Oya BAYDAR
Son dolar fırtınası, Reis’ten başlayarak Türkiye’yi yönettiğini iddia edenlerin çapını çerçevesini, onlara inanan bir kesim halkın da acınası ruh halini bütün açıklığıyla ortaya koydu. Yerli ve milli yöneticilerimizin ve de Reis’in efsunlamasıyla (algı operasyonlarıyla) gerçeklik duygusunu, aklını, izanını yitirmiş bir kesim yurttaşın yaşadığımız kriz karşısındaki tutum ve tepkileri kara mizahı aşıyor, toplumsal trajediye dönüşüyor.
Doların yükselişini ve ABD’yi protesto için delikanlı oğlunun belden aşağısına dolar, belden yukarısına Türk lirası yapıştırarak zavallı çocuğu sokaklarda gezdiren, oğlanın 3-4 gün böyle dolaşacağını marifet yapmışçasına övünçle bildiren “yerli ve millî” babanın tavrıyla yerli ve milli Reis’imizin kriz karşısındaki tavrı aynı düzlemde/ düzeyde buluşuyor ve birbiriyle örtüşüyor.
Manchalı Don Kişot nereden mi aklıma düştü?
Gelmiş geçmiş en tanınmış roman kahramanlarından Don Kişot, kendini kahraman şövalye sanıp hayalinde yarattığı düşmanlara karşı savaşır ve doğal olarak her seferinde yenik düşer. Ama o yenilgiyi asla kabul etmez, yenilgilerini şanına şan katacak zafer sanır. Gerçeklikten kopuk bir hayal aleminde yaşar, önce kendini sonra çevresini yalanlara inandırmaya çabalar. Gerçekler gösterildiğinde inanmaz, kompolarla karşı karşıya bulunduğunu, gerçekleri hatırlatanların kendisini alt etmek isteyen kıskanç düşmanların ajanları olduğunu haykırır. Devler ordusu sandığı yel değirmenlerine karşı uyuz eşeği üzerinde çala kılıç verdiği savaş ve sonrasındaki hali pür melali ünlüdür.
Uzun bir süredir, ama özellikle son dolar krizi nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrı bana Don Kişot’u hatırlatıyor: Gerçeklikten bütünüyle kopuş, kendi hayal âleminde yaşama; dört bir yanda düşman, saldırı, komplo algısı; gerçeği göstermeye çalışanları hain, ajan, düşman belleme; yenilgiyi zafer sayma; yalanlarla, masallarla, korku hikâyeleriyle örülmüş bir beyin yıkama ve algı operasyonuyla kitleleri etkisi altına alıp gerçekten koparma, kopmamakta direnenleri susturma, tasfiye, yok etme...
Ne var ki Don Kişot, kahramanlık hayalleri gören, kötülüğe karşı savaştığını sanan zavallı bir meczuptur eninde sonunda, çevresi de onu böyle görür. Kimi zaman eğlence olsun diye onun hayal dünyasını körükler, fazla ileri gittiğinde de bir güzel döverler. Oysa bizim yerli ve millî Don Kişot’umuz, gerçek ve mutlak güç sahibi, astığı astık, kestiği kestik bir Âdem. Üstelik yanında yöresinde ona gerçekleri gösterip hizaya getirmeye çalışan Sancho Panza’lar da yok. Bizimkinin çevresindekiler rol icabı değil gerçekten uşak.
Hikâyeden gerçeğe gelecek olursak
AKP Reisi Erdoğan, kendisinin ve yakın çevresinin ekonomi, dış politika, iç siyaset, toplumsal barış, vb. alanlarındaki hata sınırını aşıp suça varan edimlerinin sonucu olan çok boyutlu çöküşü “Düşmanların saldırısı altındayız, milli kurtuluş savaşı veriyoruz” algısı yaratarak gözlerden gizlemeye çalışıyor. Ülkenin düşman saldırısı altında olduğuna, milli kurtuluş savaşı verildiğine, kendisinin de bu savaşın önderi ve kahramanı olduğuna gerçekten inanıyor mu, yoksa algı operasyonunun gereği bir göz boyama mı söz konusu, bunu bilemem. İkisi de kötü, çünkü eğer inanıyorsa ülkenin kaderini elinde tutan tek adamın gerçeklerde bu kadar kopuk, paranoya düzeyinde bir ruh hali içinde bulunması Don Kişot’u da aşan bir tehlike. Gerçeği görüyor da iktidarını korumak için halka yalan söylüyorsa, bu daha da beter. Ama ne olursa olsun ortada bir gerçeklerden kopma ve koparılma hali var ki, ülkemiz için asıl tehlike burada. Çünkü gerçek görülürse önlem alınabilir ve krizler aşılabilir, gerçek reddedilirse çöküş mukadderdir.
