Mustafa PAÇAL
Son olarak Fatih Altay davasında verilen 4 yıl 2 aylık hapis cezası ve tutukluluğunun devamı kararı pek çok açıdan değerlendiriliyor ama bence bu kararın en önemli yanı artık bir bütün olarak iktidarın muhalif gazeteci ve medya organlarını çalışamaz duruma getirme isteğidir.
Ve çok tabii ki diğer bir yanı da yandaşı olan gazetecilerini bu kararla tahkim ederek gözdağı vermek.
Yalnız bu nasıl bir istek ve nasıl bir anlaşılmaz dava konusudur ki ve nasıl olurda bir gazeteci bir cumhurbaşkanını tehdit edebilir.
Edemez çünkü bir gazeteciyle bir cumhurbaşkanının elinde bulundurdukları güç ve olanak aynı mıdır?
O nedenle bu karar kabul edilemez.
Ve bu arada Fatih Altaylı gibi öyle ortaya karışık gazetecilik yapanlara karşı ilk kez bu denli sert bir karar ve tutum alındığına vurgu yapalım.
Üstelik bir yandan süren çözüm süreci ve diğer yandan Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında hala gereği yapılmayan AİHM kararları beklenirken adeta ters köşe bir karar olduğunu görmek gerekir.
Bu arada Selahattin Demirtaş için tahliye beklenirken açılan ayrı bir davada “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan hakkında 7,5 yıla kadar ceza talep edilmiş olması bir diğer ters köşe durumunu daha gösteriyor.
Bu kararların verdiği bir diğer mesaj ise demek ki iktidar, çözüm süreci nedeniyle siyasi gerginliği düşürmek, muhalif olan çevrelere karşı sert yaptırımları, uygulamaları soğutmak ve akabinde bir siyasi diyalog ortamının yaratılmasını düşünmüyor.
Düşünmediği bir şey daha var.
O da çözüm sürecinin siyasi zeminde meclis zemininde yani dar alanda ve içine kapalı bir şekilde sürdürmek niyetinde olduğu anlaşılıyor.
Önceki yazımda da söylemeye çalıştım.
Kürt sorunu gibi tarihi ve toplumsal öneme sahip bir sorunu daha kapsayıcı ve geniş bir zeminde tartışmak ve yürütmek ve yapılan görüşmeler hakkında toplumu bilgilendirmek, sürecin sürdürülmesi ve yönetilmesi açısından oldukça önemlidir.
Kapsayıcı ve geniş bir zemin derken sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları akademi ve iş dünyası gibi aktif çevrelerden bahsediyorum.
Siyasiler ve medya dışında bu çevrelerden duyulan bir açıklama ve bir ses yok.
Diğer yandan bu sürecin iletişimini sağlamak için bir politika ve strateji ortaya koymak gerekir. Önceki çözüm sürecinin de önemli sorunlarının başında iletişim sorunu geliyordu.
Ancak önceki çözüm süreci daha kapsayıcı bir zeminde sürdürülerek daha fazla katkı sağlanıyordu.
Örneğin o dönem hükümet tüm meslek kuruluşlarına ve belli başlı STK’ları ziyaret ederek bilgilendirme yapıyor ve onların görüşlerini de alıyordu.
Akil insanları heyeti adeta kapı, kapı gezerek bilgilendirme, tartışma ve görüş alamaya çalışıyordu.
Eğer amaç bir toplumsal barış sağlamaksa kanaat önderlerinin de sürece yapacakları katkı ve desteğin önünü açmak ve bir açık toplum zemini yaratmak gerekir.
Bu arada İmralı dönüşü meclis komisyonunun 4 Aralık tarihinde toplanacağı açıklandı.
Bu toplantı sonra yapılan görüşmenin topluma ve medyaya açıklanması, bilgi verilmesi için iyi bir fırsat yaratıyor.
Çözüm süreci sadece yurt içinde değil yurt dışında da izlenen ve merak edilen bir süreç, işin iletişim ve etkileşim yanına bir de bu yanından bakarak yaklaşmak lazım…Bölge ülkeleri başta olmak üzere AB ülkeleri süreci yakından takip ederek Türkiye toplumunun barış ve demokrasi içinde bir arada yaşamasının yaratacağı olumlu etkileri ve bunun ilişkilere yansımalarının onlarda farkındalar…
Ancak bugüne görülen şu ki; yapılanları “küçümsemeden söyleyecek” olursak önümüzde daha çok yürünecek yol ve daha çok atılacak adım olduğudur herkesin bunu biliyor olması gerekiyor.
İşte atılması gereken adımlardan bazıları…
Öncelikle iktidar tez elden AYM ve AİHM kararlarını uygulamalı ve bu hukuksuzluğa ve yapılan haksızlığa son vermelidir.
Görevden alınan belediye başkanları arasında tahliye olanlar derhal görevlerine iade edilmelidir. Tutuklu olanların yargılamaları hızlandırılmalı ve bu davalar hukuk kuralları dahilinde karara bağlanmalıdır.
Özellikle Ekrem İmamoğlu davası bunlar arasında en önemli davadır.
Bu dava kamuoyuna mal olmuş bir dava olarak TV’den canlı yayın dahil aleniyet ölçüleri içinde görülmeli ve bir an önce gerçek hukuk ölçüleri dahilinde sonuçlandırılmalıdır.
Medya üzerindeki baskıya son verilmeli ve tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalıdır.
Akademinin tartışmaya katkısı sağlanmalı ve özgür bir tartışma alanı yaratılmalıdır.
Bu atılacak olumlu adımların çözüm sürecine katkılarının olacağı kesin ama bu adımları atacak bir iktidar iradesi şimdilik gözükmüyor.
Oysa barış özverili çabalar ve barışa inananlarla gelir yoksa…
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan‘Terörsüz Türkiye’nin yolunu kesen bilmediğimiz birileri mi var? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.01.2026
3.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021