Mümtazer TÜRKÖNE
Şara’nın Selefî usule uygun sakalı ile takım elbisesi ve kravatı arasında, sadece görünüşte bir tezat var. Sakal, bedenin ve kişiliğin bir parçası, elbise otuz saniyede değişebilir. Dindar kişiler benzerlerini ararken, ütülü kumaş pantolonun dizlerine dikkat ederler. Şayet potluk varsa, kumaş pantolonu giyen namaz kılıyor demektir. Sakal ise çok açık bir meydan okuma, kimlik gösterisi olarak öne çıkar. Bohem-entelektüel birinin sakalı bakımsız ve dağınıktır. Bizim Diyanet personelinin tercihi olan çember sakallılar, her gün sinek kaydı tıraş olan biri gibi sakalını bakımdan geçirir, boyun, dudakların çevresi ve yanaklar temizlenir. Selefîlerin sakalı ise hemen dikkat çeker. Olabildiğince uzundur, yanaklara yayılan kıllar olduğu gibi bırakılır ama dudakların üstü, yani bıyık kısmı varla yok arasında kesilir. Elmacık kemikleri çıkık, gözleri çekik Orta Asyalı Uygur-Kazak cihatçıların seyrek sakalları durumu anlamanızı zorlaştırabilir; ancak Selefîliğin Davetçi versiyonu (Suudî Arabistan–Vahhabilik) ile Cihatçı (İŞİD-DAEŞ) versiyonunun ikisini de bir görüşte sakallarından ayırt edebilirsiniz: Kendi hâlinde uzatılmış sakallar ve çok kısa kesilmiş bıyıklar, bağıra bağıra karşınızdakinin Selefî olduğunu size anlatır
Bilmeyenler için bu uzun sakalın mantığını da özetleyelim:
Selefilik, İslâmiyet’i tıpkı Peygamber döneminde, onun tebliğ ettiği şekilde inanmayı ve onun örneğindeki gibi yaşamayı benimseyen mezhebin adı. Bunun için Kur’an ve hadislerin lafzî, yani şeklî yorumlarına müracaat ediyorlar. Meselâ, Kur’an’da farklı ayetlerde yer alan kölelik kurumunu ve ganimet uygulamasını devam ettiriyorlar. Ezidî kızların başına gelenler bu yorumun eseriydi. Pratik hayata dair basit bir örnek: Peygamber dişlerini temizlemek için yumuşak ve lifli bir ağaç olan misvak çubuklarını kullanırmış. Selefîler de diş fırçası yerine misvak kullanıyor. Uzun saç ve uzun sakal, evrensel olarak bütün göçebe toplumlarda rastlanan bir adet; şehirli veya yerleşik toplumlarda ikisine de rastlanmıyor. Muhtemelen uzun göçler boyunca sırtta taşınan küçük çocukların uzun saçlara dizgin gibi tutunmalarını sağlıyor. Peygamberin saçının ve sakalının uzunluğu konusunda mezhepler farklı yorumlar getiriyor. Selefilik, uzun sakal konusunu çok önemsiyor.
Simgelerle, sembollerle olan biteni takip etmeye alışmış olanlar için cihatçıların uzun sakalları çok sağlam bir gösterge.
İşte bu yüzden Halep’te Kürt mahalleleri boşaltılırken, haberlerde gördüğünüz ellerinde uzun namlulu silahlar ve kamuflaj kıyafeti ile kontrol noktalarında görev yapan uzun sakallı Suriyeliler, Selefî olduklarını saklama ihtiyacı duymayan askerlerdi.
Hangisi? Davetçi mi, Cihatçı mı?
Ellerinde silah olduğuna göre?
Diktaya giden yolun taşları döşenirken
Şu soruca varmak için kâhin olmaya gerek yok: Suriye’de Selefî tarzda, dört başı mamur bir dikta rejimine doğru hızla yol alıyoruz. İsrail’in çıkarlarına ve müdahale menziline çok uygun düşen bu rejim, ABD-İngiltere ekseninin de tercihi olarak öne çıkıyor. Türkiye tarafında, birileri bilerek, muhtemelen devlet tarafı bilmeyerek veya daha güçlü bir iradeye boyun eğerek bu rejimin taşlarını döşüyor.
İşler bu şekilde giderse, Nusayrî azınlığa dayanan uzun süreli Esad diktasının tam olarak bir benzeri Selefî Arap diktası şeklinde tesis edilecek. Dürziler, Nusayrîler, Süryaniler, Arapların aşiret ve şehirli türleri arasındaki düzen anayasal-demokratik prensiplerle değil, bu dikta rejiminin kurduğu fiilî dengelere göre işleyecek. Böylece Suriye’deki merkezî yönetim her türlü dış müdahaleye açık olarak bıçak sırtında varlığını sürdürecek.
Hatırlayalım, İran ve Rusya desteği olmadan Esad o kadar süre dayanabilir miydi? Şu hâliyle bile Şara yönetimi, Suud başta olmak üzere İsrail-ABD desteği olmadan ne kadar dayanabilir?
Bu hâl ve gidişin ufkunda bütün unsurların kendilerinden emin yaşayacakları bir demokratik düzen yer almıyor.
