Taha Akyol
Kültürümüzün büyük isimlerinden Şemseddin Sami, 1901 tarihli Kamus-ı Türki adlı lügatinde “tefessüh” kelimesinin karşılığını “çürüyüb dökülme” diye vermişti. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde şöyle:
“Çürüme bozulma, kokuşma,
Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma, kokuşma.”
Bütün bu anlamların hepsini yaşamakta olduğumuz için, yazımın başlığında kısaca “tefessüh” dedim.
Zamanımızın kavramlarıyla “yolsuzluk, kayırma, nepotizm, rüşvet, haksız kazanç, nüfuz suistimali, ihaleye fesat, torpil, montaj, sahte diploma, sahte akademik unvan…” diye uzun bir yazı başlığı olmazdı.
“Tefessüh”ün diğer bir yüzü de “bizden” olduğunda ya da “işimize geldiğinde” üstünü örtmek, korumak… “Onlardan” olduğunda aslanlar gibi dört bir koldan saldırmak hatta suç montajı yapmaktır…
TEFESSÜH SOSYOLOJİSİ
Uzun yılların tecrübeleri gösteriliyor ki, şehirleşme, sanayileşme gibi büyük sosyal değişme dönemlerinde “tefessüh” yaygınlaşıyor. Başta, imar rantlarının patlaması ve ihalelerin artması, kamu istihdamının genişlemesi gibi yeni kazanç imkanlarının oluşması bütün “tefessüh” yollarını cazipleştiriyor. “Tefessüh”ün böyle bir sosyolojik zemini var.
Bu yüzden, “gelişmekte olan ülkeler”de “denetim” ve “şeffaflık” özel bir öneme sahiptir. Siyasetin son derece duyarlı, denetim organlarının etkin ve bağımsız, şeffaflık ve liyakat ilkelerinin geçerli olması zorunludur.
Bu konudaki göstergelerden biri Kamu İhale Kanunlarının uluslararası standartlara uygun olup olmamasıdır.
Gelişmiş ülkeler bu yollardan geçtikleri için, denetim hukuku ve denetim kurumları, şeffaflık, fikir ve ifade hürriyeti konularında hayli zengin hukuk birikimine ve kurumlara sahiptirler.
Mesela Sayıştay Avrupalıların bir kurumudur, bütün dünyaya yayılmıştır. Bizde Tanzimat devrinde kuruldu.
BU İKTİDAR DÖNEMİNDE
Bizde iktidarın ilk on yılında AB sürecinin gereği olarak denetim ve şeffaflık yönünde düzenlemeler yapıldı, mesela 3 Aralık 2010’da Sayıştay Kanunu, AB kıstaslarına büyük ölçüde uyumlu hale getirildi. Sonraki yıllarda ise iktidarın Sayıştay yetkilerini kısıtlama teşebbüsleri AYM’den döndü, fakat bu bir niyet tezahürüydü. (AYM Karar no: 2012/207)
AB Komisyonu “2016 İlerleme Raporu”nda, iktidarın Sayıştay denetimlerini daraltmasını eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözler “denetim” kavramına nasıl baktığını gösterir:
“Sayıştay'ın icracı kurumlardaki denetimini sadece açık arama veya ceza penceresinden bakarak yapmaması gerektiğini düşünüyorum” (30 Mayıs 2022)
Siyasi Etik Kanunu’nu niye uzun yıllardan beri çıkarılmıyor?! Meclis’te böyle bir teşebbüs de yok. Bu tavrın siyasette etik değerleri önemsizleştirdiğini kim inkar edebilir.
Kamu İhale Kanunu neden değiştirilmiyor? Eski Bakan Lütfi Elvan, eski bakanlığı sırasında Mehmet Şimşek bunu gerekli gördüğü halde?
Belki en vahimi, AB istediği halde ve “Vizesiz Arupa”nın şartlarından biri olduğu halde Yolsuzlukla Mücadele ve Şeffaflık Kanunlarının yıllardan beri çıkarılmamış olmasıdır.
Türkiye’nin enflasyonda ve de organize suçlarda Avrupa birincisi olması sebepsiz değildir.
CB SİSTEMİNDE
CB sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olarak, Cumhurbaşkanına yasama ve yargı üzerinde de geniş yetkiler verdi. Devlet katında Cumhurbaşkanı onayı olmadan hiçbir atama yapılamaz, karar alınamaz. Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın şu sözleri, devlet çarkının nasıl işlediğine dair bir şahitliktir:
“Bir şef ya da daire başkanı 'Külliye'ye sormam lazım' sözünü ediyor. Biz bunu söyleyenleri bilmek istedik. Çünkü işine gelince işi hallediyorlar, işlerine gelmeyince 'Külliye'ye soralım' diyorlar...” (11 Mart 2011)
Siyaset ve sosyal bilimler dünyamızın saygın isimlerinden Prof. Beşir Atalay’ın isminin, kurucu olduğu üniversiten silinmesi, “göze girme” kültürünün bu sistemde ne tür davranışlara yol açtığının bir örneğidir. Atalay iktidar mensubu olsaydı, kim cesaret edebilirdi buna.
Böyle bir ortamda hangi kurum, hangi denetim organı, hangi savcı bağımsız hareket edebilir?
İşte bu tabloda, cezasızlık ve denetimsizlik kültürü hiç olmadığı kadar artıyor, “e devlet” sahtekarları bile çekinmeden neler yapıyor, görüyorsunuz.
İsmet Paşa’nın Başvekili Refik Saydam, “A’dan Z’ye her şey bozuk” demişti. Benzer bir sistemde bugün de böyle…
Nasıl kapsamlı bir sistem ve hukuk reformu lazım, siz düşünün.
Yazarlar
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.02.2026
14.02.2026
11.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026