Ömer F. Gergerlioğlu
Çözüm sürecinin buzdolabına alınmasıyla gelinen nokta umut kırıcı görünmektedir. Ancak sürecin tekrar başlayacağı gün gibi aşikar ise yapılması gereken nedir? Çatışmalarla ortaya çıkan kötü hali, duygusal bir ortamı derinleştirerek daha da kötüleştirmek mi, yoksa yeniden çizilecek yol haritasında eski yanlışların yapılmaması yönünde bir kamuoyunu şimdiden hazırlamak mı? İkincisinin doğru olduğunu düşündüğüm için eski yol haritasının zaaflarını ve olması gerekenleri konu edinmeye çalışacağım.
2.5 yıllık çözüm süreci niye bozuldu? Bunun en önemli cevabı yol haritasının eksik ve yanlış bir şekilde çizilerek başlanması ve doğru çizilen yönlerinin de samimiyetle uygulanma eksikliği olduğu gerçeğidir. Süreçteki yanlışları ve olması gerekenleri madde madde inceleyelim.
"Muhatap Öcalan olmalı, Kandil güçsüzleştirilmeli" Erdoğan argümanı ile başlayan süreç duvara tosladı. Öcalan PKK içinde önder olarak görünebilir ama Kandil ve diğer aktörler somut olarak ortada duran ve savaşan bir güç olduğu için devre dışı bırakılmayı hazmedemezdi. Nitekim öyle oldu. Kandil, Öcalan'ın sözünü dinler gibi yapıp bildiğini okudu. Devreden çıkarılma girişimine daha da silahlanarak karşılık verdi. Yeni yol haritasında bu anlamsız tavırdan vaz geçilmeli, muhatap olarak her aktör dikkate alınmalıdır. Yeniden devreye girecek olarak yedekte tutularak kimseyle görüştürülmeyen Öcalan'ın "kurtarıcı melek" olarak önümüzdeki bir zaman ileri sürülmesinin 30 yıl içinde tekrarlanan kısır döngü deveranını devam ettirmekten başka birşeye yol açmayacağı bilinmelidir.
"Demokratikleşme, PKK'ya endeksli olmamalıydı, bu yüzden PKK şımardı" Bu argüman da süreç boyunca ve şu anda sürece yönelik önemli bir itiraz olarak bir kesimin önemli itirazıydı. Bunu da bir doktor olduğum için tıbbi bir örnekle tahlil etmeye çalışayım. Düşünün ki bir anne babanın 2 oğlu var. Birisi anne babanın yanlış uygulama ve tavırlarına rağmen ruhsal açıdan sağlam, diğeri ise bu yanlış eğitimden ve ilgisizlikten dolayı asi bir genç olmuş, suça bulaşmış ve sorunlu bir hal içinde. Ebeveyn bu hali fark ettiğinde geç olmuştur ama sorunlu çocuğu ortadan kaldırma, imha etme gibi bir seçeneğinin olmadığını bilmektedir. Eskiden beri yaptıkları gibi her gün asi gençle tartışan ebeveyn bir gün artık bu sorunun çözümü olabileceğini düşünür. Yapılması gereken, çocuğa uygulanacak tedavi ve kendi davranışlarındaki düzelmedir. Sadece ruhsal tedaviyle kalıp davranışlarını düzeltici adımlar atmazlarsa kalıcı değişimin olmayacağını bilmeliler. Kendilerindeki değişimin gençte olumlu bir değişime yol açtığını gördükçe aynı değişimi devam ettirmelerinin bir taviz ve şımartma olmayacağını da bilmeliler. Bu şımarma oluşmuşsa bu ana babanın hatası değil, gencin hatasıdır, çözümü her yönlü yoğunlaştırarak yine devam ettirmekten başka çare yoktur. Bilinmelidir ki artık evde bir sorun vardır ve yılların yanlış eğitiminin son hali gençte cisimleşmiştir ve artık sorunu, suçu ve suçluyu ayırma çabasının bir anlamı kalmamıştır. İyi veya kötü eğitim tarzının diğer evlat üzerinde bir etkisi yoktur, o zaten her uygulama karşısında bir savunma refleksiyle sorunsuzluğunu devam ettirmektedir. Çözüm, sorun oluşturmuş olan üzerinden yürümelidir. Örnekten anlaşılacağı gibi ebeveyn yerine geçen devletin yeni yol haritasında reel sorunu oluşturmuş olana artık kendisi de dahil olmak üzere sorun kalmadığını ispat etmesi gerekir. Çözüm yolunda yürürken suçlunun vazgeçeceği bir tarzı önceleyerek yol haritasının aksayan unsurlarına çözüm üreten yaklaşım içinde olması gerekir.
