlerinin desteklediği PKK-PYD terör örgütlerinin sınırımızdan uzak tutulması, Suriye’nin kuzeyinde ikinci bir İsrail Devleti’nin kurulmasının önüne geçilmesiydi. Bunun içinde uzun süredir ABD, AB, Rusya ve İran’la yapılan diplomatik girişimler ve bilhassa ABD’nin duyarsız kalması sonucunda 9 Ekim Barış Pınarı operasyonu başlatıldı. Meclisde 4 partinin onay vermesi içerdeki mutabakatın sağlanması açısından önemliydi. Gerçi bazılarının içi yansa da, kamuoyunun baskısını göğüslemeye cesaretleri yetmedi. Hala daha ne işimiz var gibi klasik itirazlarını sürdürdüler. Erdoğan’ın blöf yaptığını düşünüyorlardı. Hadi ne duruyorsun girsene derken bile, gir de gününü gör demeye getiriyorlardı. Erdoğan’ın açık, şeffaf ve diplomasinin tüm kurallarını işlettikten sonra 9 Ekim’de Barış Pınarı operasyonunu başlattı. Aslında bu operasyon için uzun bir zaman hazırlık yapılmıştı. Operasyona ilk tepki gösterenler ‘Batı’ dünyasıyla PKK-PYD, Suud’lar, İsrail ve Mısırdı. Ana muhalefetin bazı unsurlarıyla, HDP PYD’nin yanında saf tuttular. 5 gün içinde iki ilçenin ve yüzlerce köyün terörden temizlenmesi başta ABD ve terör örgütü sevicilerini panikletti. Operasyonu durdurmak için var güçlerini harcamaya başladılar. Gerçi Erdoğan’ın isteklerimizi kabul edin hemen operasyonu durduralım açıklamasıyla olay yeni bir boyut kazandı. Trump’ın bu işi bitir mesajından sonra Erdoğan’ın heyet gönder görüşelim önerisi kabul edilince işin boyutu değişti.
Türkiye’ye ABD Başkan Vekili, Dışişleri ve diğer yetkililerle yapılan görüşmede Türkiye’nin önemle üzerinde durduğu istekleri kabul edildi. Bunlardan bir tanesi 2012 den beri ileri sürdüğümüz güvenli bölge tezi kabul edildi. İkincisi PYD’nin elindeki silahlar alınacak ve tüm mevziler tahrip edilecek. Daha doğrusu PYD’nin gücü kırılmalıydı. Bu sağlanmış oldu. Ve en önemlisi Suriye’nin kuzeyinde kurulması planlanan ikinci İsrail devletinin kurulması planı çökertildi. Gerçi bu sevdadan ABD’nin vazgeçtiğini söylemek safdillik olur.Lakin bölge halkalarının uyanmasına vesile olması açısından önemli bir aşamaya gelinmiş olmasıdır.
NE YAPTIN BE AMERİKA
13 maddelik andlaşmanın Dünya kamuoyuna durulmasıyla kıyametler koptu. Trump’ın muhaliflerinin vaveylasını, PKK’nın, HDP’nin İsrail’in, Mısır’ın, Suud’ların tepkilerini anlayabilirim. Anlamakta zorlandığım ana muhalefet partisi liderinin, milletvekillerinin, medyadaki adamlarının, akademisyenlerinin vaveylasını anlamakta zorlanıyorum. Tezkereye oy veren siz değilmiydiniz, PKK terörüne sözde bile olsa karşıyım diyen siz değilmiydiniz?. Peki niye karşı çıkıyorsunuz. Neymiş; masada yanyana oturmuşlar, ABD’li gazetecileri içeri almışlar, Türk gazetecileri almamışlar ( Yalanlandı), mektuba niçin cevap verilmemiş gibi gerekçelerle kazanımların üstünü örtmeye çalışmalarıyla komik duruma düşmeleri gerçekten çok acıklıydı. Geçen akşam eski milletvekili gazeteci kişinin gerçekten absürt açıklaması tüy dikti. “ABD Türkiye’yi PKK’yla aynı masaya oturttu”demesiydi. İnsan bu kadar hazımsız olunurmu?. Ayrıca mektup konusunda ikiyüzlüklerine ne dersiniz. Diplomasi oyunu mahalledeki çelik çomak oyunu mu?. Erdoğan’ın dediği gibi her şeyin bir zamanı vardır. O zaman gelince ne olduğunu görürsünüz, biraz sabır, biraz sukunet. Esas mesela ABD’nin Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı yaptırımların sona ermesidir. Aslında esas tepkileri; ABD sen ne yaptın tam da Erdoğan’ı köşeye sıkıştırmışken olacak iş miydi, ayrıca bizi içerde HDP’yle karşı karşıya getirmiş oldun. Yaptığını beğendin mi?. Zaten bazılarımızın kafası karışıktı, şimdi ise karman çorban oldu demek istiyorlar. Kılıçdaroğlu’nun yerinde Erdoğan olsaydı (Olması mümkün değil) farzedin, çıkardı meydanlara ‘Hey Amerika sen ne biçim adamsın Gezi kalkışmasıyla, 17-25 Aralık’ta emniyet-yargı yoluyla, 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla Erdoğan’ı alaşağı edeceğim diyordun. Bunları bırakalım PYD üzerinden Suriye bataklığına çekip batıracaktım diyordun, ne oldu hiçbirisini başaramadın. Üstüne üstlük biz yıllarca emperyalizme karşıyız ayağını kullanarak siyaset yaparken bizi iyot gibi açığa çıkarıverdin, yaptığın, yapacağın politikanın içine’ deyip istifa edip çekip giderdi.Kolay mı Kılıçdaroğlu olmak her ‘babayiğitin’ yiyeceği halt değildir.Kalın Sağlıcakla.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2020
29.01.2020
22.01.2020
14.01.2020
13.11.2019
21.10.2019
10.10.2019
26.09.2019
8.08.2019