Sanem ALTAN
Günlerdir acının kavurduğu ruhlarımızla yaşıyoruz bu garip hayatı.
Hayat tabii ki Soma’yla beraber durmadı, akıyor... Üstelik de tüm güzelliğiyle.
Ama insanın içi acıyor, o güzelliği fark edemiyor.
Tüm güzel şeyler Soma’yla beraber gömülüyor sanki...
Canım acıyor benim de...
Anlatamadığım, tarifsiz bir sızıyla akıyor hayat...
Düşünüyorum... Düşüncelerimiz mi yoksa bilemediğimiz bir güç mü hayat?
Gerçekten onu kontrol etme gücümüz hiç mi yok?
O aksini istediği taktirde hiçbir şey bizim istediğimiz gibi olamaz mı?
Bu soruların cevabının hepsinin “evet” olma ihtimali insanı nasıl da ürkütüyor, değil mi?
Yaşıyoruz, yönetiyoruz, üzülüyoruz, seviniyoruz, her birimiz ötekini ondan daha ‘büyük’ olduğumuzu düşündüğümüz için eziyoruz, hırslanıyoruz, her defasında daha fazlası için kavga ediyoruz ama aslında hayatımızı biz yönetmiyoruz...
Hayat ne isterse öyle oluyor.
Öyle mi?
Bunları günlerdir Soma’yı ve acılarını soluk soluğa izlerken, sıralı kazılmış mezarların fotoğrafına bakarken düşünüyorum.
Hayat, bir kader mi?
Her şey baştan belirlenmiş mi?
Bizim söz hakkımız, olayları belirleyecek irademiz hiç mi yok?
Sadece sürüklenmek mi bizim dünyadaki rolümüz?
Bu böyle olamaz.
Eğer Tanrı varsa ve hayat “bir imtihansa” nasıl bizim irademize hiç yer tanımaz? Bizim irademiz olmadan hayat nasıl bir “imtihan” olur?
Tanrı bizim irademize geniş bir yer ayırmış olmalı yoksa kimin cennete kimin cehenneme gideceği belli olmazdı, hepimizin yaptıklarından, hepimizden daha büyük bir güç sorumlu olurdu.
Yaşadıklarımızı sadece Tanrı’yla ve kaderle açıklayamayız, bu Tanrı’ya karşı haksızlık olur.
Eğer Tanrı yoksa, o zaman zaten kaderden söz edemeyiz, her şey bizim irademize kalır.
Hangi yandan baksanız bizim bu hayatta bir sözümüz, bir gücümüz olduğu görülüyor.
Kendi sorumluluğumuzdan kaçmanın yolu yok.
Böyle baktığımızda, “başımıza geleninin sorumlusu” biziz.
Peki Soma’daki işçileri mi sorumlu tutacağız o korkunç akıbetlerinden dolayı.
Bu da ağır bir insafsızlık olur.
Ortak irademizin kurbanları onlar.
Aynı hataları sürekli yapıyor ve sürekli aramızdan birilerini kurban veriyoruz.
Ve hiç sormuyoruz, “hangi hatalarımızla kendi parçalarımızı ölüme ve acıya kaptırıyoruz” diye.
Bedelini ödeyeceğimizi, öleceğimizi, acı çekeceğimizi bile bile nasıl hep aynı hataları tekrarlıyoruz?
Nasıl böyle korkunç bir aldırmazlığımız var?
Bunun sorumlusu ne Tanrı, ne kader.
Bunun sorumlusu biziz, yanlış insanları seçtiğimiz, hayatı denetlemek için hiç bir çaba göstermediğimiz, yanlışları gördüğümüz halde onları düzeltmediğimiz, düzeltmek için kılımızı kıpırdatmadığımız, bütün hatalarımızın sorumluluğunu “kadere” yükleyerek içimizi rahatlattığımız için biziz.
Yüzlerce yıldır aynı hataları yapıp, aynı bedelleri ödüyoruz.
İnsanlarımızı kaybediyoruz.
“Biz nerede hata yapıyoruz” diye sormadığımız, o hataları düzeltmediğimiz sürece de kaybedeceğiz. Bir gün o soruyu soracağız elbet...
Ama ne zaman?
Ve o zamana dek daha ne
kadar kurban vereceğiz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
28.02.2016
26.02.2016
21.02.2016
17.02.2016
10.02.2016
5.02.2016
31.01.2016
29.01.2016
27.01.2016