Saldırı altındayız yerine, ‘nerede yanlış yaptık’ diye sorun
Saldırı altındayız, bizi kıskanıyorlar, iç ve dış hainlerin komplolarıyla karşı karşıyayız, herkes bize düşman, saldırıyı defetmek için Reis’in etrafında kenetlenelim algı ve söyleminin anahtar kelimesi/kavramı “yerli ve milli” olarak belirlendi. Yerli ve milli safsatasıyla korkutulan ve uyutulan kitleler düşman saldırılarına ve milli kurtuluş mücadelesi verildiğine inandırılırken asıl saldırının iktidardan geldiği ve bu saldırının baş sorumlusunun yeldeğirmenleriyle savaşan millî ve yerli Don Kişot olduğu, telaffuzu bile tehlikeli bir gerçek haline geliyor.
Aslında ne saldırı ne de kurtuluş savaşı; her alanda, özellikle de ekonomi ve dış siyaset alanlarında yapılan büyük yanlışlar var. Bütün ülkeler ve güçler kendi çıkarları için çeşitli operasyonlar yaparlar, çeşitli yöntemler kullanırlar. Trump türünden megalo-manyakların dünyaya hükmettiği günümüzde bu operasyonlar ölçüsüz, ahlâksız, vahşi de olabilir. Ne ki iktidarda olmak, siyaset yapmak demek, deli dana gibi ne yaptığını bilmeden oraya buraya saldırıp bunlara karşı horozlanmak, cart curt etmek değil, her konuda eşeğini sağlam kazığa bağlamayı becermek, saldırıyı def etme aklına ve stratejisine sahip olmak demektir.
Örnek mi? Trump’la rahip Brunson konusundaki dalaş, derinleşeceği besbelli olan ekonomik krizin nedeni değil sadece tetikleyicisidir. Yıllardır, uzmanların, muhalefetin, bu gidişattan çıkar sağlamayan temiz insanların uyarılarına ve yol göstermelerine rağmen vatana ve halka ihanet düzeyinde kötü yönetilen bir ekonomi, dış düşmanın değil iktidarın eseridir. Siz bir kez bu hale düşünce, herkes kendi çıkarı için yararlanır bu durumdan. Saldırı var diye böğürmek fayda etmez, saldırtmasaydınız derler adama.
Başka bir örnek Suriye sorunu. Şimdi orada da göz göre göre gelen yeni bir çözümsüzlük dalgası var. Emevî Camii’nde namaz kılma ve Ortadoğu’ya hükmetme hayalleriyle başlayan hatalar zinciri, yabancı bir ülkenin sınırlarını ihlâl edip fırsattan istifade toprak işgaline kadar varırken de, gerekçe sınır ötesi saldırılara karşı vatanı korumak, hatta beka sorunuydu. Oysa ne Suriye’den ne de Suriye Kürtlerinden ülkenin beka’sını ve istiklâlini tehdit eden bir saldırı yoktu. Aksine Suriye Kürtleri, “Bizi koruyun, bize ağabeylik yapın” diyorlardı o günlerde. Onların yerine Cihatçılara, çapulculara ağabeylik tercih edildi. Hâlâ da bu tercih sürüyor. Tıpkı ekonomi alanında olduğu gibi, bu alanda da uyaran, yol gösteren çok oldu ama yerli ve milli yöneticilerimize barış değil savaş, dost değil düşman gerekiyordu ki saldırı ve milli mücadele edebiyatı arkasına gizlenip kurtarıcı kisvesine bürünebilsinler.
Özetle: Düşmanları yanlış adımlarınızla ve hırsınızla siz yarattınız, saldırıları siz körüklediniz, yaşanan krizin taşlarını siz döşediniz. İktidara ilk geldiğinizde içerde ve dışarda size dost olanların tümünü siz düşmana dönüştürdünüz Beyler! Millî kurtuluştan söz ediyorsunuz ya: tek milli kurtuluş öncelikle sizin zihniyetinizden ve iktidarınızdan kurtulmaktır. Düşman arıyorsanız aynaya bakın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024