Murat AKSOY
Önceki gün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sonuçlanan davada, Can Dündar, TCK’nın 329/1’e göre “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklama” suçundan 5 yıl 10 ay, aynı suçtan Erdem Gül ise 5 yıl hapis cezası aldı.
Can Dündar ve Erdem Gül, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçundan ise beraat etti. Dündar ve Gül’ün aldığı ceza iki açıdan önemlidir.
İlki, Dündar ve Gül’ü serbest bırakan ve serbest bırakırken açıkladığı gerekçelerle suçlamaya konu olan işin devlet sırrını açıklamak değil gazetecilik olduğuna hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını yok saymasıdır.
Bu kararıyla yerel mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yerel mahkeme direnmeli” beklentisi gerçekleşmiş oldu.
Buna bağlı olarak ikinci ve daha önemli nokta ise bu kararla, gazeteciliğin sınırının adeta yeniden çizilmiş olmasıdır.
Nitekim yayınlanan belgelerin devlet sırrı kapsamına sokularak dava açılması, gazetecilik ve basın özgürlüğüne yeni bir sınır çizme girişimiydi. Yerel mahkeme kararıyla bunda başarılı oldular.
Bu kararla hedeflenen, gazetecinin haber yaparken önceliğinin kamunun bilme hakkı değil, iktidarı/devleti koruma olduğunu farkında olmasıdır.
Erdoğan/AKP iktidar bloku, toplumu bilgilendirme yani kamusal hizmet yapacak medya, gazeteci/lik değil kendi denetiminde bir medya ve gazeteci/lik istemektedir.
Bununla hedeflenen, toplumun neyi bilip bilmeyeceğine iktidarın/devletin karar vermesidir. Bu ise ancak otoriter yönetimlerde olur.
Neyin haber olup olmayacağına, kamu yararının ne olduğuna iktidar/devlet ya da onun medyadaki komiserleri belirleyecekse bu meslek, gazetecilik değil devlet memurluğu olur.
İktidarın medya üzerinde oluşturduğu tekel bu yönde bir girişimdir. İstisna olarak birkaç kalemi bir kenara ayırırsak, bu medyanın iktidar/devlet memurluğuna gönüllü olduğu açıktır.
Dündar ve Gül’ü cezalandıran mahkeme kararıyla Cumhuriyet Gazetesi’nin yayınladığı belgelerin gerçek olduğu kabullenmiştir. Nitekim ceza, bunların yayınlanması nedeniyle verilmiştir.
Daha önce farklı gazete/ler/de haber olarak yer aldığı halde Cumhuriyet’te çıkmış haberlere ek olarak görüntü içeren “MİT Tırları” haberi “gazetecilik” faaliyetidir. Habere konu olan eylem “suçtur”. Bu mahkeme kararıyla açık açık kabul edilmiştir.
Habere konu olan belgeleri elde etme ve yayınlama, dünyanın her yerinde gazeteciliktir. Eğer o belgeler, devlet sırrı ise bunu kamuoyundan saklamak gazetecinin değil, devletin görevidir.
Gazetecinin görevi, devlet içinde olsa da, yasa dışı olanı öğrendiğinde bunu belgeleriyle haberleştirmektir. Can Dündar, Erdem Gül ve Cumhuriyet’in yaptığı budur.
Ne yazık ki Türkiye’de, medyanın büyük bir kısmı halkın, kamuoyunun bilgi almasını yani kamusal işlevini; onu var eden, onu ekonomik olarak besleyen siyasi çizgiye feda etmiş durumdadır. Bunun için bu medya organlarının yayınları, birer siyasi bültene dönüşmüş durumdadır.
İktidar uzunca bir süredir, kendisine muhalif olanları sindirmeye çalışıyor. Bir kısmını devletin tüm imkânlarını kullanarak baskı altına almaya çalışıyor, el koyuyor, devşiriyor, gerektiğinde kapatarak susturuyor. Bir kısmını hukuk yoluyla haksız biçimde hapishaneye atıp, bir kısmını da cezalarla baskı altına alıp geri adım attırmayı hedefliyor.
Ancak işin tehlikeli kısmı, iktidarın muhalif medyayı baskı altına alma hedefinden hareketle kendine durumdan vazife çıkaranların ortaya çıkmasıdır.
Çağlayan Adliyesi önünde Dündar’a yapılan silahlı saldırı bu yönde tehlikeli bir adımdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018