Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
Newroz’un Diriliş Ruhuyla; Demokratik İnşa ve Özgürlük Zamanı...
25.03.2026
371

Newroz; Amed’den İstanbul’a, Botan’dan Serhat’a, Dersim’e, Marmara’dan Ege’ye, İç Anadolu’dan Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan tarihsel bir dirilişin ve halkların yeniden kurucu iradesinin ifadesidir. Bu gün yalnızca bir bayram veya sembol değil; demokratik siyasetin kendini yeniden tanımlaması, halkla bütünleşmesi ve tarihsel sorumluluklarıyla yüzleşmesi gereken bir eşiktir.

Bakur’dan Rojava’ya, Rojhilat’tan Başûr’a yükselen ortak ruh, yalnızca coşku değil; aynı zamanda açık bir sorumluluk yüklemektedir: örgütlenmek, örgütlemek ve demokratik toplumu somut olarak inşa etmek. Newroz alanlarında açığa çıkan milyonların iradesi, mevcut siyasal pratiklerin sınırlarını aşan güçlü bir uyarıdır.

Halk hazırdır; esas mesele, bu iradeyi kalıcı, örgütlü ve demokratik bir güce dönüştürebilmektir.

1. Zihniyet Değişimi: Radikal Demokratik Siyasetin İnşası

Yeni dönem, yüzeysel reformlarla yetinen siyaset anlayışını aşmayı zorunlu kılar. Demokratik siyaset, yalnızca seçim süreçleriyle sınırlı olduğunda toplumsal dönüşüm gücünü kaybeder ve halkı edilgen bir konuma iter.

Bugüne kadar siyasetin seçim odaklı bir hattı benimsemesi ve toplumsal alanı geri plana itmesi, halkı özne olmaktan çıkararak “seçmen” konumuna indirgemiştir.

Oysa ihtiyaç duyulan; parlamentoyla sınırlı, bürokratik ve elitist bir siyaset değil; sokağın, emeğin ve gündelik yaşamın içinden beslenen radikal demokratik bir siyaset anlayışıdır. Bu anlayış, temsiliyetle yetinmeyen, doğrudan katılımı esas alan, yerelden örgütlenen ve halkın öz gücüne dayanan bir çizgiyi ifade eder.

Zihniyet devrimi, halkı siyasetin merkezine yeniden koyarak barış, demokratik entegrasyon ve toplumsal meşruiyetin önünü açar.

2. Komünal Örgütlenme ve Demokratik Toplumun İnşası

Newroz alanlarında açığa çıkan toplumsal enerji, süreklilik kazanmadığı sürece geçici bir coşku olarak kalır. Bu nedenle temel görev, bu enerjiyi örgütlü ve demokratik bir toplumsal güce dönüştürmektir.

Komün ve meclis çalışmalarının yetersiz kalması, demokratik toplum inşasının önündeki en büyük engellerden biridir. Kurumların binalara sıkışması ve siyasetin profesyonelleşmesi, halkla bağların zayıflamasına yol açmıştır.

Demokratik toplum; yukarıdan aşağıya dayatılan bir yapı değil, aşağıdan yukarıya gelişen komünal yaşam ve katılımcı yönetim üzerinden inşa edilir. Her mahalle, her köy, her işyeri bir örgütlenme alanı haline gelmeden demokratik toplum somutlaşamaz. İttifaklar, dar siyasal hesapların ötesine taşınmalı ve halklar arasında kalıcı, stratejik dayanışma zemini oluşturulmalıdır.

Bu yaklaşım, toplumsal entegrasyonu, barışın sürdürülebilirliğini ve demokratik çözüm süreçlerini güvence altına alır.

3. Kadın ve Gençlik Öncülüğünde Demokratik Toplumsal Dönüşüm

Demokratik inşa sürecinin en dinamik ve kurucu güçleri kadınlar ve gençliktir. Bu toplumsal dinamikler, yalnızca destekleyici değil, doğrudan belirleyici bir rol üstlenmelidir.

“Jin, Jiyan, Azadî” felsefesi, demokratik toplumun ideolojik temelini ve barışçı inşa perspektifini temsil eder. Kadın özgürlüğü sağlanmadan, toplumsal özgürlükten söz etmek mümkün değildir. Kadın özgürlükçü perspektif, yerel yönetimlerden toplumsal ilişkilere kadar her alanda belirleyici hale getirilmelidir.

Gençlik ise edilgen bir destek gücü değil, toplumsal dönüşümün kurucu iradesi olarak konumlandırılmalıdır. Gençliğin enerjisi, yaratıcılığı ve dinamizmi, demokratik toplumun inşasında belirleyici rol oynar. Kadın ve gençlik öncülüğünde gelişmeyen bir toplumsal dönüşüm, eksik ve sürdürülemez bir dönüşüm olarak kalır.

4. Önderliğin Fiziki Özgürlüğü: Onurlu Barışın ve Demokratik Çözümün Kilidi

Demokratik siyasetin ve Ortadoğu’daki tarihsel tıkanıklığın çözüm anahtarı, İmralı’da mutlak tecrit altında tutulmaktadır.

Merkezi Strateji: Önderliğin fiziki özgürlüğü, siyasi bir pazarlık maddesi değil; demokratik çözümün, toplumsal barışın ve özgür yaşamın yegâne teminatıdır. Tecridi kırmak, sadece bir kapıyı açmak değil; halkların demokratik iradesini boğan sistemi parçalamaktır.

Siyasi Tutsaklar ve İrade: Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Selçuk Mızraklı, Bekir Kaya ve binlerce yoldaşımızın zindanlardaki duruşu, dışarıdaki örgütlülüğümüzün ideolojik aynasıdır.

Özeleştiri: "Tecriti kıramadık, Önderliğin fiziki özgürlüğünü sağlayamadık" gerçeği, örgütsel ve ideolojik bir yetmezliğin itirafıdır. Bu eksiklik, zindan direnişini toplumsallaştırarak ve Newroz alanlarındaki milyonların iradesini kesintisiz, radikal bir eylemselliğe  dönüştürerek aşılabilir.

5. Sonuç olarak; Özeleştiriyle Yenilenmek, Örgütlenerek Zafer

Newroz’un açığa çıkardığı gerçeklik açıktır: Halk hazırdır, irade vardır ve demokratik değişim mümkündür. Bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, örgütlü, disiplinli ve ideolojik bir mücadeleyle mümkündür.

Bugün ihtiyaç duyulan; daha fazla söz değil, daha güçlü bir pratik; daha fazla bürokrasi değil, daha derin bir toplumsal örgütlenmedir. Özeleştiri mekanizmalarını işletip kendini yenileyen, halkla bütünleşen ve örgütlü gücünü büyüten bir siyaset, sürecin temel anahtarıdır.

Her bireyin bir örgütleyiciye, her alanın bir direniş ve inşa zeminine dönüştüğü bir süreç, demokratik toplumun somutlaşmasını sağlar.

Newroz’un diriliş ruhu, ancak örgütlü ve demokratik bir toplumsal güce dönüştüğünde tarihsel anlamını bulacaktır.

Özgürlük Yakındır, Zafer Örgütlenen Halkındır!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar