Murat AKSOY
Son günlerde kimi kalemler Balyoz, Kafes gibi davalarda kendilerinin cemaat tarafından kafeslendiğini söyleyip, siyasal pozisyonlarını meşrulaştırmaya çalışıyor. 17 Aralık süreci öylesine bir turnusol oldu ki, bu kalemler olumsuz her şeyi cemaate yükleyerek hükümeti savunmanın tereddütsüz huzur ve konforunu yaşıyorlar. Keşke vicdan muhasebesi böyle basit özeleştiri ile bitecek kadar yüzeysel olabilseydi.
Diyelim onlar özeleştiri ile kendini “temize” çıkardılar. Peki, biz ne yapalım?
Muhafazakâr dünyayı dışarıdan değil içerden bakarak anlamaya çalışan, hak ve özgürleri için mücadele eden, demokratikleşme ve normalleşme için AK Parti’yi siyaseten destekleyen ve/ya oy veren laik kesimden gelen bizlerin durumunu hangi “kelime” açıklayacak?
Hangi kelime olduğunu bilmiyorum ama bunun kafeslenmeolmadığı açık.
Yakın geçmişe kadar siyasal duruşları ile AK Parti’nin yanında olanların son dönemde eleştirel pozisyonda olmalarını, onların“yaşlı liberallikleri” ya da “AK Parti politikalarında etkili olamamalarının getirdiği AK Parti, Erdoğan karşıtlığı” ile açıklamak hayli kolay. Çünkü bu tespitlerin hiçbiri anlama çabası gerektirmiyor. Hepis kolaycı açıklamalar.
AK Parti’ye ve parti politikalarına sadece son dönemde değil neredeyse 2011’den bu yana hiç eleştirel mesafe alamayanların, bunu yapanlara yapacakları hiçbir eleştiri anlamlı değildir.
SOSYAL VE TOPLUMSAL RESTORASYON
Bu noktada bir tespit yapalım. Bugün AK Parti’nin temel sorunu; 2011’den itibaren değişen ajandası ve toplumsal tahayyülüdür. Bu tahayyül ne yazık ki artık demokratik, laik ve çoğulcu bir Türkiye değildir. Sorun tam da buradadır.
Bugün AK Parti konusunda karşı karşıya AK Parti’nin siyasal söylem ve tercihlerinden son iki yıl içinde yaşadığı değişim Başbakan’ın bundan 8 yıl önce söylediğinden çok farklı yöndedir.
Başbakan Erdoğan 11 Ekim 2006′ya yaptığı grup toplantısında;“Ülkenin geleceğine, Cumhuriyetin değerlerine karşı tehditler yok mu? Elbette var, ancak bunların toplumun geneline yayamayacağımız aşırı uçlar olduğunu, takibinin de suç-ceza sistemi içersinde yapılması gerektiğini unutmayalım. Son tahlilde uçlarda bulunanlar da bizim insanımız. …. biz diyoruz ki onları da merkeze çekmenin, şu çatı altında olan kim olursa olsun hepimizin ortak görevidir. … Asgari müşterekte mutabakatı sağlamak zorundayız. Yaraları kanatan değil, iyileştiren olmalıyız. Gelecekteki dönemi, toplumsal barışı güçlendirecek bir sosyal restorasyon dönemi olarak görüyoruz. Etnik, dini, mezhepsel, fikri, kültürel farklılıklara bakmadan kadın-erkek ayırmadan, bütün sosyal tarafları kucaklayacak yeni bir toplumsal uzlaşma zemini oluşturmak mecburiyetindeyiz.”
Bu sözler toplumu kucaklama açısından çok önemliydi kuşkusuz. Ne yazık ki, bugün itibari ile gerçekleşmiş değil. Hem de 2007’de yüzde 47, 2011’de alınan yüzde 50 oya rağmen.
