Murat AKSOY
“Tutuklandık ey halkım unutma bizi!”
Murat Tan
Evet, siz bu satırları okurken ben muhtemelen Metris ya da Silivri Açık Cezaevi’nde penceremden, geceyse gökyüzündeki yıldızlara gündüz ise volta atıyor ya da avludan bulutlara bakıyor olacağım.
Gerçekten ilginç değil mi? Muhtemelen birkaç saat önce ya da bir akşam önce Artı TV ekranlarında konuklarımla konuşuyordum ama şimdi özgürlüğümden mahrum biçimde, dört duvar arasında zamanın geçmesini, beni özgürlüğüme kavuşturacak imzaların atılmasını bekliyor olacağım.
MEKTUP YAZAR MISINIZ?
Bu arada ben özgürlüğümü beklerken eğer bana yazmak isterseniz cezaevine değil de mail adresine ([email protected]) yazmanız daha sağlıklı olabilir. Hem ulaşması hem de sizlere cevap vermem daha kolay olacaktır.
Neden mi bir daha tutuklandım.
Uzun olmazsa anlatayım.
15 Temmuz Kanlı Darbe girişimden sonra 30 Ağustos 2016’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındım ve 3 Eylül 2016’da örgüt üyesi olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlamasıyla tutuklandım.
Tutuklanmama gerekçe ise 5-6 adet köşe yazısı, bu yazılardan bölümler paylaştığım sıralı tweetler ve iki TV konuşması idi.
5.5 ay sonra hazırlanan iddianamede ise var olan 2-3 dosyanın bileştirilmesi ile çoğunu tanımadığım insanlarla birlikte daha az “delil” ile bu kez terör örgütü üyesi olmakla suçlandım.
7 ay sonra hâkim karşısına çıktım. Elle yazdığım 103 sayfalık savunmamdan sonra mahkeme savcısı, suç vasfımın değişebileceği gerekçesiyle tahliyemi istedi. Mahkeme heyeti savcının bu isteğine uydu ve 31 Mart 2017’de tahliye edildim.
Teoride edildim ama pratik dünya hukuk tarihine geçen bir skandal oldu.
Çağlayan Adliyesi’nden Silivri 9 No’lu Cezaevi'ne özgürlüğe hak kazanmış bir vatandaş olarak döndüm.
Ama heyhat.
Biz hapishaneye varmadan tahliyeleri durduran süreç başlamıştı. Ve o gece tahliye olamadık.
Neden mi?
Tutuklu bulunduğumuz 7 ay içinde darbe girişiminde bulunduğuma dair deliller ortaya çıkmış olmalı ki, anayasal düzeni şiddet ve cebir kullanarak değiştirmek ve hükümeti ortadan kaldırmak suçlamasıyla yeni bir soruşturma ile karşı karşıya kaldık o gece.
Bu kez iki kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyordu.
Oysa ben yazı yazmıştım. Evet eleştirel olmuştum ama suç işlememiştim. Üstelik bunları yazarken de, TV ekranlarında ifade ederken de hep gülümsemiştim.
HUKUK TARİHİNDE BİR İLK
Karşı karşıya kaldığımız durum hukuk tarihimizde ve dünya hukuk tarihinde bir ilkti. Ama burası Türkiye idi ve her şey normal idi.
1 Nisan’ın ilk saatlerinde “1 Nisan Şakası”na uygun biçimde gözaltına alındım. 14 gün gözaltı sonrası savcı sorgusu olmadan hızlandırılmış mahkeme ile yeniden tutuklama.
Önce 3 gece Metris. Sonra 17 Nisan öğleden sonra Silivri 9 No’lu Cezaevi.
17 Nisan öğleden sonra sanki 31 Mart gecesi zamanı durduğumuz koğuşa yeniden girdik. Aynı ekiple. Koğuş bıraktığımız gibiydi. Çöp yerindeydi, ketıl yerindeydi, buzdolabı çalışıyordu. Zaman makinası bizi 17 Nisan günü 31 Mart gecesi çıktığımız koğuşa bırakmıştı.
Belli ki, bir el biz tahliye olurken “bunlar geri gelecek” demişti ve öyle de oldu.
YENİDEN “SUÇ VAFI DEĞİŞEBİLİR”
Sonuçta yargılandığım iki dava birleşti. 24 Ekim 2017’de mahkeme savcısı yeniden “suç vasfımın değişebileceği” gerekçesiyle tahliyemi istedi. Ve tahliye oldum.
7-8 Nisan 2018’de de dava sona erdi. Dava sonunda, 2 Eylül 2016’de tutuklanmama gerekçe olan “örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım” suçlamasıyla 2 yıl 1 ay ceza aldım. Cezamın gerekçesi ise 3 köşe yazısında Cumhurbaşkanı'nı sert eleştirmek ve kamu görevlilerinin görevlerini yapmalarına engel olmakmış.
İki kez ağırlaştırılmış müebbet davasından ise beraat etmiştim.
2 YIL 1 AY EŞİT MİDİR 1 YIL 13 AYA?
Yerel mahkemenin verdiği karara yaptığımız itiraz üst mahkeme olan İstinaf Mahkemesi tarafından reddedilince karar onanmış oldu. Ama bir farkla.
Yerel mahkeme 2 yıl 1 ay (toplam 25 ay) ceza vermişti. İstinaf Mahkemesi ise cezamı 1 yıl 13 ay olarak düzeltmişti, değiştirmişti.
Şimdi ne fark var ikisi de 25 ay diyorsunuz. Haklısınız bende öyle dedim ama farkı inanın ben de avukatlarım da henüz çözemedik. Belki Anayasa Mahkemesi’ne başvururken şunu diyebiliriz; “Madem cezayı 1 yıl 13 aya indirdiniz o zaman hüküm açıklamasını geriye bırakabilirsiniz”. Yani durum budur hâkim bey.
İstinaf Mahkemesi’nin verdiği karar ile hakkımdaki hüküm onanmış oldu.
Her durumda 25 ay ceza almıştım ve 14 ay cezaevinde kalmıştım. Bu şartlarda infaz yasası gereği “denetimli serbestlik” kapsamındaydım ve cezaevine girmemem gerekiyordu.
Ama burası Türkiye. Denetimli serbestlik kapsamında olduğumun hukuki olarak tespiti için dün Çağlayan Adalet Sarayı’nda İlamat ve İnfaz Savcılığı’na teslim oldum.
Umudum prosüdürel işlemlerin kısa sürmesi ve birkaç imzanın hızla atılarak en kısa sürede tahliye olmak.
ELEŞTİREL OLABİLİRİM AMA SUÇLU DEĞİLİM
Ama hep şunu savundum. Yazdığım yazılarda, TV’deki yorumlarımda suç işlemedim. Bunun için davamızı önce Anayasa Mahkemesi’ne olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz.
Çünkü suç işlemedim. Beni eleştirel olmakla, muhalif olmakla yargılamalarına asla itiraz etmem ama hayatı boyunca siyaset savunan biri olarak siyaseti katleden bir örgütün propagandasını yapmakla suçlamak züldür.
Sonuçta, ben tutukluyum, bu satırları okuyan sizler özgür. Sizden tek şey istiyorum. Kendinize ve ülkeye sahip çıkmanız.
Dört duvar arasında olsam da, aranızda, hemen yanı başınızdayım. Merak etmeyin gülümsüyorum.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018