Melih ALTINOK
10 Ağustos’taki Köşk seçimlerinde oy kullanması beklenen yurt dışındaki 2 milyon 800 bin seçmenin sadece 179 bini sandık başına gitmiş. Yani yüzde beş! Peki neden?
Siyasi temsil açısından fiyasko anlamına gelen bu durumun ilk nedeni kuşkusuz yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının “ilgisizliği.”
Bu noktada kendilerine yöneltebileceğimiz eleştirilerin çok da bir anlamı yok. Koca koca insanlara bilmişlik yapıp “eğitim şart” nutukları atacak değiliz. Kendileri bilirler. Konforunu bozup vatandaşı oldukları ülkenin siyasetine katılmak isteyenler için de havaalanlarındaki ve gümrük kapılarındaki sandıklar hâlâ yerli yerinde.
Ne var ki oy kullanmak isteyip de kırk dereden su getirtilen pek çok kişi olduğunu biliyoruz. Bu noktada da, işi sadece ve sadece seçim süreçlerini düzenlemek olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sorumluluğunu konuşmak zorundayız.
Bildiğiniz üzere YSK, yurt dışında yaşayan seçmenlere oy kullanabilmeleri için randevu alma şartı koştu. Bu sistemin işlemeyeceğini daha başından anlayanlar, YSK’ya uyarı üzerine uyarı yaptılar. “Seçmen sayısı az, randevu sistemine ne gerek var” dediler. Ne var ki tüm sağduyu çağrıları, YSK’nın, daha önce de temsilde adaleti zedeleyen bürokratik duvarlarını aşamadı.
Birçok seçmene seçtikleri zaman dışında randevu verilmesi nedeniyle çifte zaman ataması yapıldığı, bu durumun da yüzde otuz civarında seçmenin oy kullanmak için geldiği sandıktan geri çevrilmesine neden olduğu belirtiliyor. Hakikaten akıl alır gibi değil!
Ceberut devletin bürokrasi varsa halkın da siyasetçileri var!
Yokmuş!
Zira iktidar partisi dışında Allah’ın bir kulu da bu duruma isyan etmedi.
Dahası ayıplarıyla oturacaklarına, bu bürokratik vesayet kararına başından beri karşı çıkan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’u suçlamaya kalktılar.
Düşünebiliyor musunuz, seçmen velinimeti olan siyasetçiler ve onların “muhalif” partileri, ekşi suratlı tok satıcı gibi âdeta müşteri kovuyorlar! Yahu yurt dışında yaşayan seçmenlerin hepsi mi Tayyip Erdoğan’a oy verecek?
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, Selahattin Demirtaş’ın kendisine oy verecek gurbetçilere karşı sorumluluğu yok mu? Kaldı ki, partinize oy vermeyecek olsalar bile, bir kısım seçmenin oy kullanmasının bürokrasi tarafından engellemesine nasıl eyvallah dersiniz? “Bal gibi de deriz” diyorsanız, Meclis’te “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” mottosunun önünde “Söz yetki karar iktidar halka” nutukları atarken hiç mi utanmazsınız?
Hadi
CHP’yi anlıyoruz; 70’lerdeki Ecevit dönemi dışında hiçbir zaman ulusal egemenlik gibi bir dertleri olmadı. Ellerinden gelse vurdukları kıyılar dışında kimse oy kullanmasın diyecekler. Şimdi de seçmeni yokuşa süren
YSK’yı eleştireceklerine, vatandaşın iradesine sahip çıkanlara çakıyorlar.
Peki ya HDP? Daha birkaç yıl önce 78 bin oyla seçilip mazbatasını aldığı hâlde Hatip Dicle’nin vekilliğini düşürerek ortalığı karıştıran, can kayıpları yaşanan protestolara zemin hazırlayan
YSK bürokrasisiyle demokrasi adına hiç mi sorunları yok?
Yetiş ya STK…
Sahi ya sivil toplum kuruluşları ne güne duruyor? Mesela 30 Mart seçimlerinde yeri göğü inletip “oy ver” çağrıları yapan bir grup vardı. Tüm meşhur serisini ekrana çıkartıp, vatandaşa sandıkların üzerine oturmaya varan radikal önerilerde bulunmuşlardı. Şimdi neredeler dersiniz?
Gerçi bir kısmını twitter’da facebook’ta falan görüyorum. VTR’lerde saniyede 12 kez “oy ver” diyerek rekor kıran bu arkadaşlar, özgür siyasi tercihlerini kullanıp pazar günkü Erdoğan mitingine katılanlara hakaret etmekle meşguller.
Demokratik ve barışçı bir şekilde, “Maltepe sahilini kapsayacak bir bomba atsak çok güzel olmaz mı? Bir taşla binlerce koyun” twitlerini RT edip etrafa smile saçıyorlar.
Evet sessizlikleriyle, bir kez daha, @zeynepmertoglu nun twitter’daki “Şu oy verin diyen arkadaşlar daha spesifik olabilirler mi? Kime oy verirsek oy kullanmış oluyoruz? Teşekkürler” sorusunu cevaplıyorlar.
Tıpkı, “Taksim’e ne yapılacağını halka sorun” talepleri, iktidar partisi tarafından “peki referanduma gidelim” şeklinde karşılanınca “biz ne güne duruyoruz” çıkışıyla “halk biziz” diyenler gibiler. Seçmenden seçmen beğenip “makbulüne” haybeden vatandaşlık bilinci satıyorlar
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
2.06.2022
17.05.2021
11.05.2019
10.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
22.04.2019
17.04.2019