Burada ikinci tespit olarak şunu yapmak gerekiyor. AK Parti’nin ustalık dönemi olarak tanımladığı üçüncü dönem,toplumsal barışı güçlendirecek bir sosyal restorasyon dönemi değil, toplumu tek bir kültürel kimlik doğrultusunda dönüştürme hedefi olarak karşımıza çıktı. Bu yönüyle kaçınılma olarak kutuplaştırıcı oldu.
Bu açıdan ne kadar anlamlı bir referans olur bilmiyoruz ama İstanbul İl Başkanı Aziz Babaşçu’nun 31 Mart 2013’teki yaptığı açıklama belki de Freudyen okuma ile bir lapsustu.
Ne demişti Babuşçu; “10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü bu geçtiğimiz 10 yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir.
İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak. Dolayısıyla o paydaşlar bizimle beraber olmayacaklar. Dün bizimle beraber şu ya da bu şekilde yürüyenler, yarın bizim karşımızda olan güçlerle bu sefer paydaş olacaklar. Çünkü inşa edilecek Türkiye ve ihya edilecek gelecek onların kabulleneceği bir gelecek ve bir dönem olmayacak. Onun için işimiz çok daha zor.”
Bu sözler 2013’te söylendi ve 2011-2013 arasında AK Parti’nin izlediği politikalarla uyumlu idi.
2011 milletvekili aday listesi ile başlayan AK Parti’nin kendi kültürel kimliğini inşa etme sadece parti içi konsolidasyon ile sınırlı kalmadı. Siyaseten var olduğu her noktayı da kendi kimliğine göre dizayn etmeye kalktı. Çoğulculuk yerini tek kimliğe bıraktı. Kamuda farklı kimlikler etkisizleştirildi. Yeni alınan kamu personeli konusunda seçici davranıldı.
Bu süreç aynı zamanda AK Parti’nin adım adım içe kapandığı ve yalnızlaştığı bir dönem oldu. Bu yalnızlığı devlet gücü ile yönlendirdiği kamusal iletişim araçları ile aşma çabası ise başarısız oldu.
Özetle makro alanda siyaseti devletten topluma taşıyan, Türkiye’yi normalleştiren, sivilleştiren ve kendisi de marjinal bir kimlikten kurtarıp merkez partisi haline getiren AK Parti, 2011’den sonra mikro alanda “değer temelli” tüm söylem ve siyasal tercihlerinde merkez partisinin değil tam tersinemuhafazakâr/sağcı bir partinin dilini benimsedi.
Kadından gençliğe, doğum yönteminden çocuk sayısına, alkol düzenlemesinden düşünce ve ifade özgürlüğüne kadar pek çok alanda siyasal söylem ve düzenlemeleri özgürlükçü değil tersine muhafazakâr bir siyaset hakim oldu.
Önce Gezi, ardından dershane ve son olarak da rüşvet ve yolsuzluk iddiaları sonrasında yargı ve bürokraside yaşananlar; AK Parti’nin bu siyasal yöneliminin açık göstergeleridir. AK Parti tüm kamu ve kamusal alanı temizlemeyi hedefliyor. Ve bunu devlet gücü ile yapmaya çalışıyor.
GEZİ’DEN 17 ARALIK’A: KOMPLODAN PARALEL DEVLET
Gezi protestolarında AK Parti’yi referandum ve 2011’de destekleyenleri kaybetti. Ama bu AK Parti için önemli değildi. Babuşçu bunun olacağını Gezi’den üç ay önce söylemişti.
Gezi sürecinde Başbakan “yüzde 50” söylemi ile tabanını konsolide etmeye çalıştı. Bu açıdan yüzde 50 söylemi siyaseten sahiplenilen ve kutuplaşmayı tercih eden bir siyasallaşma idi.
