Murat AKSOY
“Totalitarizm tarafından yozlaştırılmak için ille de totaliter ülkede yaşamak gerekmez.”
George Orwell
Sivil toplumun modern anlamda ulus-devletlerin siyaset tarihindeki yeri çok eski sayılmaz.
Devlet, toplumun siyasal örgütlenişi ve oluşturduğu kurumlarının bütünüdür. Bu açıdan bakıldığında devlet, meşruiyetini aldığı toplum adına egemenlik kullanan, güç ve şiddet kullanma tekelini elinde tutan bir örgütlenmedir.
Örgütlenişlerine ve idari yapılarına göre devletleri farklı kategorilere ayırmak mümkündür.
Ancak devletler arasındaki esas niteliksel fark egemenliğin kaynağı noktasındadır. Buna göre,
- Egemenliğin tek kişiye ait olduğu devlete Monarşik,
- Egemenliğin belli bir sınıf veya gruba ait olduğu devlete Oligarşik,
- Egemenliğin kaynağının dine dayandığı, din adamlarının her şeye karar verdiği devlet biçimine Teokratik,
- Egemenliğin halka ait olduğu devlet biçimi de Demokratik devlet denmektedir.
Türkiye 1946’dan bu yana çok partili hayata geçmiş “demokratik” bir devlettir. Tarihi boyunca, açık ve örtülü darbelerle demokrasisi kesintiye uğrasa da, yapısal olarak eksiklikleri olsa da Türkiye demokratik bir devlettir.
Yani yapısal sorunlara rağmen egemenliğini toplumdan alıyor.
Bu yönüyle demokratik devletlerde, devletin tamamlayıcı unsuru meşruiyetini aldığı toplumdur. Bu iki unsurdan toplum, siyaseten ne kadar güçlü olursa devlet de o kadar demokratik olur.
HER DEVLET ÖZÜNDE OTORİTERDİR
Şunu unutmamak gerekiyor, şekli ve egemenliğin kaynağı farklı olsa da tüm devletler özünde “otoriterdir”. Yani meşruiyetini aldığı toplumu denetlemek isterler. Bunu da, uluslararası ilişkilerde var olan “rekabet”ten hareketle “devlet sırrı” kavramı üstünden yapmaya çalışırlar.
Bu noktada devletin sırrı, biz sıradan faniler için “kavaranmaz” bir bilgidir. Devlet sırrı, devletin toplumu denetlemenin en güçlü ikna aracıdır.
Bu yüzden devletin meşruiyetini ve egemenliğini aldığı bizler yani toplum, bireysel ya da örgütsel olarak siyasete sahip çıktığı, siyasete katıldığı ve talep ettiği sürece devlet demokratik olur. Bunun da sorun temelli sivil örgütlenmeler, sivil hareketler ve sivil toplum kurumları aracılığıyla gerçekleştirebiliriz. Bu açıdan sivil toplumun kamusal alandaki gücü, devletin toplum üzerinde kurmak istediği hegemonya önünde fren sistemidir.
Avrupa’da olan budur. Avrupa ülkelerini göreli demokratik yapan kamusal alandaki toplumsal talep, siyasi katılım ve denetleme çabasıdır.
Bu siyasallaşma, Avrupa siyasal kültürünün bir parçasıdır ve Avrupa’da ulus-devletlerin kuruluşunu takip eden dönemde başlamıştır.
KAVRAM AYNI AMA ANLAMI FARKLI
Türkiye siyaseten Batı ile aynı siyasal kavram setini kullansa da iki coğrafyada kavramların ifade ettikleri farklıdır.
Sivil toplum bunlardan birisidir. Batı’da toplumun farklı alanlarda örgütlenerek siyasallaşması ve toplum adına kamu sahasında devleti denetleme çabası olarak ortaya çıkmıştır.
Bu haliyle sivil toplum, toplumu, toplumsal talebi temsil etmiş ve devletin sınırını genişletmesi önünde olmuştur. Bu yönü ile de “muhaliftir”. Muhalifliğinin özünde demokrasinin, özgürlüklerin, sivilliğin ve hakların yanında olması vardır.
Bu yüzdendir ki; Türkiye gibi devlet-toplum ilişkisinde devletin ağırlığın fazla olduğu toplumlarda sivil örgütlenmeler, sivil hareketler özetle “Sivil Toplum Kuruluşları”, devlet tarafından hoş görülmemiştir. Çünkü devlet, bir biçimde organize olduktan sonra toplumda örgütlü bir yapıya tahammülü yoktur. Kendisi toplum adına her şeyi yapacağına inanır.
Hele hak, özgürlük, demokrasi, sivilleşme gibi devlet alanının sınırlayan alanlarda mücadele eden kurumlar, devletin her zaman “ötekisi” olmuşlardır.
Diğer yandan devletin siyaseten yapmakla sorumlu olduğu alanlardaki kimi işlerini yapılması için kurulan, organize olan sivil toplum kuruluşları yok değildir. Bunlar varlıkları ve işlevleri ile devletin sivil uzantısı olarak toplumun bu alanlardaki talebini devlet adına denetlemeye soyunmuş “organik” sivil toplum kuruluşlarıdır.
Son dönemde bu türde girişimleri ve eylemleri sıkça görüyoruz. Örneğin çevreyi temizlemek bir hobi olarak anlamlı olabilir ve bu apolitik bir eylemdir. Ama bu eylem ile devletin, kamunun görevinin bu temizliği yapmak olduğunun ifade edilmesi ise siyasal bir eylemdir.
Sonuçta her sivil eylem, o eylemi yapanlar tarafından “bir tür siyaset” olduğunun kabul edilmemesi ve bunun gerektirdiği adımların atılmaması ile varılan nokta; devletin yönetim zihniyetinin meşruiyetinin güçlendirilmesi ve devlet-toplum bağının giderek açılmasına, iradi olmayarak hizmet etmiştir ve edecektir de.
SİVİLLİK ÖZÜNDE POLİTİKTİR
Özelikle 2000’li yıllarda Türkiye’de AB süreci ile birlikte sivil toplum kurumları gerek varlık gerekse kapasite kullanımı açısından gelişme göstermeye başlamıştır. Bu bir biçimde toplumun siyasete daha fazla katılması, talep etmesi ve devleti dolaylı biçimde denetlemesi anlamına gelmiştir. Yani sivil toplumun alanının genişlemesi devletin alanının daralması, sivil toplum alanının genişlemesi anlamına gelmektedir.
Bu haliyle sivil toplumun güçlenmesi, farklı toplumsal kesim ve farklı kültürel kimliklerin özgürlük alanlarının genişlemesidir.
Bu ise siyasetin kendisidir. Ve siyaset, bizden farklı olan ile ortak bir gelecek kurma sürecinin kendisidir. Farklı kültürel, ideolojik ve etnik kimliklerde olsak da birlikte ve eşit yaşama arayışın kendisidir.
Devletlerin bu çabalara sempati duymamaları esas olarak kendi sınırlarını koruma çabasından başka bir şey değildir. Devlet bunu yaparken biz sivillere düşen ise hem siyasete hem de sivil toplum kurumlarına sahip çıkmak olmalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018