Birilerinin aksini iddia etmesi için Şara’nın kendisi başta olmak üzere bir genelge ile toptan uzun sakalları kesme emri vermesi ve sinek kaydı tıraşlı askerlerden oluşan bir silahlı gücü ortaya çıkarması lâzım. Sizce mümkün mü?
Çözüm süreci Suriye’de değil
Suriye’de SDG ile Şam arasında, zaman zaman parmakların silahların tetiğine uzandığı çatışma denemelerinin Suriye’de tesis edilecek demokrasi veya anayasal düzenle yakından uzaktan bir alâkası yok. Kürt siyasetinin temsilcileri durumu abartıyor ve meseleyi duygusal bir zemine çekiyor. Şam ile SDG arasında gerginlik artarken ve Türkiye’de bu gerginliğin elektriğine kapılmışken karşı tarafta İsrail’i merkeze alan ABD-İngiltere planı tıkır tıkır işliyor. Kürtlerin hakları değil, SDG’nin peşinde olduğu düzenin çıkarları müzakere ediliyor.
Şara, Netanyahu’nun İsrail’i ile işgal altındaki Suriye toprakları için anlaşmaya varır varmaz Halep’te Kürt mahallelerine karşı harekete geçiyor ve hemen akabinde Fırat’ın batı çeperindeki SDG’yi doğu kanadına geçmeye zorluyor. Muhtemelen SDG’nin hâkim olduğu Kuzey Doğu Suriye bölgesinde mevzu, güneyde Arap aşiretlerinin yer aldığı bölgeye doğru genişleyecek. Mesele su ve petrol. Hepsi ABD-İngiltere ekseninin İsrail’in çıkarlarına uygun planlarına göre yürüyor.
Merkezin kendi çevresi ile çıkar çatışması olarak tecelli eden ve dış güçlerin desteği ile gerçekleşen bu süreçten üniter bir Suriye veya anayasal düzen çıkmaz. Kaderi belirleyen Suriye’nin kendi halkı ve taraflar değil, en kaba tabiriyle dış güçler.
Bahçeli’nin ve Öcalan’ın müşterek çabasının ne anlama geldiğini artık anlamış olmalısınız. Her ikisi de İsrail’e dikkat çekmiyor muydu? Bu işi kendi aramızda çözelim demiyorlar mıydı? Suriye’deki gelişmeler tam olarak kısa günün kârı peşinde koşan Şark kurnazlığının eseri. Dışişleri Bakanımız SDG’yi İsrail ile iş tutmakla suçlarken, Şara İsrail’in taleplerini karşılayarak SDG’nin kolunu kanadını budamak için hamle yapıyor.
Çıkarmamız gereken ders, ortadaki fiilî duruma göre Suriye için bol bol retoriği yapılan üniter devlet modelinin laf u güzafdan ibaret olduğu. Kürtler dâhil herkes elindekine bakıyor.
Fiilî durum için eller tetikte iken, muhtemelen Şara’nın Türkiye’den gelen telkinle Kürtlere dil ve kimlik hakları tanımasını ne kadar ciddiye alabilirsiniz? Dürziler, Nusayrîler, Süryaniler, Ermeniler, Ezidîler ne olacak?
Herhangi bir anayasal düzen tartışmasının, üniter yapı tasavvurunun, kimsenin neye karşılık geldiğini bilmediği adem-i merkeziyet iddialarının hiçbir anlamı yok. Önemli olan fiilî durum ve fiilî kazançlar.
Bırakın üniter veya adem-i merkeziyetçi devleti, yakın vadede Suriye’de kuralı kaidesi olan bir devlet bile kurulamaz.
Şayet Suriye’de gerçekten herkesin canından, malından emin olduğu, insan onuruna yaraşır bir düzen tesis edilmesini istiyorsanız, somut-görünür-fiilî bir adım atılmalı.
Suriye ordusuna, tıpkı bizdeki gibi sakal-bıyık yasağı getirilmeli. SDG’nin merkezî orduya katılmasının temel şartlarından biri sakal meselesi olmalı. Sakalsız-bıyıksız bir Suriye ordusu, Selefilikten arınmış seküler bir ordu demek.
“Suriye’de laik bir düzen tesis edilmeli” diyorum. Yoksa sinek kaydı tıraşlı Kürt askeri ile Selefî sakallı Arap askerini aynı orduda emir-komuta zincirine nasıl dâhil edeceksiniz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTSu Faturası… Bu Rakamlar Normal mi? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKalıcı Birliğin Demokratik Temelleri; Eşitlik, Özgür İrade ve Ortak Yaşam... 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünHakan Fidan izlenimleri… 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUOlayın bir de bu yönü var 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURFurkan günleri ve fitne zamanları 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kiras‘Hem siyaset hem ticaret’ milletin cebinden 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMülkün temeli... 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveci‘Gizli muhalifler’ billboardlara ilan vermiş 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBahçeli’nin sözü boşa düştü! 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİREN“Fevkaladenin fevkinde...” bir siyasi süreç 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanSiyasal İslamın uzun ve yavaş ölümü 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKürt meselesinde eskimeyen refleksler, sorunların çözüm ihtimali 14.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025