Roni MARGULIES
Şimdi tanıtacağım kitabı kimsenin okumasını istemem, baştan söyleyeyim. Okunması için değil, okunmaması için tanıtıyorum. Tek bir marksist.org okuyucusu bile "Aa merak ettim, ben de bir bakayım" diye düşünürse, bu yazı amacından saptırılmış olur, lütfen yapmayın.
Kitabın adı İslâm Ahlâkı olduğu için, bu keskin tavrım şaşırtıcı bulunabilir. İslam'la veya ahlakla bir sorunum olduğu düşünülebilir; ikisiyle de yok. Ahlak kavramına sanıldığından çok daha kuşkucu bir şekilde yaklaşmak gerektiğini, ahlakın tarihsel, toplumsal, sınıfsal koşullara bağlı olarak değiştiğini düşünüyorum; çoğu toplumda cinsellikle ilgili kurallara indirgendiğine, oysa bununla hiç ilgisi olmadığına inanıyorum. Ama eğer tüm topumların paylaştığı, evrensel bir ahlak anlayışısı varsa, bunun şu veya bu dinle ilgili olmadığından, insanlığın adalet ve eşitlik özlemini yansıttığından ve kutsal kitapların bu özlemlere tercüman olduğundan eminim. Dolayısıyla, "İslam ahlakı" diye özel bir ahlak kategorisi olduğundan çok kuşkuluyum. Kanımca, bütün büyük dinler aynı ahlakı, insanın aynı özlemlerini yansıtır.
İslâm Ahlâkı adlı kitabın ise ne İslam'la ne de ahlakla alakası var!
Kitabın Önsöz'ünden bir bölümü paylaşmak isterim. Ben çok öğretici buldum. Gerçekten, hiç bilmediğim bilgiler edindim. Çin'e kadar gitmeye gerek kalmadan, elimin altındaki bir kitaptan, üstelik bedava olarak dağıtılan bir kitaptan ilim edinmek önemsiz şey değil. Paylaşayım:
"Bugün, yer yüzünde bulunan müslimânlar üç fırkaya ayrılmışdır. Birinci fırka, Eshâb-ı kirâmın yolunda olan, hakîkî müslimânlardır. Bunlara (Ehl-i sünnet) ve (Sünnî) ve (Fırka-i nâciyye), Cehennemden kurtulan fırka denir. İkinci fırka, Eshâb-ı kirâma düşman olanlardır.
Bunlara (Şî'î) veyâ (Fırka-i dâlle) sapık fırka denir. Üçüncüsü, sünnîlere ve şî'îlere düşman olanlardır. Bunlara (Vehhâbî) ve (Necdî) denir. Çünki bunlar, ilk olarak Arabistânın Necd şehrinde meydâna çıkmışdır. Bunlara (Fırka-i mel'ûne) de denir. Çünki, bunların müslimânlara müşrik dedikleri (Kıyâmet ve Âhıret) ve (Se'âdet-i Ebediyye) kitâblarımızda yazılıdır. Müslimânlara kâfir diyene Peygamberimiz la'net etmişdir. Şî'î fırkasını yehûdiler, vehhâbî fırkasını ingilizler kurdu. Ehl-i sünnet fırkasını türkler korudu."
Yeni Anayasa'mız ne diyor, bilemiyorum, henüz inceleyemedim, ama 16 Nisan referandumuna kadar geçerli olan Anayasa uyarınca, ben Türk'tüm. ("Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür.") Bu maddenin değişmediğini varsayarsak, hâlâ Türk'üm.
Demek ki, ehl-i sünnet fırkasını koruyanlardan biri de benim. Bu koruma görevini bilerek ve isteyerek yerine getirdiğimi hatırlamıyorum doğrusu, ama getirmişim. Sevindim. İyi etmişim. Koltuklarım kabardı.
Ne var ki, alıntıladığım paragrafın Türkçe'sini çözüp a ve i harflerinin hepsinin üzerindeki şapkalarla mücadele ederken, gurur duymakta haklı olup olmadığım konusunda kuşkuya kapıldım. Türk olmanın yanı sıra Yahudi (pardon "yehûdi") olduğum için, kafam karıştı.
Şî'î fırkasını biz kurmuşuz! Paragrafı hızla ve dikkatsizce okuyunca, önce sevindim. Yahudiler övülüyor sandım. "Vay be! Yapamayacağımız şey yokmuş!" diye sevindim. Ama sevincim kursağımda kaldı. Kurduğumuz fırka "sapık fırka" imiş! İyi bir şey kurmayı becerememişiz, habis sapıklığımız yine kendini göstermiş. Gerçi benim Şiilerle bir alıp veremediğim yok, ama sapıkmışlar işte.
Ne yalan söyleyeyim, kitabın bu noktadan sonrasını okumak için derin bir arzu duyamadım. Üstelik, itiraf etmem gerekirse, zaten baştan beri hiç okumaya niyetli değildim. Nedenini anlatayım. Bir dostumun Babaeskili yeğeni İstanbul'da üniversiteyi kazanmış, kalabileceği ucuz yurt ararken gittiği yurtlardan birinde günde beş vakit namaz kılmadığı öğrenilince orada kalamayacağı söylenmiş, ama ayrılırken eline İslâm Ahlâkı kitabı tutuşturulmuş. Ben de ondan ödünç aldım.
Elimdeki nüsha kitabın yüz on beşinci baskısı. Üstelik, tahminimce bunlar 300-500 kitaplık değil, büyük ihtimalle birkaç binlik baskılar. Marjinal manyaklar tarafından üç beş adet üretilip kimsenin okumadığı bir kitap değil yani. Dahası, bu heriflerin öğrenci yurtları da var. Bu yurtlardaki eğitim çalışmalarında da Şiiliği Yahudilerin yarattığı ve Sünniliği Türklerin koruduğu öğretiliyor olsa gerek.
"Bu herifler" dediğim, Işıkçılar adıyla bilinen cemaat. Işıkçı olmayan Müslümanlar tarafından pek makbul bulunmayan, benim ise Amerika'daki manyak kültlerden, zırzop sektlerden farksız bulduğum bir cemaat.
Memleketin şu günlerinde "cemaat" kelimesini kullanmak biraz sakıncalı, biliyorum, ama benim derdim de zaten dinler, cemaatler, deliler filan değil. Benim sorunum devletle.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Yahudi vatandaşları var. Çok değil, ama var. Şii vatandaşları var. Onlar da çok değil herhalde, ama varlar. Bir devletin yasaları, vatandaşların bir kısmının diğer bir kısmını "kurduğunu" iddia eden bir yayına nasıl izin verir? Bu "kurulanların" dininin "sapık" olduğunu ve dolayısıyla "kuranların" bilinçli ve kötü niyetli bir "sapıklık" yaptığını iddia eden, yazan ve öğreten bir kurum hakkında bir devletin yasaları nasıl olur da hiçbir yasal önlem alınmasını öngörmez?
İnsan düşünmeden edemiyor. Allah korusun, ama galiba biz çok da laik olmayan, Sünni Müslümanlık kisvesi altında her şeyin yapılabildiği, ırkçılığın pek de sorun edilmediği, Işıkçıların bile "Biraz garip, ama son tahlilde yine de bizden" diye düşünüldüğü bir memlekette yaşıyoruz.
Roni Margulies
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023