AK Parti’nin 2023 ve sonrası vizyonun en somut adımı dershanelerin kapatılması ile gündeme geldi. Bu sürecin işaretini Başbakan Erdoğan “dindar nesil” söylemi ile verdi. 31 Ocak 2012’de Başbakan Erdoğan’ın AK Parti genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada ifade ettiği “dindar nesil yetiştireceğiz” sözü bu açıdan anlamlıdır.
Hükümet programında olmadığı halde aniden gündeme gelen ve yasalaşmasında ciddi tartışmalar yaşanan 4+4+4 eğitim sisteminin devamında yaşanan liselerdeki dönüşüm bu önemlidir. Bu dönüşüm ile genel liselerin büyük bir kısmı Anadolu lisesine dönüştü. Ve bu dönüşüm imam hatip okullarının sayısında sistematik bir artışı beraberinde getirdi. Kabul edelim ki, bu salt ihtiyaçtan değil hedeflenen toplum tasavvurunun gereği olarak siyaseten tercih edilmiştir. Hatta tercih etmediği halde pek çok öğrenci bu okullar gitmek zorunda kalmıştır.
Bu süreci 2009’den bu yana üzerinde çalışıldığı söylenen dershanelerin kapatılması tartışması izledi. Bu adım AK Parti’nin sadece laik kesimden gelenleri değil İslami gelenekten gelen ortak değerleri “din” olan cemaati de kamu ve kamusal alanda istemediğinin göstergesidir.
17 Aralık’tan sonra bürokrasi ve yargıda başlayan ve cadı avını andıran gelişmeleri hep birlikte gördük.
17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile ilgili soruşturmaları AK Parti, cemaatin kendilerine yaptığı bir darbe girişimi olarak okudu. Ve daha önce listesi yapılmış olan değişikler peş peşe geldi. Bu değişiklerdeki sorun, kamuya yansıyan gerekçeler olmadığı gibi herhangi bir soruşturma da olmamasıdır.
Varsa devlet içinde vesayet unsuru olan yapılar temizlenmeli ama bunun yolu hukuktan geçmektedir. Hukuk ve yargıda vesayet kurmuşlar söylemi de ikna edici değildir. Çünkü yakın bir zamana kadar varsa böyle bir vesayetin bir parçası bizzat AK Parti’nin kendisiydi.
YALNIZLIK SENFONİSİ
Gezi süreci ile sayısı ve gücü az olan bir grupla yollarını ayıran AK Parti, 17 Aralık sonraki süreçte cemaatle de yollarını ayırdı.
Bu aşamada cemaatin sahip olduğu ya da etkileyebildiği oy oranının hiçbir önemi yok. Çünkü karşı karşıya olduğumuz sorun AK Parti’nin yerel ve genel seçimlerde alacağı oy yüzdesi değildir.
Sorun AK Parti’nin 2023 vizyonun çoğulcu bir kamusal alana ve kamuya değil tersine tek bir kültürel kimliğe dayanan, muhafazakâr/sağcı tonu ağır basan bir Türkiye olmasıdır.
Karşı karşıya olduğumuz sorun, AK Parti’ni toplumu homojenleştirmesi, tersinden başkanlık sistemi ile yönetme girişimidir. Sorun ataerkil bir düzen üzerine otoriter tek parti anlayışının giydirilmesidir.
Ve böyle bakınca muhafazakâr dünyanın dışından biri olarak kendimi kafeslenmiş hissetmiyorum. Hissettiğim tek şey demokratik, laik ve çoğulcu Türkiye için zihnim, kalemim ve imkânım olduğu sürece itiraz etmeye devam etmek. Çünkü AK Parti’nin ‘Yeni Türkiye’si ile benim hayalimdeki Türkiye çok faklı.
Son olarak şu soruyu sormak gerek; AK Parti’nin 2011’de siyasal tercihlerini değiştiren ne oldu?
Sonraki yazılara kalmak üzere bunun iki cevabı var. İlki Arap uyanışının cazibesi. İkincisi Suriye’de girilen çıkmaz sokak.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018