"Sorunun en önemli boyutu çekilme ve silah bırakmadır ve bunlara endekslenmelidir" diyen Erdoğan argümanı da önemli bir yanlıştı. Sorunlu bir kişinin şiddeti durdurmasının geçici ve aldatıcı bir tarzda olmaması için yapılması gereken, bütüncül bir tedavi ve iyileşmedir. Bu sağlanmadan, aldatıcı şiddet bırakmaları sadece kalıcılığı geciktiren zaman kayıplarıdır. Yapılması gereken Kürt sorununun hangi uygulamalardan dolayı ortaya çıktığının tüm topluma çekinmeden, mazeretsiz anlatılmasıydı. Zira bu yapılmadığı için şu anda çıkan çatışmalarla kabaran Türk milliyetçiliğinin yine sorunu sulayan, besleyen olduğu bir gerçektir. Devlet yeni yol haritasında hatayı nerede yaptığını ve ileri derecede kronikleştirdiği sorunun çözümü için uzun süreli ve sabırlı bir yolda olunduğunu topluma sürekli anlatmalıdır.
"Süreç Erdoğan ve Öcalan arasında olmalı, yeni iç ve dış politik gelişmeler süreçten bağımsız düşünülmelidir". Bu Erdoğan argümanının da doğru olmadığı ortaya çıktı. Zira izleme kurulunun oluşturulmadığı, hakemin olmadığı bir çözüm sürecinin topallayacağı belliydi. Gezi ve Cemaat kavgalarının sorunu etkilemediğini düşünerek yürümek önemli bir yanılgıydı. Suriye'de yaşanan gelişmelere karşı iyi niyetli ve süreci bozmamaya itina gösteren titizliğin gösterilmemesi sürecin kesintiye uğramasına neden oldu. Süreç dış siyasi gelişmelere hazırlıklı değildi, sınır dışı Kürt siyasi gerçeğinin sınır içini ne kadar etkileyeceği önemsenmedi
"Genel af, Öcalan'ın İmralı'dan çıkışı vb. yeni somut gelişmelerde milliyetçi kamuoyunun çok hesap edilmesi". Bu da abartılan bir Erdoğan argümanıydı. Çözüm sürecine başta karşı çıksa da oluşan huzur ve güven ortamı için atılacak yeni cesur adımlara itirazı azalmış bir kamuoyu olduğu gerçeği gözardı edildi. Yeni yol haritasında çözümün güzelliğini fark ettirdikten sonra tekrar somut cesurların atılması geciktirilmemelidir. Vatandaşın her kesimi, çözümün ana aktörünün devlet olduğunu bilmekte artık toplumun kriteri kötü geçmiş değil gelecekteki olumlu gelişmelerdir.
"PKK dışındaki kesimlerin muhatap alınmasına gerek olmadığı" argümanı da üzerinde durulması gereken süreçle ilgili önemli bir tartışmadır. Bölgede farklı dini ve siyasi aktörler de vardır. Hüda-Par gibi aktörlere karşı yaklaşım "PKK'ya karşı devlet cephesine çekilmesi gerekenler" gibi olursa, çözüm aksar. Gerçek olan şudur ki savaşan güçler masaya oturur ama bölgedeki 3. aktörlerin de hesap edilmesi, onlara değer verilmesi, denklem dışına itilmemesi gerekir.
"PKK'nın varlığının çözüm süreci için görmezden gelinmesi hakimiyetini arttırdı". Bu argüman da doğru değildir ve sürecin yürümeye başladığı anda başlayan çekilmenin 2 yıl öncesinde başlayan aksamalar yüzünden durduğu gerçeğini gözardı edicidir. Bir müddet iki tarafın da birbirini görmezden geldiği bir gerçektir, olması gerekendi ve bu çatışmayı engelleyendi. Başlayan aksama ve güvensizlikler PKK için (yanlış bir yönelişle) çekilmenin durması ve hakimiyet arttırmaya dönüştürülmüştür.
"Yeni yol haritasında muhatabımız Kürt halkıdır, PKK değildir" şeklindeki hamasi sözlerle yeni yol haritasında bir yere varılamayacağı bilinmelidir. Sorunu öyle veya böyle omuzlayan ve muhatap yerine geçen yapıyı en ufak aksamada cezalandırma girişimi çözümsüzlüğü arttırmaktan başka birşeye yol açmaz.
Doğru çözüm için, en başta 90 yıllık sorunu bitirmek için kalıcı güven oluşturulmalı, ucuz siyasi hesaplardan kaçınılmalıdır. Bu her iki taraf için de geçerlidir. PKK da devletin ve toplumun güvenini sarsacak eski tavırlarından vazgeçmelidir. Alan hakimiyeti ve silahlanmanın uzun vadeli çözümü engelleyen sorunu derinleştiren tavırlar olduğunu bilmelidir. Ağır aksak ve inişli çıkışlı da olsa yürüyen sürecin en az can kaybı ve toplumsal hasarla yürütülmesi için azami önemi göstermelidir.
@gergerliogluof
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018