Melih ALTINOK
Köşe yazarlığına Gündem’de başladım. Benim yazdığım dönemdeki baskılar, 90’lı yılların başında gazetenin ve çalışanların maruz kaldığı devlet terörüyle kıyaslanmaz tabii ki.
Ne var ki gazetedeki kısa sayılabilecek teşriki mesaimde bile sayısız keyfi toplatma kararına, baskına, mecburi isim değişikliğine şahit oldum. Gündem’in bireysel tarihimdeki yeri başkadır.
Pazar günü arkadaşlarımın, Gündem’in ilk dönemlerini konu alan, yönetmenliğini Sedat Yılmaz’ın üstlendiği Press filmi davetine giderken aklımda o günler vardı.
Adımlarımı hızlandıransa, Press’in başrol oyuncusu Aram Dildar’ın canlandırdığı Fırat karakterinin, o dönem Gündem Diyarbakır büroda çalışan şimdiyse Taraf’ın politika editörlüğünü yürüten Veysi Polat’ın yaşam öyküsüyle “birebir” uyuştuğunu bilmemdi.
76 çalışanı öldürülen, yüzlercesi tehdit edilen, dağıtımcıları bile sudan gerekçelerle cezaevine tıkılan, basılmadan toplatılma kararları alınan ve bombalanan bir gazetenin beyaz perdedeki hikâyesi karşısında kuşkusuz ki hüzünlenecektim.
Ama Kızılırmak sinemasına doğru yollanırken merak ettiğim geçmişte neler olduğu değil, dünün bugündeki aksiydi. Aradan geçen onca zaman, Kürtlerin bilincinde Gündem’in özelinde anlatılan bölgedeki açık faşizm yıllarının izlerini nasıl biçimlendirmişti?
Yaşanan dramın boyutları bu denli korkutucu olunca, yönetmenin acının arzuhalciliğine soyunması kaçınılmaz oluyor elbette. Sinematografik açıdan onca eksiğine ve klişelerine rağmen, yaşanan vahşete ayna tutması açısından saygıyı hak eden Press’ten çıktığımızda filmi beraber izlediğimiz dördü de Kürt olan arkadaşlarımla bir çırpıda bugüne sıçrayıverdik.
Zira otuz yıllık savaşın en vahşileştiği dönemlere ait tanıklıklarımızı defalarca dillendirmiştik. Biri AKP milletvekili aday adayı, diğeri halen sıkı bir PKK sempatizanı, öteki DDKO kurucusu olan dostlarımla Press’in vicdani türbülansından sıyrılıp çözüme ve niteliğine dair konuştuk. Ve pek çok noktada da uzlaştık.
Politik perspektifi AKP ile birebir örtüşmeyen ve hatta siyaseten onun karşısında yer alan demokratlar son on yılda bölgede yaşanan değişimin hakkını veriyorlar.
Artık Diyarbakır, kimsenin hava karardıktan sonra sokağa çıkmaya cesaret edemediği, beyaz Renault görenlerin köşe bucak kaçtığı, üniformasızların sokak ortasında adam vurup karakollara sığındığı bir kent değil.
Seçilmiş siyasilerin halen tutuklu olması, anadilde eğitim hakkının bir lütuf şeklinde tartışılması gibi demokrasi ayıpları elbette büyük bir sorun olarak duruyor. Ancak Ergenekon’un Fırat’ın ötesine dair perspektifi, eskisinden farklı olarak bugünkü siyasal iktidar tarafından desteklenmiyor, dahası bu zihniyet açıkça mahkûm ediliyor.
Dolaysıyla halkın cellâdının devletin en tepesindeki isimden tutun da en alt düzeydeki memuruna kadar yekpare devlet aygıtı olduğu dönemlerde PKK’nin silahlı mücadelesini vicdanlarda meşru kılan koşullar büyük oranda değişti.
Bölgenin olağanüstü koşullarının fırında, hepimizden daha fazla pişen Kürtler bunun farkında; her şeye rağmen intikam peşinde değiller.
Çabalarının yegâne nedeni, Kürt sorununun Ertürk Yöndem’in TRT ekranlarında kafalarına kese kâğıdı geçirilmiş zavallılara tekrarlattığı “hain terör örgütü” nakaratından ibaret olmadığına dair Kolektif hafızamızın karanlığına bir mum dikmek.
Çok mu?
Tabanının değişen reflekslerini takip etmekte zorlandığı için zaman zaman patinajlar yapsa da AKP milliyetçi histerinin batağından epeyce sıyrıldı. Bölgede, egemen Kürt siyasetin dışında kalan kesimlerle büyük oranda bütünleşti. Ama bu ileri hamlesini, Diyarbakır tabutluğunun, faili meçhullerin, baskının tazyikiyle kemikleşen PKK ve BDP çevresini “gündemine” alacak şekilde genişletmedikçe şiddet asla tam olarak koz olmaktan çıkmayacak.
Bunu AKP’nin siyasi başarısı, bölgedeki bekası için önermiyorum. Bu beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor da.
Ancak önümüzdeki dönemde de yürütme görevini üstlenmesi sürpriz olmayacak ve çözüm iradesine sahip olan bir partinin muhatap alınmaması gerektiğini savlayacak kadar da romantik değilim.
Sürecin geri döndürülebileceğini, yeniden 90’ların o karanlık atmosferine dalacağımızı düşünmüyorum. Ama her anı bir cana karşılık gelen çözümün vadesinde kuşkusuz ki AKP’nin politikaları başat rol oynayacak.
Kürt kamuoyu da AKP’nin mütedeyyin tabanı da artık çözüm istiyor. Başbakan Erdoğan’ın eskinin muktedir davranış kalıplarını yıkması önündeki tek engelse olsa olsa yersiz kaygıları.
Bence Başbakan Press’i mutlaka izlemeli. Kuşkusuz o yıllara ait kendisinin de tasvip etmediği devlet terörü istatistikleri hakkında bilgi sahibidir. Ama bir de o yılları haklarından, özgürlüklerinden, mutluluklarından ve acılarından sorumlu olduğu Kürt vatandaşlarının gözünden izlemeli.
İnanın böylesine bir jest bile bölgede, geçtiğimiz dönem birkaçı hariç açılım için kıllarını kıpırdatmayan AKP’nin yetmiş Kürt vekiline bedeldir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
2.06.2022
17.05.2021
11.05.2019
10.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
22.04.2019
17.04.2019